BİZ İSTANBUL’DA AK PARTİ KAZANSIN DİYE ÇALIŞMIYORUZ! – 10 Haziran 2019

Bizim Anadolu hakikaten candır. Küser, sitem eder, karşı çıkar, yeri gelir bir güzel sayar söver amma, ama ola ki fark eder bir hainlik, bir organize fırıldaklık, koyar her şeyi bir kenara kırgınlığını, kızgınlığını, küskünlüğünü, sahip çıkar toprağına.

İstanbul’da yaşanan rehavete, teşkilatlardaki o tecrübesizliklere, sandıklarda yiyilen gollere bi dur deyip, “Evet belki kendimizi geri çektik ama daha ölmedik biz” demek için Anadolu’nun her yerinden o eski teşkilatçı, vakıfçı, MGV’li, eski gençlik kollarında çalışan, mahallelerde temsilcilik yapan, STK’larda, derneklerde ortalığı kasıp kavuran o abilerimiz, ablalarımız, büyüklerimiz İstanbul için sahaya indi, 23 Haziran’daki seçimleri kendine vazife edindi.

Geçen gün muhabbet sırasında o abilerimizden biriyle konuşuyorduk. İstanbul’a gelirken memleketinde helallik almak için uğradığı, fikrine, ilmine, saygı ve hürmet gösterdiği bir hocasına şöyle demiş; “Hocam biz İstanbul’a gidiyoruz, Binali Yıldırım için, adayımızın kazanması için İstanbul’a çalışmaya gidiyoruz, onun için hakkınızı helal edin.”

Hocası demiş ki; “Ih ıhh… Niyetiniz adayınızın kazanması olmasın, sizin niyetiniz bu topraklarda ezanı, Kur’anı yasaklayan, hiçbir zaman derdi ümmet ve millet olmayan CHP zihniyetini kaybettirmek, CHP zulmünü bir daha İstanbul’a yaşatmamak olsun” demiş.

Evet, diyorum ki bizim de, hepimizin dili bu olsun.

Benim niyetim bu topraklarda ezanları yasaklatan, camileri ahıra çeviren, Kur’anları toprağa gömdüren zihniyeti İstanbul’da kaybettirmek…

Benim niyetim zamanında Kürtlere en büyük zulmü yapıp o Kürt kardeşlerimin dillerini dahi konuşmalarına müsade etmeyen, nice Kürt alimleri darağaçlarında sallandıranlarıİstanbul’da kaybettirmek.

Benim niyetim zamanında hastanelerde parasızlıktan çocukları esir alan, bugün dahi şehrine tankerlerle su taşıma beceriksizliğiyle belediyecilik yapan, savaştan kaçıp gelenlere bir tas çorbayı çok gören merhametsizlere İstanbul’da kaybettirmek.

Benim niyetim, kardeşlerimi okul kapılarında başlarından tuturak sürükleyen, sadece tesettürlü diye kızlarımızın okuma hakkını zorbalıkla ellerinden alanları İstanbul’da kaybettirmek.

Benim niyetim, “İnandığınız Allah hepinizin belasını versin” diye tweet atan, komünist eylemlerde yumruk kaldırıp sonra sahte pozlarla iftar sofralarında oturan o ikiyüzlülere İstanbul’da kaybettirmek.

Benim niyetim, S-400’lerle alakalı bir fikri olmayan, Amerika’nın Türkiye’ye tehditlerine diyecek bir çift sözü olmayan, İsrail’in Filistin zulmüne sessiz kalan, ülkesini Avrupa’ya, Amerika’ya, Batı’ya şikayet etmeyi meziyet bilen taraflara İstanbul’da kaybettirmek.

Benim niyetim, 15 Temmuz’a tiyatro diyen, 15 Temmuz şehitlerini bir kere dahi ağzına almayan, FETÖ’ye PKK’ya açık açık “Bunlar terör örgütüdür” diyemeyen, şehidimin kanının döküldüğü o süs havuzunda, o Saraçhane’de bira şişesi kaldıranlara İstanbul’da kaybettirmek.

Benim bütün gayretim ve niyetim duvarlara “Zulüm 1453’te başladı” diye yazanlara Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin hayali, Fatih’in rüyası, Abdülhamid’in izzet-i namusu olan İstanbul’da amasız, lakinsiz, fakatsız KAYBETTİRMEK…

Kalın sağlıcakla.