Dün varlığınızdan rahatsız olan odakların, kanalların size kucak açması ve koşarak o kucağa oturmanız sizi hiç mi rahatsız etmiyor ey abiler, ablalar? Ekranlara çıkıp esmeniz, gürlemeniz, yalandan bağırmanız, “bak hakaret ediyorlar” diyerek ağza alınmayacak hakaretleri eden paralı askerler, sizin duruşunuzu unuttuk mu zannettiniz? Madem bu kadar cesurdunuz, madem bu kadar demokrattınız neredeydiniz 28 Şubat’ta! Baronların seçtiklerine, “Hayırlı Olsun” milletin seçtiklerine, “Yapamıyorsun, Çekilin” manşetlerini atan siz sünepeler değil miydiniz? Asker postalı görünce eğilip yalayan, “İsterseniz okullarımızı size devredebiliriz” diyen, başörtüsü FÜRUATTIR diye fetva veren sizler değil miydiniz? Siz bu milleti aptal veya balık hafızalımı zannettiniz de ekranlarda esip gürlüyorsunuz!
Hepimiz biliriz bu meşhur hikâyeyi… Giyimine özen gösteren kralın sarayına üçkâğıtçı bir adam gelir ve terzi olduğunu söyler. Krala çok özel bir elbise dikebileceğine ikna eder saray erkânını. Bütün halkın katılacağı bir program için özel bir elbise siparişi verilir. Lâkin terzi olmayan adam hiçbir şey dikemez. Gün gelir çatar ve ellerinde bir elbise tutuyormuş gibi yaparak kralın huzuruna çıkar adam. Kral dâhil manzarayı görenler elbiseyi göremezler. Terzi olmayan adam bu “Kralım sadece akıllı insanların görebileceği bu özel elbiseyi size takdim etmekten onur duyarım” der. Aptal yaftası yememek için kral dâhil herkes elbiseyi gördüklerini ve çok beğendiklerini dile getiriler. Bu durum halka ilan edilir. Kralın çok özel bir elbise giyeceği ve bu elbiseyi sadece akıllıların