KUDÜS’ÜN YANINDA KİMLER VAR? – 18 Mayıs 2018

Kudüs. Bir peygamberler şehri, Yaradan’ın iki haremimden biri dediği ve dokunulmaz kıldığı belde.

Selahattin Eyyubi’nin esaretine dayanamadığı, yıllarca başına siyah sarık bağlayıp yas tuttuğu ve ardından da fethedip ümmetinin himayesine hediye ettiği,

Sultan Abdülhamid’in ölürüm de bir parça toprağını vermem dediği Miraca şahit mübarek şehir Kudüs.

Bugün küfrün, işgalin, zulmün tam ortasında,

Maalesef, koca İslam ümmeti Allah’ın haremine uzanan kirli eli kıramıyor ve zalimin karşısına dikilemiyor.

Bütün Müslümanların iffeti, namusu olan Kudüs’ü korumak ve savunmak sadece Filistinlilere emir olunmuşçasına ölümün üzerine atılarak parmakları havada şehit oluyorlar.

Ve ölen öldürülen zulmedilen Müslümanlar olunca da bütün dünya üç maymunu oynamaya devam ediyor. Çığlıkları duymuyor, akan kanı görmüyor, misket bombalarını konuşmuyor.

Ancak, bütün dünya sırtını dönse de bütün Müslüman devletler Filistin’i yalnız bıraksa da biz Kudüs’e sırtımızı dönmeyecek, Filistinli kardeşlerimizi kaderlerine teslim etmeyeceğiz.

Elimizden ne geliyorsa onu yapacak Kudüs’te zulmün olduğunu, Kudüs’te işgalin olduğunu, Amerika ve İsrail’in o topraklarda işgalci barbar olduğunu önce islam ülkelerine, ardından da tüm dünyaya duyuracak ve kabul ettireceğiz.

Lakin biz ne zaman birleşmeye, birlikte adım atmaya, birlikte sesimizi yükseltmeye kalksak hiçbir zaman Kudüs diye bir derdi olmayan Kudüs’e âşık olmayan Kudüs için canını ortaya koymayanlar bir algı oluşturmak verilen mücadeleyi basitleştirmek istiyorlar.

Ama şunu unutmayın;

Amerika’nın piyonu olanlar, kuklacılıkla sessizliğe gömülenler, Kudüs’ü coğrafi bir mesele görüp “Bize ne ya Filistin’den” diye suratını büzenler, “Tam seçim öncesi bu da iyi oldu şimdi prim yapıp oy toplarlar, akan kanı siyasete alet edip işlerine bakarlar” diye yazıp çizenler, siz de en az o zalimler kadar bu vahşete ortak ve yandaşsınız.

Biz Müslümanlar, Kudüs’ün onuruna, gururuna, şerefine ihtiyacımız olduğunu unutup sanki Kudüs’ün bize ihtiyacı var algısına kapılıyoruz.

Kudüs’ün yanında kimler var biliyor musun?

Onun yanında Hanzala var, gözyaşları dua avuçlarına damlayan ümmet var…

Tekerlekli sandalye ile şehadete koşan Fadi Ebu Salah var…

Alçakların elini-gözünü bağlamasına rağmen yüzünü gökyüzüne çevirerek özgürlüğe tebessüm eden Cüneydi’nin direnişi var…

Mazlumun Kudüs’le atan kalbi var, sağ elinde biberonu sol elinde taşıyla cesaret hapı almadan tanka binemeyen, meydana inemeyen zalimi bekleyen bebeler var,

Helal sütününün son damlasını sana saklayan, ümmetin iffetine kurban olsun diye evlatlar doğuran analar var.

Hz. Davud’un 12 yaşındayken elindeki sapan taşıyla zalim Golyat’ı, Calud’u yere seren Allah var.

Bırak birileri istediği gibi konuşsun, bizi farklı kılan Kudüs’e olan aşkımızdır.

Bak ne güzel diyor şair;

Yokuşlar kaybolur çıkarız düze

Kavuşuruz sonu gelmez gündüze

Sapan taşlarının yanında füze

Başka âlemlerle farkımız bizim