28 ŞUBAT’TAKİ GİBİ YENİDEN DÜĞMEYE BASTILAR – 10 Mart 2018

Fıkra bu ya, Temel ile dursun kahvede oturmuş kovboy filmi izliyor. Filmde bir kovboy dörtnala at sürüyor. Dursun Temel’e: Ben diyorum ki bu kovboy bu hızla giderse uçurumdan aşağı düşer. Temel: Yooook düşmez der. İddiaya girerler ve kovboy bir zaman sonra atla birlikte uçurumdan aşağı düşer. Temel kaybeder iddiayı ve Dursun’a 100 lirayı öder. Dursun ‘Ben bu filmi geçen hafta izledim, düşeceğini biliyordum’ der ve parayı geri verir. Temel: Kalsın sende para, ben de izlemiştim bu filmi geçen hafta der.

Dursun: Madem izlemiştin neden iddiaya girdin?

Temel: Ne bileyim geçen haftadan akıllanmıştır bu kovboy aynı hatayı tekrar yapmaz diye düşündüm’ der.

Size şimdi bir filmden-oyundan bahsedeceğim, aslında hepimizin çok iyi bildiği küçük değişikliklerle her dönemde yeniden yazılan bir oyun. Oyunu kuranlar aynı, oyunun kuralları aynı, oyunda saf dışı bırakılmak istenenler aynı, oyunun şekli aynı ama artık sonuç başka.

Tarih tekerrür ediyor derler ya hah işte tam böyle bir şey. Birileri yine düğmeye basmış 28 Şubat’taki müptezelleri tekrar sahneye çıkarıyorlar.

Hatırlayın 28 Şubat’ı;

Demokrasi, özgürlük, çağdaşlık, modernlik adına hatta post modernlik başlığıyla omzunda yıldız taşıyanlar, milletin inançlarına, değerlerine saldırdılar,

Müslüm Gündüz adında dini fetva veren, Kur’an’la, dinle, Müslümanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir müptezeli gözümüze sokup “İşte sizin kitabınızın öncüleri” dediler.

“Laik Cumhuriyet tehdit altında” söylemleriyle Cumhuriyetin en temel unsuru olan ifade özgürlüğünü kısıtladılar,

Hemşirelik bölümünde okul birincisi olan başörtülü Behiye kardeşimize, “Herhangi bir ırk, inanç, siyasal veya sosyal düzen ayrımı gözetmeksizin” diye başlayan hemşirelik yeminini dahi ettirmediler.

”Namlusunu milletimize çeviren tanka selam durmam” diyen Muhsin Yazıcıoğlu’nu kartel medya kumpasları ile köşeye sıkıştırdılar…

İkna odaları kurup toplum hayatının her alanında görev alması gereken kadınların okuma haklarını ellerinden aldılar, demokrasiye balans diye gözdağı verip medya üzerinden manşetlerle hükümet kurup hükümet yıktılar…

Gelelim bugüne.

Esenboğa havalimanında 40-50 kişilik bir grup toplanmış, bayram değil seyran değil bütün herkesin gözü önünde zikir çekiyor. (I ıhh yemiyoruz)

CNN, Hürriyet oturmuş Müslüm Gündüz denen müptezelin kadınların boğazları kesilmesi fetvasını günde 3 kez manşet yapıyor. (ı ıhh okumuyoruz, dinlemiyoruz)

Sünnetli olup olmadıkları dahi belli olmayan tiplere sarık cüppe giydirip kadın-çocuk üzerinden asmalı kesmeli demeçler verdiriliyor… İlgilenmiyoruz.

Yoğun bakımdaki hastaya “Bayan hemşire mi, yoksa erkek hemşire mi serum takmalı?” gündemli saçma sapan bir tartışma oluşturulmaya çalışıyor. Takmıyoruz…

Yahu hani siz özgün içerik üreten entel dantel takımıydınız, ne oldu size? Kurudunuz hepten. 30 yıldır aynı senaryo ile aynı oynamaya çalışıyorsunuz. Hiç yakıştıramadık size. Yeni bir şey bulun biraz kafa patladın. Tabi varsa…

Az bir beri baksanıza.

Bu millet bu oyunları artık yemiyor. Figüranlarınızla, kendinize benzeyen soysuzlarla, ne ediğü belirsiz gruplarınızla yeni Türkiye sahnesinde artık yeriniz yok.

Siyasetin, kutuplaştırıcı, dışlayıcı, ötekileştirici, marjinalleştirici bütün tarafları hepsi sizin olsun, bize bu cennet vatan ve bu aziz millet yeter.

Sokaklarda tank görmesine rağmen darbe niçin olmuyor diye şaşıranlar;

Bu millette artık korkaklık yok, uyuşukluk yok, teslimiyet yok, sessiz kalmak yok, güce boyun eğmek yok! Çünkü bu millet güçlü veya zayıf, zengin veya fakir fark etmez her zaman Hakk’ın tarafında ve haklının yanında olacaktır.

Kalın sağlıcakla.