BİR CANLI YAYINA KAÇ YALAN SIĞAR? BUYURUN ANTRİKOT EKREM YALANLARI – 17 Haziran 2019

Dün akşam günlerdir beklenen, böyle bütün kanallardan da canlı yayınlanan, üzerine binlerce tweet atılan İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları programını canlı yayında izledik.

Valla şunu baştan söyleyeyim. Program beklediğim düzeyde geçmedi. Hani ne bileyim o eski açık oturumlar, neydi onlar ya… Rahmetli Erbakan Hoca’nın; böyle Demirel’iİsmet İnönü’yüMesut Yılmaz’ı sağa sola yatırdığı o hararetli programlara yakın bir şey bekliyordum ama tatsız tuzsuz, bol kurallı bir program oldu.

Yok 3 dakikalık butonlar, işte ne bileyim işte iki adaya da aynı sorular… Beni çok açmadı. Neyse…

Peki millet olarak ne anladık, ne gördük o programda?

Bir kere, iki aday da kendilerinden bekleneni verdi İstanbullulara.

Binali Bey; sakinliği, deneyimi, İstanbul’a olan hakimiyeti ve en önemlisi de güven verenduruşu ile CHP adayıyla arasındaki sıklet farkını göstermiş oldu.

Bir aday, derdi çözümüyle söylerken, projelerini ayakları yere basarak sunarken diğeri “Bakın bakın, bakın ben size bir şey söyleyeyim, ben size bir şey söyleyeyim” konsepti ile şov havasında işte kucaklaşma, barışma işte sarılma mavallarını tercih etti.

Hele sorulara verilen cevaplar var ki, akıllara zarar…

Binali Bey, İstanbul Büyükşehir’in elektronik veri tabanını yani kozmik odasını, böyle kişisel bilgilerimizi neden alelacele yetkisi olmayan, hatta güvenlik soruşturmasından geçmemiş kişilere kopyalatmak istediniz, amacınız neydi diye soruyor?…

Bizimkinin verdiği cevap: Kopyalatmadım, kopyalatmadım, yedeklettim, hani kaybolur maybolur Allah muhafaza…

İyi de Büyükşehir Belediyesi’nin verileri zaten iki ayrı noktada yedekleniyor. Böyle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı tercih ettiğiniz için o talimatı verdiniz. Hee bir de yedeklettim diyorsun ya, altında imzanız olan talimatta yedekleme değil kopyalama yazıyor. Anladın?

31 Mart seçimlerinin yenilenmesini anlatırken cebinden 20 TL çıkarıp “Yahu İsmail bey bu 20 liranın 5 lirası, içindeki 5 lirası sahte olabilir mi?” dedin.

O işin aslı öyle değil canım. Bak:

Cebinizde 4 tane 5 lira var, 4 tane 5 lira. Yani toplamı yine senin dediğin gibi 20 lira, bak o kısmı doğru! Şimdi bu 4 tane 5 liradan 3 tanesi gerçek, 1 tanesi sahte.

İşin doğrusu bu, anladın mı?

İstanbul’daki bütün öğrencilere burs vereceğim. Hatta işte İstanbul’a gelen, İstanbul’dan giden, İstanbul’a uğrayan kim varsa, hepsine burs vereceğim dedin. Binali Bey affeder mi bu pası? Vurdu 90’a taktı, 90’a taktı… Gol oldu.

Büyükşehir Belediyesi öğrencilere zaten burs veriyordu. Senin partin yani CHP “Belediyeler burs veremez, yönetmeliklerinde öyle bir şey yok” diyerek Anayasa Mahkemesine götürdü ve iptal ettirdi.

Sen işte sarılalım, barışalım, kucaklaşalım…

O herkesin bildiği, bütün milletin ayan beyan gördüğü duyduğu, hatta kankan Portakal var ya, onun bile “Bu söz hiç yakışmadı, bu söz hiç olmadı, yakışmadı size” dediği Ordu havalimanındaki o terbiyesizce küfür etmen soruldu sana.

Sen 80 milyonun gözüne baka baka yalan söyledin, inkar ettin, hatta bir adım daha öteye götürüp “İşte vali bana küfretmiş, yani böyle birkaç ay önceden arkamdan laf demiş, işte onu da bakıyor” Bu ne? Böyle bir yalan olur mu ya?

Binali bey soruları istemiş yalanın…

Genel sekreterin 3 makam aracı var yalanın…

İşte yok bilmem beni çeken kameramanlar işten atıldı yalanın…

Hangi birini konuşalım ya, sürüsüne bereket maşallah.

Teyo Emmi’ye rahmet okuttun bize be…

Hani Anadolu’da bir söz vardır ya, 40 senedir berberim böyle kafa görmedim diye…

Hehh… Ben de aynısını söylüyorum. 40 yaşına dayandım, senin gibi tek ayaküstünde 40 yalan söyleyen başka bir siyasetçi görmedim valla.

Yani dostlar dün akşamki canlı yayın programını özetleyecek olursak:

Laf ebesi bir politikacı ile tecrübeli bir devlet adamının münazarasını izledik. Böylelikle de kibir ile güvenin, yalan ile dürüstlüğün arasındaki farkı da net bir şekilde görmüş olduk.

Kalın sağlıcakla.