ENGİN ÖZKOÇ’A ANLADIĞI DİLDEN CEVAP! – 05 Mart 2020

Ülke olarak, millet olarak, hatta koca bir ümmet olarak en az Çanakkale kadar, en az kurtuluş mücadelesi kadar önemli ve çetrefilli bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde, güneyde sınırın ötesine geçerek önümüze kim çıkarsa bayrağına, uyruğuna, ülkesine, işte ülkesinin gücüne kuvvetine silahına bakmadan ezip geçiyoruz.

Batı sınırımızda da yani Edirne tarafında da zalimlerin oluşturduğu terör cehenneminden kaçıp Avrupa’ya sığınmaya çalışan mazlumların hem geçişini rahat sağlamak, hem de dünyanın mültecilere tanıdığı hakları gözetiyoruz orada. Ayrıca bütün ülkenin giriş çıkışlarını kontrol altına alıp bir biyolojik silah olarak kullanılan korona virüsünün de ülkemize sıçramasını önlemek adına gece gündüz mücadele ediyoruz. Yani bütün cephelerde şu anda mücadele var.

Bu esnada oturup da nelerin olduğunu, nelerin yaşandığını, nasıl adımların atıldığını, diplomaside nasıl mücadele edildiğini, askerlerimizin vatan için bayrak için nasıl canlarını hiçe saydığını, Türkiye’nin yeni dünya düzenin de bir piyon değil de bir oyun kurucu olduğunu anlatmaya kalksak kelimeler de yetmez, zaman da yetmez…

Biz bütün bunlarla uğraşırken, dün 1. Dünya Savaşı esnasında işgal kuvvetleri memleketimize girdiğinde balkonlarından İngiliz-Yunan bayrağı asanların torunları bugün ülkede iç çatışma çıkarmak için, bizi tekrar emir alan, o Batı’ya uşaklık eden bir ülkeye dönüştürmek için edepten, hayâdan, adamlıktan hatta insanlıktan uzak bir söylem ve eylemin içerisindeler. 

O bebek katili kendi insanını dahi kimyasal bombalarla katleden, Esed’in o Türkiye temsilcileri bağırarak, küfrederek, milleti kutuplaştırarak, şehitlerimizi pisi pisine öldüler diye adlandırarak, dün ayrı, bugün ayrı konuşarak, tam ‘’FETÖ‘’ köpeklerine yakışır bir şekilde algı oluşturmaya çalışıyorlar.

O suratına, sıfatına tükürdüğüm Özkoç mudur nedir, o kalibresiz mayın eşeğini de öne sürerek Meclis’te kavga çıkarmak istediler ve bu kavganın fotoğraflarını da dünya kamuoyununa “İşte Türkiye’de Meclis birbirine girdi, Bahar Kalkanı Operasyonu’nu istemiyorlar” algısını oluşturmak istediler.

Biz kurtuluş mücadelesindeyiz, biz savaştayız, biz kavgadayız. Hani vardır ya Anadolu’da, kavgada atılan yumruk sayılmazmış diye; biz de öyle yapıyoruz, bundan sonra da öyle yapacağız.

Öyle zannetmeyin ki yok üç beş tane teröriste, PKK/PYD’siyle, işte rejim askeriyle mücadele ediyoruz.

Dün Afrin’de PKK’yı PYD’yi öne süren ABD’yi nasıl dumura uğrattıysak, bugün rejimi öne süren o İran‘ı, Rusya’yı tokat manyağı yapıyoruz. He sizi yani CHP’yi de bugün sahaya süren MOSSAD’ı da, CIA’yi de, FETÖ‘yü de yerin dibine gömeceğiz, dibine gömeceğiz.

Kudurun, havlayın, ağzınızdan necasetler akıtın, hatta sinir katsayılarımızı zorlayın. Ne yaparsanız yapın, ne yaparsanız yapın… Biz ne sizden ne de sizin o tasmanızı elinde tutanlardan korkmuyoruz.

Biz dünden daha inançla, daha güçlü, daha birbirine kenetlenmiş şekilde ülkemizin, milletimizin, bayrağımızın, askerlerimizin ve Başkomutanımız Erdoğan’ın yanındayız, yanındayız. Onun bir işareti ile de dünyaya yeniden Metehan’ı, Alparslan’ı, Fatih’i, Kanuni’yi de tanıtmaya, hatırlatmaya hazırız, hazırız!

Evet yanındayız. Milletin adamı, ümmetin lideri, yeni Türkiye’nin Başkomutanı, bu coğrafyanın Koca Yusuf’u olan Erdoğan’ın tam dizinin dibindeyiz.

He sizi tanıyoruz, sizi tanıyoruz, sizi tanıyoruz, sizin dedelerinizi de tanırdık. Sizin ipinizi de, tipinizi de hepsini biliyoruz. Bu ihanetlere sessiz kalan dünün o siyasetçilerini de, rahmetli Erbakan Hoca’nın peşinden gittiğini söyleyen o abdestli korkakları da, Alparslan Türkeş’i tanımayan, anlamayan ama ülkücü geçinen o şakşakçıları da, ülke savaştayken suspus olan o sanatçı finoları da, o Apo’nun fistanlı yavşaklarını da… Hepsini tanıyoruz.

Ve korkmadan, çekinmeden bir dirhem dahi geri adım atmadan haykırıyoruz.

Yine ERDOĞAN, yeniden ERDOĞAN, inadına ERDOĞAN; ölümüne, ölümüne, ölümüne ERDOĞAN!

Kalın sağlıcakla.