BU SOYTARILAR BİZİM SİKLETİMİZ DEĞİL! – 26 Nisan 2020

Dikkat ediyor musunuz? Hepimiz aynı şeyleri konuşuyoruz. Eskisi gibi şöyle yapabilecek miyiz, işte böyle toplanabilecek miyiz, eskisi gibi yiyip içip giyinip kuşanıp hayatımıza aynı şekilde devam edebilecek miyiz? Yani her şey eskisi gibi olacak mı?

Sonra dedim ki kendi kendime, “Eğer her şey eskisi gibi olacaksa bugünü ve bugünleri yaşamanın anlamı nerede? He?” Eğer hiçbir şey olmamış gibi hepimiz hayatlarımıza kaldığımız yerden devam edeceksek inandığımız Allah bu musibeti neden gönderdi dünyaya? He?

Bırakın uyanmayı, hala uyumaya neden ısrarcıyız ki? Neden hala görmedim, duymadım, bilmiyorum diye takılıyoruz ki? He? Yok güzel kardeşim yok. Ne dünya ne de Türkiye artık eskisi gibi olmayacak, olmasın da. Artık Amerika şöyle modern, İtalya böyle Avrupai, İngiltere de özgür yaşam, işte Paris’e kalbimi bıraktım geldim ağızlarını yapamayacak hiç kimse mesela. Türk olmaktan utanıyorum, diyenlerin ağızlarına bizden önce İtalyanlar kürekle vuracak mesela.

Ülkesini beğenmeyip Türkiye’yi devamlı yerenlerin karşısına daha büyük projeler koyulacak daha büyük çalışmalar sokulacak onların o gözlerinin içine. Dünya çapında yetişecek Türk ve Müslüman yazılımcılar tarihe adını altın harflerle yazdıracak.

Kurtuluş Savaşı’ndaki milli mücadele bugün dahi konuşulurken yarın yaşadığımız bugünler konuşulmayacak mı zannediliyor? He? Konuşulacak, yazılacak ve anlatılacak bugünler. Dayanışmanın, birlikteliğin koca bir millete nasıl nefes olduğu yerli solunum cihazıyla anılacak. ASELSAN, Arçelik, Baykar gibi değerlerin aynı masaya nasıl oturduğu ve el ele vererek biz bize yeteriz ülküsünü nasıl başardıkları yazılacak arkadaş yazılacak. Ülkemizin önde gelen firmalarının, derneklerinin, vakıflarının bugünleri atlatmamız için insanımıza nasıl destek oldukları anlatılacak. Sağlıkçılarımızın, polislerimizin, zabıtalarımızın, eczacılarımızın cansiperane verdikleri bu mücadeleler filmlere, dizilere, romanlara konu olacak. Dedesi emekli maaş kuyruklarında ölenler emekli maaşlarını bugün kapıya getiren devletinin büyüklüğünü anlayacak artık.

Tek bir vatandaşı için dünyanın öbür ucuna uçak gönderebilen Türk Hava Yollarının o göklerde dalgalanan bayrağının büyüklüğünü anlayacak, görecek herkes. Depremzedeler için toplanan yardım paralarını, memur maaşlarına kullanan laikçiklerin bugün düştüğü bu aciz durumu yani zekât, fitre toplama hallerini bal gibi hatırlayacak herkes. Şehir hastanelerine demediğini bırakmayanlar, hastanelerin büyüklüğünden ekipman genişliğine kadar eleştirip bugün yapboz oynar gibi şakacıktan bir sahra hastanesi yaptım sananlar vizyonsuzluğu içinde geldikleri gibi bomboş gidecekler, gidecekler.

Kendi bilim adamlarıyla alay edip devamlı Batı’ya göz kırpanlar, ülke virüs yangınıyla uğraşırken mahalle şırfıntısı gibi kenarda rujunu tazeleyenler, o yandan çakma basitler… Ulan dünya sıklet atamıyor bu ülkeyle, bunlar mı durduracak bizi ya? Şahlanıp gelen bir ruhun ahfadıyız diyenlerin karşısına bunlar mı duracaklar? He? Duvarlara “Zulüm 1453’te başladı” diye yazarken aslında it gibi korktukları Fatih’in torunlarının karşısında hangi surların arkasına saklanacak bunlar he?

Söyleyin, söyleyin o çokbilmiş Batı hayranlarına; çekilsinler kenara! Varsa hayra bir sözleri, konuşsunlar; yoksa, dizlerini kırıp otursunlar evlerinde ve kapasınlar çenelerini.

Diyor ya Cemil Meriç, “Üç kıtaya hâkim olmuş bir medeniyetin dünyaya adalet ve kardeşlik dağıtan bir ülkenin hiçbir zıpçıktı uygarlığı taklide ihtiyacı yoktur.”

Vakit yeni dünyanın yeni lideri Türkiye’nin vaktidir. Devamlı diyoruz ya, oturun ve izleyin. Film yeni başlıyor.

Evde kalın, sağlıcakla kalın.