METRODA BİR KADINA KARA FATMA DİYE HAKARET EDENE CEVABIMIZ! – 27 Haziran 2019

23 Haziran’daki İstanbul seçimlerinin hemen ardından zafer sarhoşluğundan olsa gerekmetrodaki bir bayanın, tesettürlü bir kadına Kara Fatma diye aklı sıra hakaret etmesi ve akabinde de kendisini uyaran oradaki insanlara “Burası Türkiye, işte burada herkes fikrini özgür bir şekilde dile getirebilir” demesi birkaç gündür sosyal medyanın gündeminde maalesef

Başkalarına hakaret etmeyi kendinde hak gören bu bayana cevap vermeden önce Kara Fatma diye birilerinin hakaret argümanı olarak kullandığı hatta bir böceğe ismi verilerekaşağılanmaya çalışılan KARA FATMA’yı önce bir tanıyalım.

Kurtuluş mücadelesinin kahramanlarından olan ve halk arasında da Kara Fatma olarak bilinen Fatma Seher Erden 1888’de Dadaşlar diyarı Erzurum’da dünyaya gelir.

Böyle gözü pek, bileği sağlam, yüreği de iman ve vatan sevgisiyle dolu olan bu Anadolu kızı, Balkan harbi sırasında asker olan eşiyle birlikte Edirne’ye göçer ve oraya yerleşir. Ardından eşi Sarıkamış’a görevlendirilince onu yine yalnız bırakmaz. Onunla birlikte doğu cephesine gider. Askerlerimiz için aşçılık, bulaşıkçılık, temizlikçilik yapan bu Kahraman Kara Fatma, ihtiyaç olduğunda da hasta bakıcılık ve hemşirelik yaparak Peygamber ocağı olan asker ocağımızda faydalı olmaya gayret etmiş. Eşinin cephede şehit düşmesinin üzerine akrabalarından oluşan 40-50 kişilik bir müfreze ile cenk meydanına iner bu Fatma Seher bacı. Sivas Kongresi’nin yapılacağını duyunca Gazi Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek için Sivas’a gider ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya savaşa katılmak istediğini belirtir, ondan izin ister.

Devamlı çarşaf ve siyah kıyafetler giydiği için de Gazi kendisine Kara Fatma lakabını takarak300 kişilik bir birliği komuta etmesi için görevlendirir. Milli mücadele esnasında sadece eşini şehit vermez Kara Fatma. Aynı zamanda iki evladını da bu cennet vatana şehit verir.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İstanbul’a yerleşen bu Kara Fatma istiklal madalyasıyla ödüllendirilir ve kendisine gazi maaşı bağlanır. Ancak kahraman Fatma Seher “Ben para için değil, vatanım için savaştım” diyerek maaşının tek kuruşuna dokunmadan parayı Kızılay’a bağışlar. Sonrasında da Sultan Abdülhamid’in yaptırdığı Darülaceze’de vefat ederek Kasımpaşa’daki Kulaksız Mezarlığına defnedilir.

İşte böyle dostlar..

Modernizmi, entellektüelliği, kültürlü olmayı Moda sokaklarında köpek gezdirmek zanneden bir zümrenin o metrodaki bayana gerekli tepkiyi vermemesine, bir bayana taciz, saldırı uygulandığında eğer o kadın kapalıysa üç maymunu oynamalarına bir anlam veremiyoruz, bir ad da bulamıyoruz. Bizler bu toprakların değerlerini, fedakarlarını, kahramanlarını tanıyoruz ve biliyoruz. Tanımayanları da, bilmeyenleri de cehaletleriyle baş başa bırakıyoruz.

He bu arada biz bütün insanları seviyoruz. Hatta o metrodaki bayanı da seviyoruz. Çünkü biz insanları açık-kapalı, Alevi-Sünni, Laz-Kürt diye ayırmadan, ayrıştırmadan seviyoruz. Bizler Yunus Emre desturu ile yaradılanı seviyoruz yaradandan ötürü… Ama bizim bu sevgimiz, bizim bu duruşumuz veyahut da bizim bu bakışımız o metroda hakaret eden bayanın ne kadar aşağılık, ne kadar terbiyesiz, ne kadar ahlaksız, ne kadar saygısız, ne kadar … (Burayı da siz doldurun) ve iğrenç bir bayan olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.

Kalın sağlıcakla.