ABDULLAH GÜL’ÜN TARAFI – 17 Ağustos 2017

AK Parti kuruluşunun 16. Yılı Ankara’da sade bir tören ile kutlandı. 16 yıllık serüvenin anlatıldığı törende dikkat çeken detay, törene katılanlardı. Son birkaç yıldır manevralı tavırlarıyla ön plana çıkan Bülent Arınç ve AK Parti gibi Türk siyasetine yeni bir vizyon katan bir partinin Genel Başkanlık koltuğunu kaybeden Ahmet Davutoğlu törende ön saftaydı. Arka sıralarda da bu 16 yıllık serüvenin kenarında köşesinde dahi olanlar vardı. Ama biri yoktu. Hatta “her zamanki gibi yoktu” dersek yanlış ifade etmemiş oluruz.

16 yıl önce Erdemliler hareketi olarak yola çıkılan bu yürüyüşte kiminin nefesi yetmedi, kimi ruhunu-aklını kiraya verdi, kimi makam-mevki vaadine kandı, kimi de kerameti kendinden bildi.

İşte bu kerameti kendinden bilenler takımının başında da Abdullah Gül vardı.

2007 yılında Sabih Kanadoğlu’nun uydurduğu 367 garabetine rağmen kellesini ortaya koyarak sisteme ve sistemin üstünden geçinerek kendini ülkenin sahibi zannedenlere karşı dimdik duran Erdoğan’ın kendi elleriyle yol arkadaşım dediği Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturttuğu günleri önce kamuoyu sonra da Sayın Gül erken unuttu.

Çankaya’nın havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez ama oraya giren, oraya yerleşen ahde vefayı kapı girişine bırakıp içeri girdi. (Binali Bey hariç)

2007 yılından 2017 yılına kadar bu ülke envayi çeşit badireler atlattı. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş ihanetler, saldırılar, algı oyunları, iftiralar bu son 10 yılda yapıldı. MİT krizinden, gezi darbe girişimine, 17/25 Aralık ihanetinde 15 Temmuz darbe girişimine kadar içeride bir çok olay olurken dışarıdaki düşmanlardan gelen saldırılarda birbirini izledi. PKK’sı, PYD’si, DAEŞ’i ise karşılaşılan sıkıntıların bir başka çeşitleriydi.

Kısacası içerde ve dışarıda 7 düvele karşı mücadele verilirken her açıklaması olay olan, fırtınalı günlerde kafasını kuma gömmeyi adet edinen, olması gereken yerlerde kendini siyasetin üstünde tutarak olmayan, olmaması gereken birçok platformda birilerine şirin gözükme adına boy gösteren Sayın Gül’ün AK Parti’nin 16. Yıl kutlamalarında olmayışı da dikkatlerden kaçmadı. Hatta bu hareketini kulislerde yorumlayanlar Sayın Gül’ün fırsat kolladığını, zamanı geldiğinde yeni bir oluşumun başına geçeceğini konuşmaya başladı.

Safların bu kadar net olduğu veya olması gerektiği bir dönemde renk vermemeye çalışan, dava ve yol arkadaşları saldırı altındayken tarafsız olmayı tercih eden Gül de iyi biliyordur ki, tarafı olmayan veya milletten ve ümmetten yana taraf olmayanlar bertaraf olacaktır. Örnek görmek isterse 16. Yıl kutlamalarına katılan ama başı önde eğik bir şekilde duran Davutoğlu’na ve Arınç’a baksın.

Kalın sağlıcakla