GEZİYİ SAVUNMAK NE DEMEK? – 19 Şubat 2020

Yok yok, hiç uzatmadan gireyim konuya. Direkt söyleyeyim söylenmesi gereken ne varsa.

Diyor ya Hz. Ali, “Zalimleri övmek en büyük alçaklıktır!” diye. İhaneti aklamaya çalışanlar da, bu Gezi vandalizmi hakkında verilen bu beraat kararlarına alkış tutanlar da, bundan çıkan kararlarla yeni bir darbe hayali kuranlar da aynı elin tuttuğu tasmalılardır. Bu tipler terörist bayrağı sallayıp Apo posteri asan, Atatürk Kültür Merkezi’nin cephesine o paçavraları asanlar aynı deliğin pisliğidir.

Nefret söylemleriyle bu toplumu ayrıştırıyormuşuz, öyle mi? Bu milleti ve bu toplumu satmaya dünden razı olan, çığırtkanlıklarının paralarını koçlar gibi peşin alanlar mı söylüyorlar bunu?

Şehidimin kanını taşıyan o Türk bayrağını Taksim meydanlarında yakanlarla aynı tarafta olmayı vicdanlarına ve adamlıklarına yakıştıranlar mı söylüyorlar bunu?

Pardon şaşırdınız değil mi? Adam diye bizden mi bahsediyor diye. Doğru bu omurgasızlıkla siz de haklısınız tabi. Adamlık kim, siz kim?

Yakıp yıkarak, yağmalayarak, ateşe vererek, ülkenin devletinin malını kendi ellerinle taşlayarak, ağaç dalgasına yatıp terörist sevicilerle kol kola marşlar söyleyerek, devletinin polisine saldırarak, ülke ekonomisini yerle bir etmek için gece gündüz o sidik kokulu çadırlarda sabahlayarak basit bir eylemci ya da doğasever falan değil düpedüz sahtekâr, piyon ve kalleş oluyorsunuz. Kalleş oluyorsunuz!

Evet, yargı kararını vermiştir, kararı da bildirmiştir. Saygı duyuyoruz ama yargının verdiği o karar, bu milletin vicdanında kabul gören Gezi’nin ihanet olduğu, Gezi’nin vandalizm olduğu, Gezi’nin bir darbe girişimi olduğu gerçeğini değiştirmedi, değiştiremeyecek de.

O duvarlara “Zulüm 1453’te başladı” yazanlar, dünkü Bizans’ın bugünkü artığı olanlar, her sene Gezi’yi anarken seçim öncesi ağzını bıçak açmayan o ikiyüzlü takiyeciler iyi bilsinler ki biz bu karardan sonra daha da birleştik daha da kenetlendik. Yani bu karar bir nevi güzel oldu. Dedim ya daha da kenetlendik.

Ve biz, 7 Şubat MİT krizinde, Gezi darbe kalkışmasında, 17/25 Aralık o yargı darbe girişiminde, 6-7 Ekim’deki o sokak çağrılarında ve en son 15 Temmuz darbe girişiminde nerede dimdik durduysak, kimin tek bir çağrısıyla canımızı hiçe sayıp mücahid olup tankın önüne yattıysak bugün de aynı yerde, bugün daha da sağlam, bugün daha da teyakkuzdayız.

Ben bu toprakların birliği, bu vatanın bütünlüğü için yapmam gereken ne varsa hazırım. Ve biliyorum ki senin de için yanıyor ve sen de hazırsın. İşte tam burada omuzlarımızın birbirine daha da sağlam değmesi lazım. Lazım ki araya hiç kimse giremesin. Giremesin ki elleriyle kazdıkları çukurlara onları üfleyerek indirelim. Azdan az, çoktan çok gider.

Kalın sağlıcakla.