TÜM DÜNYANIN GÖZÜ NEDEN İSTANBUL’DA? ÇÜNKÜ İSTANBUL… – 29 Mayıs 2019

Bugün 29 Mayıs, İstanbul’un fethiOnu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel asker, diye asırlar öncesinden müjdelenen, İslam sancağını tam 566 yıldırtaşıyan şehir, İstanbul’un fetih günü bugün. 

Oyun hep aynı oldu. Bakın Moğol İstilası döneminde doğuda taş üstünde taş bırakmayan Moğollar oralarda felaketler estirirken, Müslümanların batıdaki kalesi olan Endülüs’te, Müslüman şehirler tek tek Hristiyanların eline geçiyordu. Tuleytula, Kurtuba ve İşbiliye artık birer Müslüman kenti değildi. Yani İspanya’nın birleştirilip, büyük bir Hristiyan devleti haline getirilme projesi bu şekilde hayata geçirildi.

İspanya’da Endülüs Devleti yıkıldı ve bütün dünya artık Müslümanlar bitti, durdu, yok oldulardiye düşünürken 1453‘te İstanbul fethedildi. Bu yüzden İstanbul’un fethi hâlâ Müslümanlar için yeniden dirilişi, yeniden doğuşu temsil eder.

Şimdi bu ortalıkta İslamın ve Müslümanlığın kuyusunu kazanların adı değişmiş olsa da, tipleri değişmiş olsa da dert de aynı, plan da aynı, oyun da aynı

Bakın İstanbul seçimlerine yalnızca bir belediye seçimleri derken ne oldu da tüm dünya devletleri bir anda İstanbul’a kitlendi?

Ne oldu da günahını dahi bu toraklara vermeyecek devletler hırsızlık ve usulsüzlükle ortada dolaşan birine bir bir tebrik mesajları gönderdiler, her şeyimizle yanındayız dediler?

Yunan’ı kim sevindirdi hatta kim yüreklendirdi bu kadar? Yoksa bitmeyen ve kıyamete kadar da bitmeyecek olan Konstantinopolis‘i yeniden diriltme planları mı?

İstanbul’u sıradan bir şehir olarak görenler iyi dinleyin; İstanbul bir payitahtır. İstanbul, İslam sancağının bu toprağa kazıkla çakıldığı ve hiçbir haçlının da bu sancağı indirmeye gücünün yetmeyeceği bir şehirdir. İstanbul balkanların güven kapısıdır. İstanbul yeryüzündeki tüm Müslümanların umut bağladığı, el açıp gözyaşları içinde dua ettiği şehirdir. İstanbul “Zulüm 1453’te başladı” diye yazanlara ve onların tasmalarını ellerinde tutanlara inat fetihlerin yakıştığı şehirdir.

Kudüs’ten, Myammar’dan, Orta doğu’dan, Filistin’den, Suriye’den yükselen çığlıkların La Galiba İllallah teslimiyetiyle yankılandığı şehirdir İstanbul.

Ezan seslerinin semalara karıştığı, ordularının bayrağına aşkla sarıldığı, korkusundan Çin Seddi yaptırılan Mete Hanların, Avrupa’ya aman dileten Attilaların, 50 bin kişiyle 200 bin kişilik orduyu yok eden Alparslanların, Kılıçarslanların, gemileri karadan yürütüp çağ kapatıp çağ açan Fatihlerin şehridir İstanbul…

İstanbul, Ebu Eyyûb el-Ensarî‘nin, Akşemsettin’in dualarla beslediği Mimar Sinan’ın minareleriyle, kubbeleriyle süslediği, Abdülhamid Han‘ın Darülacezelerle, Hamidiyelerle, Hicaz demiryollarıyla bütün ümmeti birbirine bağladığı, Recep Tayyip Erdoğan’ın, Marmarayla, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’yle, yeni havalimanıyla, Avrasya tüneliyle, metrolarıyla, yollarıyla, yeşil alanlarıyla yeniden ayağa kaldırdığı bir aşkın, bir sevdanın, bir emaneti mukaddesin adıdır İstanbul..

Onun için İstanbul’u namus bilen, İstanbul’u sancak bilen, İstanbul’u ecdadın emaneti bilen kardeşim, gururlan bugün, yaşa fethinin şanını şerefini, ve yedi düvelin duyması için haykır şu manifestoyu; 

Hak yerini bulacak ve İstanbul hep güzeldi, daha da güzel olacak.

Kalın sağlıcakla.