BU SALGIN NE KADAR SÜRECEK? – 16 Mart 2020

Görüyoruz ki dünyada sistem değişiyor veyahut da değişti. Adına ne dersiniz deyin, felaket mi diyorsunuz imtihan mı diyorsunuz, yeni çağ biyolojik savaşları mı diyorsunuz ya da soğukkanlılıkla geçirmemiz gereken bir süreç olarak mı görüyorsunuz bu dönemi bilmiyorum ama tüm dünyada hakim olan bir gerçek var ve o da ortada: Bir musibet ve bir salgın var bütün dünyada.

Bakın başlığı ne şekilde koyar ve nasıl inanırsanız bu koronavirüs sürecini de o şiddetle yaşar ve atlatırsınız. Eğer bu sürecin adını bir felaket olarak koyarsanız süreci de felaket bir şekilde yaşarsınız ama yok tedbir almamız gereken bir süreç olarak adını koyarsanız tedbirli bir şekilde inşallah bu süreci tamamlarız.

Uzmanların bile kendi aralarında dil ve akıl birliği yapamadığı bu korona gündeminde her birey yani hepimiz kendi hayatımızda, kendi düzenimizde, kendi rutin yaşamımızda bir sistem kurup devletimizin ve bakanlığımızın çizdiği çerçeve dahilinde bir müddet bu şekilde yaşayacağız.

Korku senaryolarının sonu yok, yazılan, söylenen kesin bilgi diye atlı çizilen hiçbir şeyin yüzde yüz gerçeklik payı maalesef yok, devamlı kafa karışıklığıyla önlem alacağım diye oradan oraya savrulmanın da hiçbir faydası yok bize.

Dostlar, gündelik yaşamımızı bir müddet -bakın altını çiziyorum- bir müddet değiştireceğiz. Okullara verilen ara bizim o sosyal aktivite için veyahut da tatil olarak kullanacağımız bir zaman dilimi değil. Mecbur olmadıkça dışarı çıkmıyoruz, evlerdeyiz ve kalabalıklardan uzak durmalıyız. He bunları söylerken de evlerimizde işte tüm sülalemizle oturalım, işte kısırlı, börekli böyle çay masalarında toplantılar, günler yapalım demiyoruz. Önlem almaya mecbur tutulmak için de ille de cezai yaptırımları beklemiyoruz. İşte sokağa çıkma yasağı gelsin, işte ne bileyim işte camiler kapatılsın, işte şu olsun bu olsun diye de devamlı panik halinde o elimizin altındaki klavye ile öteye beriye savrulmamızın da hiçbir faydası yok bize. Anlıyoruz, ilk defa böyle bir şeyle karşı karşıya kaldık amma sakin ve tedbirli olmak zorundayız. İşte kurallar bize işlemez, işte bana bir şey olmaz, işte ben ellerimi yıkıyorum, işte kolonya da dökü…  Bu geyikleri bu süreçte rafa kaldırıyoruz. Özgüven iyidir ama fazlası zarardır.

Sen üzerine düşeni yapınca, ben farkındalık kazanınca, hepimiz tedbirle sakin kalarak yaşamaya devam edince yekûn olarak, ulus olarak bir farkındalık oluşturarak önce tedbirimizi alarak sonra da Allah’ın izniyle bu süreci atlatacağız.

Şunu da söyleyeyim, bize bu süreçte eve stokladığımız kuru gıdalar değil, tam aksine fazlalıklardan arınmak, beslenme düzenini değiştirmek, uyku düzenine çeki düzen vermek, bilinçle vücudumuzu kontrol altında tutmak daha iyi gelecek. Emin olun. Birileri farklı yorumlar yapsa da, yalan yanlış belgelerle, işte bilgilerle milletimizin zihnini karıştırıp paniğe yol açsa da veya bu sıkıntılı günlerimizi ekonomik olarak, ideolojik olarak fırsata çevirmeye çalışan art niyetliler olsa da biz şunu biliyoruz: Temizliği imanının ve inancının tam merkezine oturtturmuş olan bu milletin yaşadığı bu topraklar yani bu dualı Anadolu toprakları, bu musibeti de en hafif şekilde birlik beraberlik içerisinde hatta dünyaya da örnek teşkil edecek şekilde atlatacaktır.

Allah yar ve yardımcımız olsun ve Allah insanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuna sahip olan devletimize zeval vermesin.

Kalın sağlıcakla.