TÜRKİYE’de SONU GELMEYECEK BİR VİRÜS TÜRÜ: YALANCI COVİD CHP- 30 Nisan 2020

Dedem söylerdi, “Bu dünyada çekilen sıkıntılar günahlarımıza kefaret olur.” diye. Bir de eklerdi, “Allah kuluna kişiler üzerinden bir musibet verirse yani kişileri başına bela ederse mutlaka sonrasında bir mükâfat verecektir kuluna da sabrını sınıyor, tahammülünü yokluyor.” derdi. Yani imtihan…

80-90 yıldır başımıza bela olan bir zümreden imtihana tutuluyoruz. Bir musibet gibi her yerden karşımıza çıkıyorlar. Hakaret ediyorlar, aşağılamaya çalışıyorlar, değerlerimize saldırıyorlar, iftira atıyorlar, yalan söylüyorlar, sırıtıyorlar, Allah’tan korkmuyor kuldan utanmıyorlar ve devamlı da damarımıza basıyorlar. İstiyorlar ki çarşı pazarı karıştıralım ama imtihan. Lakin sabır da tahammül de bir yere kadar.

Hişt, bir beri baksanıza entel magandalar. Günlerdir yalanlarla, iftiralarla milletin aklını karıştırmaya çalışan zırtapozlar bir dinleyin ya, size söylüyorum. Ar damarınız çatladığından artık kızaracak yüzünüz kalmadı. Cibilliyetiniz hiç olmadı. Zorla yama yapmaya çalışıyorsunuz ama çapulculuktan öteye de gidemiyorsunuz. Ulan azıcık be azıcık insaf be. Bu kadar mı zor ya bu kadar mı zor? Helal olsun, iyi ki böyle bir ülkem var demek bu kadar mı zor ya?

İsveç’ten getirilen Emrullah Gülüşken olayını biliyorsunuz. Neymiş efendim Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın akrabasıymış. Akrabası olduğu için de özel ambulans uçakla Türkiye’ye getirilmiş. İşte bilmem ne marka arabayla fotoğrafları da varmış zaten. Korona da değilmiş, kalp hastasıymış. İşte Ak Partiliymiş. Bu utanmaz arlanmaz, yalancı, terbiyesizlerin Meclisteki omurgasız vekilleri de “Reis değil, pinokyo gösterisi.” demiş bu mevzulara. Kurguymuş her şey, tiyatroymuş, şovmuş şov.

Ulan tedavisi olmayan mevsimsiz virüsler, ortaya attığınız her yalanın gerçeğini gördüğünüzde canınız sıkılmıyor mu sizin ya? Hiç utanmıyor musunuz ya? Ulan Tayyip Erdoğan nefretiniz, kininiz, hasetiniz, kıskançlığınız ne adamlık bıraktı sizde ne insanlık ne onur ne de haysiyet bıraktı sizde be.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Konyalı; İsveç’ten getirilen Emrullah Gülüşken, Batmanlı. Hastanede boy boy sağlıklı fotoğrafları çıktı diye pazarladığınız görüntüler bugüne değil 2014 yılına ait. Milyarder dediğiniz adam da milyarder falan değil, orta halli bir aile babası. Parti üyesi falan da değil ha. Memleketini, ülkesini, bayrağını seven ve devamlı bu tarz paylaşımlar yapan bir Anadolu evladı, bir Kürt vatandaşımız ama kalbiniz o kadar kararmış ki genç bir kızı ekranlarda ağlatacak, gurbette yaşayan bir aileyi hedef gösterecek, onlara iftira atacak kadar her türlü terbiyesizliği göze alacak kadar kör olmuş gözleriniz be.

Bir de bu çapsızların attığı her yalana inanan tipler var ki, onlar da ayrı bir vaka. Önüne atılan her türlü yalanı geviş getire getire yiyen o otlaklar size soruyorum. Şu ana kadar yurt dışından getirilen 40 bin kişi de birilerinin köylüsü, Bakan’ın tanıdığı, Cumhurbaşkanı’nın akrabası mı? He? Fransa’da doktorların beyin ölümü gerçekleşti deyip fişini çekmek istedikleri Zekeriya Kılınç’ın ailesinin talebiyle o vatandaşımıza ambulans uçak gönderilmesi bu da mı kurgu? He? Cibuti’den tahliye edilen, haritada söylesem yerini bilmezsiniz be, o Cibuti’den tahliye edilen Yunanistanlı vatandaşlarda mı kurgu he? Bu da mı gol değil lan. Onlar da mı kurgu be? Daha iki gün önce Rusya’dan özel uçakla getirilen akciğer hastası öğrencimiz, bu da mı kurgu? Bu da mı kurgu, he? Peki yardım edilen 54 ülke, yerli solunum cihazları, 7 yıldızlı şehir hastaneleri, Dünya Sağlık Örgütünün Türkiye övgüleri, bu da mı tiyatro? Bunlar da mı kurmaca be?

Usanmadınız, vazgeçmediniz, yılmadınız ve bir türlü de bitmediniz, bitmediniz be. Küba’yı sevdiniz, Uganda’yı sevdiniz, Amerika’yı sevdiniz, Avrupa’ya hayran oldunuz, İran’ı sevdiniz, Sisi’ye methiyeler düzdünüz, çocuk katili Esed’i savundunuz, Türkiye karşıtı General Hafter’i desteklediniz. Teröristleri, vatan hainlerini, LGBT’lİ gayleri ibneleri sevdiniz ama bu ülkeyi bir türlü sevmediniz be. Diyemediniz, diliniz varmadı, kanınız müsaade etmedi, ciğeriniz yetmedi ciğeriniz. Diyemediniz ki, “Allah ülkemize, devletimize zeval vermesin, Allah bu bayrağı ele düşmana minnet ettirmesin, Allah bu toprakları bu memleketi itin köpeğin önünde boyun eğdirmesin.” diyemediniz. Bir kere de olsa ülkenizle gurur duyamadınız be.

Ama biliyoruz biz, Olympos Dağı’nın çocukları Hira Dağı’nın evlatlarını asla kabullenmeyeceklerdir. Ama siz de şunu iyi bilin ki, Olympos Dağı’nın çocukları bir taraflarını yırtsa da Hira Mağarası’nın evlatlarını hiçbir zaman yenemeyecektir. Anladınız?

Kalın sağlıcakla.