AYASOFYA’daki AÇILIŞA KİMLER DAVETLİ? – 23 Temmuz 2020

Çocukluğumuzdan itibaren dinleye dinleye büyüdük bu ezgileri,

“Gergin uykulardan, kör gecelerden

Bir sabah gelecek kardan aydınlık.” diye, işte o sabaha ramak kaldı. 24 Temmuz Cuma sabahı doğacak inşallah o kardan aydınlık olan sabah.

Tabii şu andaki gündemimiz program nasıl olacak, kimler gelecek açılışa, orada kimler olacak, caminin içine kimler alınacak, işte kaçta gelirsek yer buluruz orada veya birini arasak bir yer ayarlar mı bize, değil mi?

Herkes orada olacak dostlar, kimi bedenen kimi ruhen ama herkes orada olacak. O gün o saflarda yani o mekânda isteyenler veyahut da ismini bir yerlere yazdıranlar değil, nasibi olanlar olacak orada, nasibi olanlar. O gün orada sadece ismi yazılanlar veyahut da erken gelip kendine yer bulanlar olmayacak tabii ki de. O gün orada, o saflarda evliyalar olacak, enbiyalar olacak, kırklar yediler binbir koldan veliler olacak orada. O saflarda Şeyh Edebali’nin edebi olacak, Akşemseddin’in ilmi ve azmi olacak o saflarda. Peygamber müjdesine nail olmak için 90 yaşında Medine’den yola çıkan Ebu Eyyûb el-Ensarî olacak. Hicaz’da Peygamber’in kabrine ses gitmesin, o sevgilinin manevi ruhu rahatsız olmasın diye raylara keçe döşeyen Sultan Abdülhamid de olacak orada. Bediüzzaman olacak, Abdülhakim Arvasi’den Süleyman Hilmi Tunahan’a, Gönenli Efendi’den Mehmet Zahit Kotku’ya, Necip Fazıl’dan Yedi Güzel Adam’a kadar bütün değerler ve bütün değerliler orada olacak o gün. Menderes’ten tutun da “Eğer bir gün Ayasofya’nın minarelerinden özgürce ezanlar okunduğunu duyar mermerlerine secde edildiğini görürseniz o gün anlayın ki bu ülkede milli görüş iktidar olmuştur, imanlı yöneticiler işin başında demektir.” diyen merhum Erbakan Hocamız da orada olacak. Erenler, Yasinler, Aybüke Öğretmenler, Kazım Karabekirler, Halil Kantarcılar da orada olacak o gün ve dahi atam Fatih Sultan Muhammed Han da orada olacak inşallah. Sen de orada ol, herkes orada olsun; kalben de fikren de.

Kapa kulaklarını o sivrisinek vızıltısından öteye gidemeyenlerin sözlerine. Takılma, takılma yazılan, çizilen, o televizyon ekranlarında amalarla fakatlarla başlayan cümlelere. Kale alma, kale alma o karnından konuşan cesaretsiz pısırıkları kale alma.

Tarihin yazılışına mürekkep olmuş olan bizler bu kuru muhabbetlere takılırsak seviyemiz düşer, heyecanımız gider, sevdamızın mutluluğuna gölge düşer dostlar. Sen, ben, biz; koşmamıza bakacağız biz. Dedim ya, herkes orada olsun o gün.

O gün Ayasofya’ya gelirken atın bütün rütbeleri, makamları, protokolleri, yok işte şurada genel müdürüm, felan yerin başkanıyım ben, milletvekiliyim, bakanım, şuyum buyum yok, yok o gün. Kim olursan ol, sadece ve sadece kul ol ve öyle gel Ayasofya’ya. Niyet et buluşmaya ve kavuşmaya, nasibinse kucaklaşırsın zaten. Yüzlerce yıl üzerine konuşulacak, dualarla, tesbihatlarla yâd edilecek olan 24 Temmuz 2020 gününü kaydedin her yere; gönlünüze, günlüğünüze kaydedin.

Bir de şu fotoğraf var ki aldı beni benden bu fotoğraf. Bu fotoğrafı görünce içimden şöyle geçti, “Hakkındır, hakkındır be bu yürüyüş. Nasibindi attığın o imza ve o imzayı sadece o kararname kâğıdına atmadın sen, koca bir ümmetin yüreğine attın o imzayı ve aynı zamanda tarihe attın o imzayı.” Rahmani mükâfatını bilmem ama beşeri mükâfatın ise arkanda sana ve davana ömür koyan bir gençliğin olmasıdır. Hem de sadece Türkiye’den değil ha, dünyanın dört bir yanında gözyaşlarıyla sana dua eden bir gençlik var mükâfatın olarak.

Yine tekrarlayayım dostlar: Ayasofya’nın nasibi kuladır. O gün kul olan herkes gelsin meydana. O gün sevdayı konuşacağız, huzuru konuşacağız, mutluluğu, merhameti, emaneti konuşacağız. Kem söze meydan vermek yok o gün, boş tartışmaların içinde boğulmak yok o gün. O gün yeniden dirilişi konuşacağız. Zaman, zemin, dil üçlemesini hiçbir zaman unutmayacağız. Zamanı geldi, zemin oluştu; sıra, sıra bizim dilimizde. Hadi dostlar, o gün Ayasofya’yı ilk gördüğümüzde ister direkt karşısında olalım ister sosyal medyada ister televizyonda canlı yayında… Nerede görürsek görelim; o gün, 24 Temmuz Cuma günü Ayasofya’yı nerede görürsek şu dökülsün dilimizden, “La ilahe illallah Muhammedün Resûlullah.”

Ayasofya nimetimiz, Ayasofya mücadelemiz ve Ayasofya kavuşmamız mübarek olsun, şükürler olsun, hayırlı olsun.