DÜN ÇANAKKALE’YE KOŞTUK BUGÜN? – 18 Mart 2020

Bizim bir desturumuz var. Dededen, büyüklerden, atalarımızdan gelen bir destur. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Ve elhamdülillah iyi ki de var böyle bir sözümüz. Zaferimizin, Çanakkale Zaferimizin bugün 105. yılı. Diyor ya türkü, kimimiz nişanlı kimimiz evli… Devletimizi yaşatma uğruna, canı pahasına cepheye koşan, şehit düşüp bayrağına al kanını döken askerlerimiz sayesinde bugün milletimiz de ayakta çok şükür devletimiz de. Bütün şehitlerimizi dualarla, rahmetlerle yâd ediyoruz.

Ama inanın merak ediyorum; o Çanakkale şehitleri, o bir tas üzüm hoşafıyla, bir kuru ekmekle dişe diş savaşan o şehitlerimiz, bugün bu bereketli topraklarda aç kalma korkusuyla market yağmalayan bizleri görse ne düşünürdü he? Ne düşünürdü?

Dün o matarasındaki suyu cephedeki arkadaşıyla paylaşmayı vazife bilen askerlerimiz bugün sözde tedbir diye çıktığımız alışverişte kendimizden başka hiç kimseyi düşünmeyip alışveriş değil sanki bir saldırı şekliyle hakka girdiğimiz bugünün manzarasına ne derlerdi he? Bir düşün ne derlerdi?

Bakın dostlar, devlet bugün milletiyle birlikte ayakta, teyakkuzda ve her şeyin de farkında. Dün 15 Temmuz’da memleketimiz hainler tarafından işgal edilirken sokağa çıkın çağrısına akın akın koşan bizler bugün devletin evinizde oturun, evde kalın çağrısıyla yine gerekeni yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

Şu dönemde, özellikle bu dönemde ihmale ve ciddiyetsizliğe fırsat vermiyoruz. En basit ama en geçerli tedbirlerle bizleri devamlı yönlendiren Sağlık Bakanlığının ikazlarıyla sosyal hayatımızı tıpkı geçmişte olduğu gibi evimizdeki sade ve aile içinde bir düzene taşıyoruz ve o şekilde yaşıyoruz.

Bugünler de geçecek, bitecek, geride kalacak her şey. Bakın şu an bu koronavirüsünün dünyaya yayıldığı Çin’in Vuhan kentinde son koronavirüs hastanesi de kapatıldı. Yeni vaka da olmuyor. Koronavirüs tedavisine cevap veren ve iyileşen vakalar da on binlerce. Gerekli tedbirlerin alınması, insanlardaki bilinçlenmenin artması, tedavi yöntemlerindeki alternatiflerin çoğalmasıyla iyileşip hayatlarına kaldığı yerden devam eden vakaların sayısı her geçen gün artıyor.

Biz devletimize güveniyoruz, vatandaş olarak da hem kendi sağlığımızı hem de çevremizdekilerin güvenliği için tedbirlerimizi alıp bu sürecin en az acı ve kayıpla geçmesi için gerekli hassasiyeti gösteriyoruz.

Yani 105 yıl önce bu millet huzurlu olsun diye, bu devlet yaşasın diye tek çağrıyla cepheye koşup canından vazgeçenlerin torunları olarak bugün bizler yaşayalım, bu millet yaşasın ve bu devlet yaşasın diye devletimizin çağrılarına kulak vereceğiz.

Geçen gün bir arkadaşım biraz araştırma yapıp bir bilgi paylaştı.

Bu ülkeye aylarca yetecek kadar gıda stoğumuz var, ilaç anlamında, yoğun bakım ünitelerinde ve hasta yatağı konusunda da sıkıntımız yok. Devletimiz, devlet yetkililerimiz ve özellikle sağlık personellerimiz insanüstü gayretle çalışıyor ve çabalıyorlar. Bizim yapmamız gereken sadece ve sadece Sağlık Bakanlığının ve resmi kurumların talimatlarına harfiyen uymak. Panik yok, moral bozukluğu da yok, fitneye fesada pirim yok, tedbir var.

Yani dostlar; Allah var gam yok.

Kalın sağlıcakla.