KUDÜS ELİMİZDE OLURSA NE OLUR? – 8 Aralık 2017

İletişimin temel ilkelerinden birisidir, doğru cevabı almak için doğru soru sormak…

Hikayedir ya bu;

İki genç, İncil okurken sigara içilip içilmemesi konusunda aralarında tartışırlar. Bir sonuca varamayınca papaza giderler. Papaza sorularını soran gençlerden biri olumsuz diğeri olumlucevap alır…

Birincisi papaza “İncil okurken sigara içebilir miyiz?” diye sorar.

Papaz: İncil kutsal kitaptır, saygısızlık olur bu nedenle içilmez.

İkincisi papaza “Sigara içerken İncil okuyabilir miyiz?” diye sorar.

Papaz: İncil hayatımıza yön veren kutsal kitaptır. Her zaman ve her yerde okunmalıdır, der…

Yani;

Doğru cevabı almak için soruyu doğru sormamız gerekir.

Şimdi gelelim Kudüs mevzusuna;

Herkesin kendine sorduğu soru “Kudüs elimizden giderse ne olur?

Sahiden ne olur Kudüs giderse?

Sadece bir toprak parçasını mı kaybetmiş oluruz?

Yoksa onlarca mabedlerimizden biri yıkılmış mı olur?

Yahudilerden korkmuş mu oluruz?

Amerika’ya gücümüz yetmemiş mi olur?

Yoksa evlerimizin duvarlarını süsleyen Mescidi Aksa tabloları duvarlarımızdan inmiş mi olur?

Veya Filistin’deki üç beş Mescidi Aksa savunucusunu yalnız mı bırakmış oluruz?

I ıhh… Hayır!

Cevapların hepsi yanlış olur. Çünkü soru yanlış!

Kudüs elimizden giderse sorusu korkaklık belirtisidir. Ve İsrail’in, ABD’nin istediği soru şekli de budur.

Aslında sormamız gereken doğru soru “Kudüs elimizde olursa ne olur? Hayatımıza, ruhumuza ne katar Kudüs?”

Kudüs bizim olursa;

Allah Resulünün ilk kıblesi ve miraca çıkmasına şahid şanlı beldenin tapusuna sahip olan şerefli bir ümmet oluruz.

Selahattin Eyyubi’nin başına siyah sarık bağlayıp; “Gülmeyeceğim, Kudüs esaretten kurtulana kadar gülmeyeceğim.” dediği ruhu kıyamete kadar yaşatıyor oluruz.

Kudüs bizde olursa,

Kanuni’nin Haremi Şerif kapılarından birine “la ilahe illallah ibrahim halilullah” yazdığı gibi dünya tarihine hoşgörü mührünü vurduğu kitabeyi akıllara bir kez daha kazımış oluruz.

Kudüs bizde olursa;

Abdülhamid’den bütün Osmanlı borçlarının silinmesi karşılığında Kudüs istendiğinde “Mekke Allah’ın haremidir, Medine peygamberin haremidir. Kudüs ise bütün Müslümanların haremi ve namusudur” demişti… Haremine ve namusuna sahip çıkanlar olarak ömrümüzü tamamlamış oluruz.

İşte soru doğru olunca cevaplar da böyle oluyor…

Doğru sorulardan bir tanesi de “neden şimdi?” Tarihe dikkat, çünkü 6 Aralık 1917’de Osmanlı mağlup olup Kudüs’ten ayrılmıştı. 6 Aralık 2017’de, yani tam yüzyıl sonra yarım kalan hesaplarını tamamlamak istiyorlar.

Unutmayın,

Kudüs bir coğrafi mesele değil, imani bir meseledir.

Ve Kudüs davasının sahibi haktır, hak olan davada zafer muhakkaktır.

Bize düşen Kudüs aşkımızı Nuri Pakdil’in şu mısralarıyla bütün Müslümanlara hatırlatmaktır.

Yüreğimin yarısı Mekke’dir,
Geri kalanı da Medine
Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.

Kalın sağlıcakla