BU MİLLET NE ZAMAN SOKAĞA ÇIKAR BİLİYOR MUSUN? – 13 Aralık 2018

Anadolu’da yaygın kullanılan bir söz vardır, “Kul yaşattığını yaşamadan bu dünyadan gitmezmiş” diye. Bizler bu sözün gerçekleşmiş haline de ilahi adalet diyoruz.

Paris yanıyor, hem de ne yanmak… Lakin dünyada olup biten ne varsa o konuda mutlaka bir sözü olan bir açıklama yapan Avrupa sus pus… Yine 3 maymuna bağlamış. Yani görmüyor, işitmiyor, konuşmuyor…

Vayy be. Örnek diye önümüze sundukları, medeniyet diye bize sattıkları, insan hakları diye pazarladıkları Avrupa bakın bugün ne halde. Myanmar’a, Arakan’a, Filistin’e, Suriye’yeyangınlarını bırakıp arkalarını bile dönüp bakmadan masum insanların, çocukların ciğerlerine kor düşüren Avrupa, bakın bugün ne halde.

Her türlü terör örgütüne “hürriyet, bağımsızlık, özgürlük mücadelesi veren gruplar” diye bakan, onları muhatap alan, Meclislerinde ağırlayan, onlara sığınma hakkı tanıyan, para silah yardımı yapan Avrupa şimdi o besledikleri gruplarla başları dertte…

Dün, eylem yapanları, sokağa çıkanları destekleme adına bütün televizyonlarını, gazetelerini, dergilerini devreye sokan medya patronları bugün ortalıkta yok. Yalan yanlış görüntülerle güvenlik güçlerine laf çakan, polis zülmü var diye açıklama üstüne açıklama yapanlar, Fransa sokaklarında terör estiren, göstericilere kadın erkek çocuk diye ayırmadan kafa göz dalan Avrupa polisi için ilaçlık bir tek kelime dahi etmiyor.

Bakın bir şey söyleyeyim mi, bu iki yüzlü Avrupa varya, bu durumu da kıvırır, söyleyeyim size.

Bu çatışma ortamından bile yalandan kahraman çıkarıp onun kitaplarını yazarlar, filmlerini, belgesellerini çekip ordan hem algı yapar hem de ticari olarak kazanç elde ederler…

Tabi bu çarşıda tezgah açmak isteyen bizim içimizdeki fırsatçılar da boş durur mu?

Dün Divan Oteli’nin kapılarını ortalığı yakıp yıkan eylemcilere açanlar, maraton koşusu fotoğrafını Kadıköy’den onbinler yola çıktı taksime yürüyor diye paylaşanlar, az daha dayanın 48 saat direnebilirsek hükümet düşecek kafasında olanlar ve onların mahalleden arkadaşları yine boy göstermeye başladı.

Tasmasının kimlerin elinde olduğu belli olan bazı internet sitelerinde satılan sarı yeleklerde yüzde 70’e varan indirimler yapılmış. Allah Allah, hangi dağda kurt öldü de bunlar indirim yapıyor? Amaç ne bu indirimde?

CHP’nin genel sekter yardımcısı sokak çağrısında bulunmuş. (Özlediler tabi sidik kokuları arasında yatıp kalkmayı.)

Hiç anlam veremediğimiz bir şekilde, Türk İş genel başkanının, asgari ücret tespit komisyonunda Fransa’yı örnek göstererek ettiği tehditvari sözler. İlerleyen günlerde bizi nelerin beklediğini iyi hesaplamalıymışmışız…

Hele bir de şu ekranlarda bi tip var, hani seçim akşamı suratının rengi biraz mora dönmüş olan… Fatih Portakal, evet o! Çıkmış, Fransa’da millet eylem yapıyor bizde neden yok, hadi inelim sokağa, bir sürü zamlar yapıldı, bizde de başlasın eylemler diyormuş… Bir de konuşmasının sonunda cumhurbaşkanı samimi değil, ben samimiyim demiş… Ulan madem çok samimisin ilk önce sen insene sokağa, in de görelim sendeki o samimi yüreği… Sokağa inecekmiş…

Yahu, siz ne ayaksınız? Kimi kaşıyıp neyle korkutmaya çalışıyorsunuz siz? Aklınızın arkasında ne varsa, örnek aldığınız hangi soysuz, hangi hain varsa, kime nasıl meydan okumaya, kimi korkutmaya çalışıyorsanız çalışın.

Bizim hiç kimseden korkumuz yok evellallah. He bunu da öyle masa başında yazıp çizip konuşuyoruz diye de zannetmeyin. Kimseden korkumuzun olmadığını 15 Temmuz’da gördünüz, dibine kadar yaşadınız, o tokadı yediniz ama uslanmadınız. Hala bi fırsat kollayıp ortalığı karıştırmaya çalışıyorsunuz. Yok yok siz akıllanmayacaksınız… Ama biz size seve seve başaramayacağınızı ve bu ülkeyi bölemeyeceğinizi öğreteceğiz…

Bir de şu son günlerde bazı tipler çıkmış, öteden beriden, çakma sosyal medya hesaplarından vatan sevdalısı milletimizi sokağa dökmeye çalışan, iç savaş hayalleri kuranlar varmış. Yok işte hele bi eylem duyayım, kimseden çağrı mağrı beklemem, vallahi ineriz sokağa, asarız keseriz. Hop biraz yavaş… Bi beri bakın bakiyim psikolojik manyaklar…

Bu millet ancak 2 durumda sokağa iner;

Bir, Minarelerinden vakitsiz bir şekilde yükselen selaları duyduğunda,

İki, Başkomutanımız milletinin iradesine ihtiyaç duyup meydanlara inin derse, işte o zaman abdestlerimizi alıp akın akın dökülürüz sokaklara. İşte o kadar.

Hadi kalın sağlıcakla….