DENİZ ÇAKIR KİMİN TARAFINDASIN SEN! – 30 Eylül 2020

Bazı özel zamanlar, olaylar, gelişmeler vardır; böyle sapı da samanı da çok iyi ayırırsın birbirinden. Yine bazı zamanlar vardır ki aslında ne olduğunu, kim olduğunu bildiğin tiplerle yüzleşmeye bir neden ararsın. Onlar böyle göğüs hizana topu çıkarırlar sen de golü çakarsın.

Böyle şekilli başlayayım dedim konuşmaya sonra bana da demesinler avam, yakışıksız, bu nasıl bir üslup falan filan diye. Derler mi derler…

Karabağ’da 28 yıllık bir işgalin hesabı soruluyor bugün. Yıllardır savunmada, bir adım geride duran, hep teyakkuzda bekleyen can Azerbaycan artık yeter dedi ve Ermenilerin işgaline karşı da hodri meydan diyerek atak pozisyonuna geçti. Hani derler ya, Türklerin iki özelliği vardır: Biri Türk’ü meydana davet ettin mi mutlaka iner meydana, ikincisi de ne kadar uzun sürerse sürsün, bedeli ne olursa olsun Türk meydandan kaçmaz.

Sivillerin üzerine bomba yağdıran, Türk köylerini gasp eden, bebekleri tandır fırınına atıp yakan, hakkı olmayan sınırlarda hak iddia eden işgalci Ermenilere karşı açık ve aleni bir savaş başlattı Azerbaycan.

Türkiye de her zaman olduğu gibi biz aynı anadan süt emen, 2 devlet tek milletiz düsturuyla kardeşinin yanında duracağını, neye ihtiyacı varsa bu süreçte tüm imkânlarını Azerbaycan için seferber edeceğini açıklayınca çarşı pazar karıştı, ortalık karıştı. Fransa’sı, Rusya’sı, Almanya’sı, Amerika’sı… Hepsi devreye girip o meşhur, “Gerginlik istemiyoruz, işte uzlaşmacı yaklaşım bekliyoruz…” mavalları okumaya başladı. Zaten Türk sessiz kalınca savaş da savaş, Türk araziye inince de barış, işte diplomasi, masalar, müzakereler… Tabii ya…

Bunların hepsini biliyoruz, beklemediğimiz şeyler de değil yani amma şu popülerliğini bölgesel ifşalarıyla kazanmış, skandallarıyla hep gündeme taşınmış, fazla estetik ve dolgudan beyni de nasiplenmiş Kim Kardashian var ya, heh işte o. Ermeni asıllı Kim, Türkiye’ye had bildirmeye, yol göstermeye kalkışmış ve 60 milyon takipçili sayfasından da demeçler vermiş, işte Türkiye’yi suçlamış, Türkiye’yi hedef göstermiş, dünyayı Türkiye’yi durdurmaya davet ediyormuş.

Valla söylerken bile bir garibime gidiyor. Kesin dolgu enjektesinin ayarı kaçtı galiba veya fazla tüp kullanıldı, aklı sulandı, kafasının içi de dondu. Valla bu şuursuzluğun başka bir açıklaması benim aklıma gelmiyor. Hem işgal edeceksin hem zulmedeceksin hem saldıracaksın sonra da algı oyunlarıyla mağdura yatacaksın.

Neyse, Show TV’nin ana haber sunucusu Ece Üner de kendi bülteninde bu ‘Kim’liksiz kadın var ya, bunun için gayet yerinde, son derece zekice, kıvrak bir kalemin yazdığı, sıcak gündemin tam üzerine böyle cuk diye oturacak bir açıklama yaptı. Ne dedi?

“Bu Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu ve hepimizin de yakından tanıdığı büyük bir kaynağı var, bu açıklamaları yaparken de o kaynağına mı güvendi acaba?” dedi.

Bu cümle bir haber bülteninde hani g*tüne mi güveniyorsun sözünün karşılığı gelen en özenli, en şık ve en süslü hali. Daha başka nasıl söylenebilirdi ki?

Sonra Ece Üner bu açıklamayı yaptı ya, hemen peşine Türk sanatına yaptığı o öncü, o özgün çalışmalarla çığır açan Sayın Deniz Çakır, “Bu nasıl avam, bu nasıl yakışıksız bir üsluptur. Pes yahu. Bu üslupla ana haber bülteni sunuyor, inanılır gibi değil.”  diye demeç verdi. Zaten Deniz Çakır’ın ne diyeceği merak konusuydu, böyle kitlenmiş günlerdir bu hanımefendinin açıklamasını bekliyorduk bu konuda, böyle dış politikayla ilgili nasıl bir irade ortaya koyar acaba, bize nasıl ilham olur, onu bekliyorduk zaten.

Sayın Deniz Çakır, siz boş verin bunları. Yalnızca alkolün dozunu fazla kaçırdığınızda susmanız gereken yeri biliyorsunuz galiba yoksa ayıkken ne dediğinizin farkında değilsiniz. Şimdiye kadar basında sizi hep böyle tanıdık ya. Balıkçı kapılarının arkasından böyle zorla taksiye kaçırılırken, ayakta durmakta zorlandığınız anlarda böyle sağa sola yalpalayarak o avam görüntülerinizle karşımıza çıkarken… Biz sizi öyle tanıdık. Gittiğiniz kafelerde yan masada oturan hemcinslerinizi taciz ederken, başörtülü oldukları için, “Ne geziyorsunuz burada? Yallah Arabistan’a.” deyip o kadınların izinsiz fotoğraflarını çekerken biz sizi tanıdık.

Sakın bunların hepsi yalan haberdi, işte kurguydu falan girmeyin o ayaklara. Kamera kayıtlarıyla, ses kayıtlarıyla ifşa olalı çok oldu bunlar, biliyorsunuz.

Buram buram faşizm kokan o ırkçı tutumunuzla birilerine sallarken, 3 yıl oynayıp ekmek yediğiniz diziden ayrıldıktan sonra o yediğiniz kaba pislerken tanıdık biz sizi. Bu açıklamalara ne gerek vardı Deniz Hanım?

Sizin çapınız, kalibreniz bu değil; girmeyin bu denizlere, boğulursunuz. Tıpkı bugün olduğu gibi de rezil olursunuz ama yok illa da gündeme gelmek için boşta olsa konuşacağım diyorsanız Deniz Hanım, size anladığınız dilden cevap verelim:

Eğer siz Türkiye’yi soykırımla suçlayan, Türkiye’ye parmak sallayan, bayrağı altında nefes alıp verdiğiniz ekmek yediğiniz ülkeyi hedef gösteren ve bu ülkeyi itibarsızlaştırmaya çalışan bu ‘Kim’liksiz Kardashian’ın açıklamalarını değil de Ece Üner’in Kardashian’a haddini bildirdiği açıklamalarını avam ve yakışıksız buluyorsanız kusura bakmayın da bu millet size, “O zaman ne işiniz var bu memlekette? Hadi, yallah Ermenistan’a.” der, ağzınızın payını da verir. Bilmem anlatabildik mi?

Kalın sağlıcakla.