GAZİANTEP’TE NE OLMUŞ? – 01 Aralık 2020

Birileri her türlü durumdan siyaset çıkarmaya, altını deşmeye ve gündem olma peşinde savrulup dururken birileri de gerçekten çalışmaya ve gerçekten makamının hakkını verebilmeye gayret ediyor dostlar.

Yeni tedbirlerin alınmasıyla birlikte elbette hepimizin hayatında dengeler şaşıyor; düzenimiz altüst oluyor, tüm sistemimiz değişiyor, psikoloji konusuna değinmiyorum bile. Taş olsan çatlarsın derler ya, öyle sabırlı öyle güçlü kalmamız gereken bir dönemin içindeyiz. Yadsınamaz bir salgın gerçeği var tüm dünyada.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve ekibi, bu son tedbir kararlarının ardından ‘Antep usulü’ adını verdikleri bir modelleme ile esnafına, vatandaşına destek projeleri uygulamaya başlıyorlar.

Belediyenin kiracısı olan ve bu süreçte kapanan iş yerlerinden kira almayacaklarmış. Bu esnaflara da aylık 1500 TL destek verilecek ve su faturalarının da yarısı tahsil edilecek.

‘’Gelen tedbirlerle daha ne yapılması gerekiyorsa sürekli istişareler ederek yeni kararlar almaya da devam edeceğiz. Kardeşlikle, sevgiyle, paylaşarak, birbirimizi anlayarak iyileşeceğiz.” diyor Fatma Şahin. Boş boş konuşmuyor yani, goy goy da yapmıyor, 80 TL’ye yardım kolisi hazırlayıp 150 TL’ye birilerine çakmaya da çalışmıyor. Haddini, edebini ve sorumluğunu biliyor, elini taşın altına koyuyor yani.

Birileri kucaklayıcı dilden bahsedip taksicilerin üzerine yürüme kabadayılığı yapa dursun ‘Antep usulü’ büyükşehir işte böyle çalışıyor.

Bir kez daha görmüş olduk ki bu ülkede 2 tip belediyecilik anlayışı var:

Ya devamlı sistemi eleştirip, devamlı karalamaya gidip, sürekli bir önceki dönemin icraatlarına çöküp, milleti metrolarda metrobüslerde kucak kucağa kaynaştıracak, fırsatını da buldukça tatile kaçarak belediyecilik yaptığını sanacaksın ya da fırtına anında bile gemide dimdik kalıp o gemiyi sağ salim veya ufak tefek sıyrıklarla kıyıya götürmeye inançlı, azimli olacaksın.

Ya elde ne var ne yoksa reklama, PR’a ve tt olmaya, gündem kasmaya harcayıp boş yapacaksın ya da imkânlar doğrultusunda ne var ne yok hesaplayıp akıllıca eksik giderecek, noksan kapatacak rüşdünü ispatlayacaksın.

Ya devamlı şikâyet edip mağdur edebiyatı yapacaksın ya da önce çözüm deyip kolları sıvayacaksın.

Çalışma ve hizmet anlayışın ya hep göz boyamaya, üfürükten tayyare heykelleri şovlarla, açılışlarla, böyle şatafatlı tabelalarla sunmaya yönelik olacak ya da sen değil projen konuşacak, hizmet modelin konuşulacak, işin kendisi ben buradayım diyecek. Sen de belediye başkanı olarak sadece bunun sunumunu, servisini yapacaksın, işte o kadar.

Belediyecilik anlayışın ya görev icabı, birilerinin o sokma aklıyla ve zorunluluktan olacak ya da gönülden dertli olduğundan bu hizmeti vebal ve hak saydığından olacak.

Vatandaş ister, vatandaş bekler kardeşim, vatandaş durmadan talep eder. O makama seni oyuyla taşıyan vatandaş sıkıntılı günlerinde, salgında, afette, depremde çare bekler, çözüm ister; lak laka değil.

Belki talep ettiği şey kısa vadede uygun değildir, zaman, zemin ve şartlar ona müsait de olmayabilir ama vatandaş muhatap alınmayı, değerli sayılmayı ister, vatandaş kendisinin derdiyle dertlenen ve çözüm için gece gündüz uğraş veren adam ister ve yine vatandaş kimin kendini hor gördüğünü, kimin kendisini kandırmaya çalıştığını da anında fark eder.

Yani belediyecilik, magazinci ablalarımız gibi sabah şekeri programlarına katılıp devamlı eleştirmek, memnuniyetsizlik, şikâyetlenmek, yarım yamalak İngiliççe demeçler vermek, ilkokul öğrencisi gibi devamlı mızmızlanmak değildir; kendi popülaritenden önce şehrinin popülerliğini ve kimliğini koruma, şehrinin markasını öne çıkarmak demektir.

Yani kısacası dostlar ‘Antep usulü’ destek çalışmasının tüm büyükşehir belediyelerine örnek olmasını temenni ederiz, bir ‘vatandaş’ olarak.

Kalın sağlıcakla.