NE İŞİMİZ VAR SURİYE’DE? – 02 Mart 2020

Bir şehit babası çıkıyor diyor ki, “Oğlumu verdim, gerekirse beni de askere alın razıyım.”; başka bir şehit babası çıkıyor dimdik diyor ki, “Vatan sağ olsun, bir oğlum daha var gerekirse onu da veririm.”

Bakın, o şehit babaları ‘Suriye’de ne işimiz var? Allah aşkına bu neyin savaşı? Birilerinin hırsından dolayı canlarımız gidiyor, durdurun şu işi’ falan demiyorlar.

He, canımızın yanmasıysa bunları dememizdeki sebep, evladını kaybeden bir annenin kor ateşinin yanına hiçbirimiz yanaşamayız; he yok içimiz şişti artık diyorsak eğer, bir babanın ağlamamak için kendini nasıl tuttuğunu ve evladının tabutuna omuz vurduğunu getirin gözünüzün önüne ve vazgeçin bu şımarıklıktan.

Dün şehit olan askerin son mesajını gördük değil mi? “Yedi düvel bir olmuş, rejimi, Rusya’sı ne var ne yoksa plan üstüne plan kuruyorlar. Biz de tam olmamız gereken yerdeyiz sadece dua edin.” diye yazmış.

Dememiş benim anam var, benim sevdiğim var, ben daha gencim benim hayallerim var, benim yarınlarım var dememiş; yalnızca dua edin demiş.

Biz evet bugün Suriye’deyiz. Bahar Kalkanı’ndaki Mehmetçiklerimize ve arazideki aslanlarımıza duacıyız.

Suriye’de ne işimiz var derken biliyor muyuz veya hatırlıyor muyuz? Biz Suriye’de değilken Suriye’deki teröristlerin ülkemizde neler yaptığını hatırlıyor muyuz? He? Gerçekten soruyorum, hatırlıyor muyuz?

Hatay’da, Reyhanlı’da düzenlenen o iki ayrı bombalı saldırıyı, Gaziantep’te DEAŞ’ın kına gecesine düzenlediği canlı bomba saldırısını, Ankara Garı kavşağındaki bombalı intihar saldırısını, DEAŞ’lı teröristin İstanbul Reina’daki katliamını, Beşiktaş stadında, Maçka Demokrasi Parkı içerisinde gerçekleştirilen o iki ayrı bombalı intihar saldırılarında kaybettiklerimizi, Cizre, Şırnak, Sur, Silopi, Yüksekova, Nusaybin ve Dargeçit’te hendekler kazıp kalkışma girişiminde bulunanların amaçlarının Suriye ile Türkiye arasındaki terör koridorunu birleştirip, Türkiye’yi bölmek istediğini hatırlıyor muyuz?

Bütün bunları bilerek veya bu olayların arkasındaki bağlantıları kurduğumuz halde mi diyoruz hala “Ne işimiz var Suriye’de?” diye? He?

İnsanoğlu nankördür. Unutur, hem de çabuk unutur. Ama bu topraklar ama bu memleketin dağları, taşları, bu vatanın rengini şehitlerin kanından almış olan bayrağı asla unutmaz. Hani derler ya, kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz diye.

Çanakkale’deki mezar taşlarında isimleri yazılanları unutmaz bu memleket, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’nun her bir evinden yükselen duaları asla unutmaz. Bu toprakların bağımsızlığı için ödenmiş bedelleri ve feda edilen canları asla unutmaz.

Şehitler tepesi boş kalmadı, kalmayacak da bu memlekette, şehadetin o mis kokusu kıyamete kadar semalarımızda dalgalanacak al bayrakla birlikte, sizi Allah’a şikâyet edeceğim diyen bir çocuğun feryadını duyup da ona sırtını çevirmez bu ülke, evin kapısına dayanan haine helal kazançla kaynatılmış aş verilmez bu memlekette.

Ordumuz seferde, aslanlarımız cenk meydanında, camilerimizde fetih sureleri okunuyor, Anadolu uykusuz, ayakta ve eller duada, hilal hepsine göz kulak oluyor. Bize düşen yalnızca kenetlenmek, bir olmak ve omuz omuza durmak ve hainin ve kahpenin ve teröristin ve onun sevicilerinin karşısında adam gibi dimdik, dimdik durmak.

Anadolu’da bir söz vardır ya, “Ordu sefere çıkınca laf da biter hesap da. Yalnızca dua edilir.”

Eğer edebiliyorsan dua et yoksa gölge etme, başka ihsan istemiyoruz. Ayetinde de söylediği gibi, “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik.” diyen Yaradan yar ve yardımcımız olsun.

Gazamız mübarek olsun.