BU MEMLEKETİN GERÇEK SAHİPLERİ SİZCE KİM? – 17 Ocak 2020

İnsanoğlunun gözünün, midesinin, nefsinin bir türlü doymak bilmediği şu çağda, sürekli şikayetlerle, üflemelerle püflemelerle geçen bugünlerde iki güzel insan çıktı karşımıza. Kalplerinden anlattılar, yürekleriyle konuştular, mahsundular, sessizdiler ama sayfalar dolusu anlatılabilecekleri bir bakışta anlattılar bize…

Biri adının anlamı gibi bütün güzeller içinde en güzel olan Ümmü Gülsüm kardeşim.

Diğeri, yine isminin anlamı gibi iyi ve hayırlı iş olan Hasan

Ümmü Gülsüm’ün hikayesini hepiniz biliyorsunuz. Bir televizyon programındaki yarışmaya katıldı. Ve ardından da özellikle sosyal medyada herkes çok güzel şeyler paylaştı onunla alakalı. Ümmü Gülsüm konuşmadan hepimiz adına bağırdı, feryat etti aslında.

Bazen yetinmek gerekir derken sesi oldu, Suriye’deki savaştan kaçarken cansız bedeni denizin kıyısına vuran 3 yaşındaki Aylan bebeğin hikayesinin sesi oldu Ümmü Gülsüm…

Günlerdir Diyarbakır’da evlat nöbetlerinde göz pınarları kuruyan annelerin feryadının en güzel sesi oldu.

Sosyal medya fenomenlerinin dayattığı o sanal ve sahte yaşamın tuzağına düşen genç kardeşlerimize en güzel örnek oldu.

Terörist saldırısıyla, hain PKK’nın saldırısıyla bir karne günü şehit düşen Aybüke öğretmenin yarım kalan şarkısının sesi oldu Ümmü Gülsüm…

Kanla yoğurulan mazlum coğrafyada çikolata yerine kurşun yiyen çocukların gözyaşlarının sesi oldu. 

Rüzgârı ve yağmuru kessin diye pencerelerine muşamba çakılan evlerde büyüyüp bugün doktor olan Ferhatların iç sesi oldu.

Ya Hasan? Peki Hasan ne dedi bize? Umut her zaman vardır insanların hayatında diyerek Hasan bize ne anlattı acaba? Duyabildik mi Hasan’ı, anlayabildik mi ne söylediğini?

Allah yar dedi. Korkma endişe etme, saldırma oraya buraya, hırsının altında ezilip karartma kalbini dedi.

Şükür dedi ya, şükür! Bir gün de olsa sıcak battaniyenin altında yatabilmeye çok şükür dedi.

İsyan etmektense, umut et, dua et dedi bize…

Hep eksiği görme yerine, noksanı görme yerine tamamlanacağın günlerin hayalini kur dedi.

Kulum ben dedi ya, kul, kul! Bu yükü kaldırabileceğime Allah inanmış ki bana bu imtihanı vermiş dedi, ve ardından da gülümsedi…
 
Sokakta yaşayan biri metro çıkışında kartonun üzerinde sabahladığı gecelere rağmen yaşamın zor yanları vardır bunlar gelir geçer, illa ki değişir, benim de sıcak bir evim olur dedi ve öyle de oldu.

Öyle ihtiyacımızın olduğu günlerde çıktı ki bu iki güzel insan karşımıza. Sanki hepimizi uyandırmak için bizi kırmadan, canımızı yakmadan, üstten bakıp bizi ezmeden, arkamızdan dolanmadan, güvenimizi yerle bir etmeden, onurumuzu, gururumuzu ayaklar altına almadan çok şey anlattılar bize.

Ümmü Gülsüm’ün sessizliğinden, insan bağırmadan kendini yırtmadan, çığlık atmadan da ne güzel ifade edermiş kendini bunu öğrendik. 

Hasan’ın o şükrü bol dilinden hayatımızın devam ettiği sürece umudun hep yaşaması, hep yeşermesi hep taze tutulması gerektiğini anladık.

İyi ki geldiniz kardeşlerim, siz bu memleketin hepimize ilham olması gereken gerçek sahiplerisiniz.

Kalın sağlıcakla…