AVRATTA SAHTECİLİK YAPANLARA OPERASYON – 20 Temmuz 2018

Seçim sürecine kadar öyle yoğun ve hareketli bir gündem vardı ki, kim ne dedi, kime salladı, yine hangi uydurmalarla ortalığa düştü takibi yaparken biraz yorulmuşuz. Bakıyorum meydan hala aynı meydan. Bizim efeler yine ortalarda da tilkiler, kedicikler mıyır mıyır çeviriyorlar yine bir şeyler…

Neyse neyse. 24 Haziran sonrası ilk defa bir ülkede yapıcı ve onarıcı mahiyetinde bir DEVRİM oldu demiştik. Sabredin, müsaade edin, az bekleyin bakın neler olacak diye de söylemiştik size.

Eli kulağında geldi taze haberler.

Adnan Oktar ve kediciklerine operasyon

İlk vakamız, Adnan Oktar ve onun maşallahcı, inşallahcı kedicikleri. Şimdi mevzuyu herkes biliyor. En başından anlatmayacağım onun için. Bir tane sapık herifin peşine takılan bilmem kaç estetik operasyonu geçirip de hala bize anadan doğma böyle olduklarını yedirmeye çalışan pisi pisiler.

Şimdi bu operasyon niçin daha önce yapılmadı, yine işlerine gelene göz yumdular da, olan kızlara oldu falan filan diye yazıp çizenler… Devlet yönetmek sizin evde bozuk kumandaya arkadan vurarak çalıştırmaya benzemiyor. Biraz ufuk, biraz siyaset, biraz strateji. Anladın?

Kedicikleri makyajsız yanıyan Türk polisi…

Yalnız şunu da demeden geçemeyeceğim. Kedicikleri makyajsız halleriyle tanıyıp da tespit eden Türk polisi… Size bir kez daha helal olsun. Bir kez daha alkışlıyoruz hepinizi.

Yani dostlar, Devlet zamanı geldiğinde bu milletin ahlaki genleriyle oynamaya çalışanların ensesine nasıl binileceğini göstermiş oldu.

ODTÜ’de aşağılık pankart

Tabi bundan önce bir de ODTÜ meselesi vardı. Hani şu asılan aşağılık, terbiyesiz pankartlardan bahsediyorum. İlimle-bilimle gündem olamayan bazı anarşist çapulcular.

Anarşist diyorum çünkü; bu özgürlükçü geçinen tipler okulda namaz kılan öğrencilere çivili sopalarla saldırmıştı.

Çapulcu diyorum çünkü; entelektüel-modern- kültürlü olmayı kız-erkek aynı pisuara işemek zannediyorlar.

Bu milletin dini, ahlaki değerlerini aşağılayan, seçilmiş Yeni Türkiye’nin Başkanına hakaret içeren pankartları açanların diplomaları iptal edilip, tutuklandılar. Yani Devlet, yeni dönemde kim hangi dilden anlıyorsa o dilden konuşacağını da göstermiş oldu.

Bedelli askerlik

Ve günlerdir son dakika haberleriyle hop oturup hop kalktığımız bedelli askerlik mevzusu. Yeni bir sisteme geçişle Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin 500 binden fazla gencin talebini, ihtiyacını ve isteğini değerlendirip bedelli askerlikte karar kıldı.

25 yaş 15 bin. Bitti mi? Bitmedi…

Tabi bazıları da, ‘Ya şimdi biz nasıl gidelim, 28 günde askere’ diye söyleniyor.. Ne olur gitsen de bir silah tutsan, bir postal bağlayıp nöbete kalsan. Davul zurnalarla uğurlarız valla seni. Hem fena mı oğlum, yarın bir gün çoluğuna çocuğuna, torunlarına göstereceğin bir askerlik fotoğrafın, yıllarca her ortamda gerile gerile anlatacağın askerlik anıların olur.

Şaka bir yana bu 28 günlük sürenin kaldırılmasıyla ilgili de devlet talepleri değerlendirip, en kısa zamanda karara bağlayıp bize de haber verir siz hiç dert etmeyin. Bu mevzuda da görüyoruz ki devlet milletin ihtiyacını görüyor, ciddiye alıyor ve aynı hızla da karara bağlıyor.

Yani sistem tıkır tıkır işliyor.

CHP’deki kurultay krizi

Bir de bu olup bitenlerin yanında CHP’deki kurultay karmaşası var.

Muharrem ve arkadaşları parti işinde kazan kaldırıp, noter tasdikli imzalar, yok 500 olduk yok 400 idiler.. Falan filan..

Ya Muharrem sen niye böyle yapıyorsun? İlkokul öğrencisi gibi seni yanına çağıran ‘’Ulan hep ben yenileceğim bir de sen yenil şu adama’’ diye seni mancığına oturtan genel başkanına niye böyle kazık atıyorsun?

Hani aday olmayacaktın, hani sen teşkilat terbiyesi almıştın, ne oldu? Ya sen niye dün dediğini bugün unutuyorsun yine? Ne yapacağız senin bu fırıldak hallerinle ya!

Neyse ne yaparsanız yapın umurumuzda değil.

Bizim millet olarak, devlet olarak, memleket olarak yapacak çok işimiz var. Oturup da sizin katakulli kurultaylarınıza kafa yoramayız.

Anadolu’ bir deyim vardır, ben biraz yumuşatarak söyleyeyim. ‘’Yiyin birbirinizi aranıza girersem beni de yiyin’’ diye.

Evet beyler, boşa kaybedecek bir dakikamızın olmadığı bu günlerde tıpkı 24 Haziran’da olduğu gibi yalana-dolana algı oyunlarına meydan vermeden sabırlı bir şekilde birbirine kenetlenerek hedefimiz olan Kızılelma’ya doğru durmadan yorulmadan koşmaya devam edeceğiz.

Ve dediğimiz gibi film daha yeni başlıyor. O nedenle Az daha sabır.

Bak ne diyor şair;

Sen sabırlı ol devran dönecektir,

Sana yapılan haksızlıkları Mevlam görecektir,

Ahın yerde kalmaz, bir gün sıra onlara da gelecektir..

Kalın sağlıcakla