KILIÇDAROĞLU SALDIRISINI BAHANE EDİP DEVLETİN BAKANLARINI İSTİFAYA ÇAĞIRANLAR! – 22 Nisan 2019

Kılıçdaroğlu saldırısını bahane edip devletin bakanlarını istifaya çağıranlar! O işler öyle olmaz

Biz günlerdir seçimlerle, seçimlerde yapılan organize hırsızlıklarla, ilkokul düzeyinde antrikot tiyatrolarıyla uğraşırken 4 vatan evladımız bu cennet vatan için toprağa düştü.

 Ankara çubuklu Yener Kırıkçı, Giresunlu Murat Şahin, Kırıkkaleli Şevket Çetin, Iğdırlı Erhan Çiyapul.

4 Anadolu evine ateş düştü, 4 ananın, babanın yüreği ciğeri parçalandı. Hain terör örgütü PKK tarafından şehit edildi bu 4 yavrumuz. Her ne kadar bazı siyasi parti temsilcileri teröristi ve PKK’yı bağıra bağıra söyleyemese de PKK tarafından hedef alınan askerlerimizi uğurlayıp toprağa verdik dün. 

Ve Ankara Çubuk’ta şehit cenazesine katılan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı hiç istemediğimiz, tasvip etmediğimiz, bir daha tekrarlanmamasını dilediğimiz bir olay yaşandı.

Peki, hemen sonrasında ne oldu?

Sosyal medyada anında bir akım.

Tek bir yerden düğmeye basılmışçasına Süleyman Soylu’yu, Hulusi Akar Paşayı istifaya davet etme,

Bu işin müsebbibi olarak Cumhurbaşkanını hedef gösterme, olayın muhattapları için onlar oraya bilinçli gönderilen kişiler diye diye böyle kulaktan kulağa bir şeyler yayılmaya başladı. Yani devlet suçlandı, içişleri bakanı, milli savunma bakanı, cumhurbaşkanı, şehit yakınları suçlandı ama bir tek dağdaki terörist suçlanmadı…

Yani bu milletin, yahu ne oluyor, baksana evlatlarımızı katletmeye devam ediyor bu PKK, eee bu PKK’yı destekleyen partilerle huzur, barış, kardeşlik, bahar, güzel günler falan diye diye biz bir araya mı geldik yahu… Düşüncesine kimse kapılmasın diye algı başka bir yönemi çevrildi diye düşünürken şöyle bir hafızamızı tazeledik. Ve aklımıza Hacı Bektaşi Veli törenlerine katılan dönemin adalet bakanına yumruk sallayan kişiyi CHP’li vekillerin koltuğunun altına alıp koruduğu zamanlar geldi.

Koca Tepe caminde Cumhuriyet mitingleri organize edilirken şehit cenazesine katılan o dönemin başbakan yardımcısına saldıranları alkışlayanlar da geldi aklımıza… Dönemin enerji bakanı Taner Yıldız’ın burnunun kırılması ve sonrasında Cumhurbaşkanının bu konuyu kapatalım şehidin naaşına ve ailesinin acısına saygı adına sessiz kalmalıyız deyişi de geldi aklımıza…

Tüm bunların yanında birileri bizi alzheimer zannediyor galiba. Ortalıkta sürekli toplumu germeyin, yok dilinizi söylemlerinizi değiştirin, birleştiricilik ve yapıcılık mesajları verin diyenlerin geçmişini unuttuk mu zannediliyor.

PKK bir terör örgütü değildir, biz sırtımızı PKK’ya yasladık diyen HDP ile aynı masaya oturduğunuzu kabul edip sindirdik mi zannediyorsunuz?

Daha durun Apo’nun heykelini dikeceğiz, PKK bir terör örgütü değildir. Diyen adamların siyasi dilini, çizgisini beğeniyorum diyenleri kabul ettik mi sanıyorsunuz?

Bu ülkenin sanki 50 bin şehidi olmamış gibi bu ülke sanki terörle 30 yıldır uğraşmıyormuş gibi birileri demokrasiden, fikir özgürlüğünden, insan haklarından bahsederken, terörist sevicilerle birilerinin yaptığı pazarlığı görmüyoruz mu sanıyorsunuz?

Hangi siyasi parti hangi takım, hangi tutum, hangi görüş ve fikir olursa olsun biz vatandaş olarak bu süreçte ne olursa olsun devletimizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü savunacak, hukuka saygılı, sağduyulu, itidalli ve soğukkanlı olacağız.

Dün yaşanan olay sonrasında kelle isteyenleri, öteyi beriyi suçlayanları, şehit yakınlarına türlü hakaret edenleri, güvenlik güçlerine fatura kesmeye çalışanları gördükçe aklıma şöyle bir fıkra geldi. Ha bu arada ben baya iyi fıkra anlatırım yazıyorsunuz anlat anlat diye anlatayım o halde,

Nasrettin Hocanın eşeği ahırdan çalınmış ve bunu duyan bütün komşular ahırın önüne toplanmışlar. Bir tanesi hocaya; Ya hocam bu ince bu zayıf kapı hiç ahırı tutar mı? Öbürü; Ya hocam şu ahıra kocaman bir kilit taksaydın! Bir diğeri; Ya hocam bir tane köpek al gece en azından ahırın önünde evi falan bekler tarzında telkinlerde bulunurken, Nasrettin Hoca darlanmış ve dönmüş. Ya komşular iyi hoş da bu hırsızın hiç mi suçu yok?

Anladınız?

Kalın sağlıcakla.