ÜLKEMİZE HOŞ GELDİN KORONA! – 12 Mart 2020

“Ha geldi ha geliyor, işte kaç kişiye bulaştı, skor kimde, bizim ülkeye de geldi şimdi ne olacak, eyvah hadi marketleri boşaltalım, almadığımız bir deterjan işte bir sabun mabun kaldı mı?” paniğiyle geçen bir şeyler yaşıyoruz şu günlerde.

Güzel memleketimin koronavirüsüne bile şiirler yazan, korona üzerinden espriler yapan, koronaya methiyeler düzen güzel insanları… Yahu bir sakin olalım, yavaş…

Uzmanlar çıkıp anlatıyor. Her biri gerek televizyon ekranlarında gerek radyolarda gerek sosyal medyada devamlı bu işi hem tıbbi dilde hem de biz vatandaşın anlayacağı şekilde sürekli aktarıyorlar bize. Bakanlarımız, bakanlık personellerimiz gece gündüz çalışıyorlar ve bizleri de düzgün bir şekilde bilgilendiriyorlar. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

Tedbirle alakalı öyle büyük büyük şeyler yapın da demiyorlar. Olay belli, ne yapılması gerektiğini eminim hepimiz çok çok iyi biliyoruz.

Yalnız şunu diyeceğim: Bu virüsün ortaya çıktığı, yayıldığı ülkeler ne düşünür nasıl bakarlar olaya nasıl tedbirler alırlar orası bizi bağlamıyor. Biz bu korona virüsüyle neyi anladık ya da neyi hatırladık biliyor musunuz?

Temizlik imandandır, şükür ki bunun bilincindeyiz ama bu musibetle imandan saydığımız temizliğin aslında ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladık.

Tedbirin ne kadar gerekli olduğunu, beklenmedik bir duruma karşı önlemlerin önceden alınmasının neden önemli olduğunu bir kez daha gördük.

Yaşlısından gencine, sağlımızın ne kadar büyük bir hazine olduğunu ve en gerçek ve en kıymetlimizin sıhhatimiz olduğunu bir kez daha anladık.

Ölümsüzlüğü bulma sevdasına koşan ve buna milyon dolarlar yatıran insanoğlunun mikroskopla dahi zor görünen bir mikroba karşı çaresizce kalışıyla aslında ne kadar aciz ne kadar cüzi olduğunu gördük.

Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış ve öyle yaşa diye bir inanışımız vardı ya bizim, heh işte bu desturla yaşamanın ne demek olduğunu ve ölümün bize ne kadar yakın olduğunu hatırladık.

Avrupa sevdalısı arkadaşlar tabi burayı anlamazlar da Avrupa’da devlet bakanları televizyonlara çıkıp bizim bu yayılmaya karşı bir tedbirimiz yok; alt yapımız, doktorumuz yok derken Türkiye Cumhuriyeti devletinin her an her saniye her anlamda nasıl ayakta ve teyakkuzda olduğunu, devletimizin vatandaşı için nasıl hazır ve nazır olduğunu canlı kanlı yaşayıp gördük. Allah devletimize zeval vermesin.

Ve tüm bunların yanında bilimmiş, teknolojiymiş, işte şu yazılımmış bu kodlamaymış, işte laboratuvar çalışmalarındaki buluşlarmış… Hepsinin ötesinde Azze ve celle olan yüce Allah’ımızın ne kadar büyük ve ne kadar kudretli olduğunu bu vesileyle bir kez daha anladık.

Günlerdir beklediğimiz korona, hoş geldin memleketimize ama uzun kalmanı istemiyoruz, en kısa zamanda bu toprakları terk etmen dileğiyle…

Kalın sağlıcakla.