SREBRENİTSA’da ZULÜM! UNUTMA! – 11 Temmuz 2020

11 Temmuz 1995’te her konuşmalarında, her söylemlerinde medeniyetten, insanlıktan, inançlara saygıdan dem vuran Avrupa’nın göbeğinde ve tüm dünyanın gözleri önünde insanlığın utanç günlerinden biri yaşandı. 8 binden fazla insan sırf Müslüman olduklarından dolayı acımasızca, barbarca katledildi. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yapılan en büyük insanlık suçlarından biri olan Bosna Soykırımı’nın perde arkasında da ayrı ayrı birçok dram saklıydı.

Srebrenitsa, Yugoslavya’nın 1992 yılında çöküşünün hemen ardından Sırpların, Bosna’da başlattıkları soykırıma müdahale eden Birleşmiş Milletler (BM) tarafından altı güvenli bölgeden birisi olarak ilan edilmişti. Sırp kasaplarından kaçıp buraya sığınan 60 bine yakın kadın, yaşlı ve çocuklar bir yandan açlıkla diğer yandan da bulaşıcı hastalıklarla başa çıkmaya çalışıyorlardı yani Avrupa’nın göbeğinde ölüm kalım mücadelesi veriyorlardı Bosnalı Müslümanlar.

Birleşmiş Milletler’in (BM) güvenli bölge diye adlandırdığı bu yer adeta bir toplama kampına dönüşmüştü. Srebrenitsa’da çok şey yaşandı, çok gözyaşı döküldü, çok kan akıtıldı, çok zulümler yapıldı ama en dikkat çekici olaysa şuydu:

Boşnak Müslümanların elindeki tüm silahlar Birleşmiş Milletler Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı. Savunmasız bırakılan Müslümanlar ellerinden alınan silahları geri almak için defalarca başvuru yapmalarına rağmen talepleri kabul edilmedi. Birleşmiş Milletler Barış Gücü Komutanı Hollandalı General Thom Karremans askerlerine şehri boşaltmalarını emrederek kendisine sığınan canları Sırplara teslim etmişti.

Evet, dünya çok ihanetler görmüştü ve Bosna’da görmeye de devam ediyordu.

Sırp birlikleri Srebrenitsa’ya girerken Sırp Komutan Mladic kameralara şunları söylüyordu, “Bugün 11 Temmuz 1995. Sırplar için kutsal bir günün yıl dönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa’dayız. Bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlı’ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına Türklerden öç alma vakti gelmiştir.” dedi.

Evet, zalimler nerede bir Müslüman görse onu Bosnalı, Iraklı, Kırımlı, Faslı, Tunuslu diye ayırmıyordu; onlara Türk diyordu çünkü dünya için Müslüman demek eşittir Türk demektir.

Bir hafta süren katliamda çocuklar ve kadınlar da dâhil olmak üzere 8 bin 372 Müslüman canice katledildi Srebrenitsa’da. Katledilmeden önce de tecavüz ve işkence gibi birçok eziyete maruz kaldı oradaki Bosnalı Müslümanlar. Sadece çürümüş cesetlerin üzerinde yetişen artemisia bitkisine konan mavi kelebekler takip edilerek binlerce Bosnalı Müslümanın toplu mezarlarındaki kemiklere ulaşıldı. Şu anda bile bine yakın insanın cesetlerine hala ulaşılabilmiş değil.

1992/93’lü yıllarda Bosnalı kardeşlerimizin çok yanında olamadık. Az da olsa onlara yardım etmeye, yaralarını sarmaya çalıştık. Onlara silah, gıda, malzemeler göndermeye gayret ettik ama canlarını, namuslarını ve topraklarını koruyamamıştık o gün. Şimdi ise Bosna’nın, Bosnalı Müslümanların yanındayız artık. Dün yardım konvoyunu ay yıldızlı bayraklarla karşılayan Bosnalılar da bunu görüyor ve biliyorlar ve yine biliyorlar ki vefalı Türk’ün olduğu yerde hiç kimse kimseye zulüm yapamaz, vefalı Türk’ün olduğu yerde kimse açlıktan ölüme terk edilemez, vefalı Türk’ün olduğu yerde hiç kimse kadınlara, yaşlılara ve çocuklara dokunamaz.

Evet, Srebrenitsa bir katliamdı, bir vahşetti; insanlık içinse kara bir lekedir Srebrenitsa. Srebrenitsa bir soykırımdı. Aliya’nın da dediği gibi, “Unutulan her soykırım tekrarlanır.” O nedenle Srebrenitsa’yı unutmadık, unutmayacağız da.

İnsanlığın bu utanç gününü, masum ve savunmasız Müslümanlara yapılan bu zulmü, Sırplarla iş birliği yapıp katliama ortak olan Hollanda’yı ve bu soykırıma tepki vermeyen sessiz kalan Avrupalıları kınıyoruz.

Bosna Soykırımında ve Srebrenitsa Katliamı’nda hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize ve tüm Bosna şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Mekânları cennet olsun.