İNGİLİZ AKLINDAN CHP’li İBB’ye DESTEK – 07 Temmuz 2020

Yusuf Kaplan hocanın çok beğendiğim bir sözü vardır, “Mevzuyu kaybedersen, mevziyi de kaybedersin.” Yani asıl önemli olan mevzudur. Mevzuyu inceleyecek, okuyacak ve anlayacaksın ki mevziyi koruyabilesin.

Sultan Abdülhamid’e bir gün İngilizleri sormuşlar, daha doğrusu İngiliz aklının ne olduğunu sormuşlar. Dünya siyasi tarihinin en deneyimli devlet adamı olan Abdülhamid Han İngilizleri şöyle tarif ediyor, “Ordulara ihtiyaç duymadan diğer ülkeleri uzaktan yönetme sanatını en iyi bilen millettir İngilizler.”

İngilizler bir milleti kontrol etmek için kendi kültürünü, kendi dinini, değerlerini, isteklerini kabul ettirmek için uğraş vermezler, zaman harcamazlar. Milliyetçi ve maneviyatçı bir düşünceyi bile kendi amaçlarına kullanabilirler ve en önemli özellikleri de hakikisini kontrol edemedikleri şeyin sunisini piyasaya sürerler. Bu bilgiler ve bu referanslar cepte.

İstanbul’un fetih yıl dönümünde CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Fatih’in türbesini ziyareti esnasındaki hal ve hareketleri yani tavırları çok konuşuldu sosyal medyada. Hatta tepki çekti o görüntüler ve aynı günler de 80 küsur yıldır CHP zihniyeti tarafından zincire vurulan Ayasofya’nın yeniden özgürleşmesi gündeme geldi ve CHP’nin Büyükşehir Belediye Başkanı da hemen Yunan televizyonuna bağlanıp her zaman yaptığı gibi karnından konuşarak çaresizliğini, üzüntüsünü anlattı. Aynı günler de CHP’nin parti sözcüsü Faik Öztrak, “Açacaksanız açın, ne engel var ki önünüzde?” lakaytlığıyla Ayasofya mevzusunu çarşı pazar ağzına indirgemeye çalıştı. O da yetmedi haktan, hukuktan, adaletten bahseden o küçük enişte var ya(Ahmet Davutoğlu) heh aynı ağızla, “Ayasofya’yı siyasete alet ediyorlar, sıkıştıklarından dolayı bunu yapıyorlar.” naralarına başladı. Temel Karamollaoğlu durur mu? O da girdi mevzuya, “Türkiye’nin gündemi Ayasofya mı? Millet aç, millet işsiz, millet tedirgin.” deyip klasik CHP penceresinden baktı Ayasofya olayına. Bu saldırıların finalini de profesör olan CHP Milletvekili Mecliste yaptı. Sadece Ayasofya değil, Sultanahmet de müze statüsüne geçirilmeliymiş.

Klasik kafadır bu ve aynı oranda da tehlikelidir. Senin elinden almak istedikleri değeri, “İnsanlığa mal olmuştur bu, ortak değerdir, işte bütün dünyanın malıdır o.” değil mi?

Ne Ayasofya ne Fatih ne de İstanbul, insanlığa veya dünyaya mal olamaz ve bütün insanlığın da ortak değeri olamaz. Ayasofya; Müslümanların, Türklerin ve dahi tüm İslam âleminin malıdır ve ortak değeridir. Onun için hiç kimse kelime çakallığı yapıp aklımızla oynamaya kalkmasın.

Evet, son günlerde Fatih ve Ayasofya gündemi nedeniyle çukura batan CHP’lileri, CHP Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nu ve onun değirmenine su taşıyan Davutoğlu’nu, Karamollaoğlu’nu, Kılıçdaroğlu’nu ve bilmem kimin oğlunu kurtarmak için yine İngiliz aklı girdi devreye.

Bir tablo mevzusuyla gündemi istedikleri yere taşıyabileceklerini düşündüler. 500 yıl sonra bir müzayede ile bayram değil seyran değil, zamansız ve ayarsız bir şekilde bir tablo oyununu devreye soktular. 6-7 milyon verip Fatih’in tablosunu CHP’li İBB’ye yani o duvarlara “Zulüm 1453’te başladı” diye yazanlara Fatih’in tablosunu aldırdılar. Tablo alındıktan sonra da tabi gündemde konuşulmaya başlandı.

Ayasofya’yı ve Fatih’i değer bilen üç beş arkadaşımızda bu zokayı yutup tablonun fiyatı üzerinden, “İşte israf değil mi bu, kimin parasını nereye veriyorsun?” tarzında paylaşımlar yaptı sosyal medyada yani hamleyi ve aklın arkasındaki planı tam göremeyip duygusalca olaya yaklaştılar. Tam da istedikleri buydu. Mevzuyu anlamayanları sever bu İngilizler. Sonrasında Murat Ongun kanal kanal gezmeye başladı, “İşte tablonun büyük bir açılışını planlıyoruz, Cumhurbaşkanı’nı da davet edeceğiz açılışa, gelir mi gelmez mi bilmem ama biz ortak değerlere çatışma olmadan, ayrışma olmadan sahip çıkalım istiyoruz. “

Bak bak bak… Ağza bak, oyuna bak, oyuncuya bak. En önemlisi de oyunu kurana bak. Neydi İngiliz aklı, he? Hakikisine sahip olamadığının sunisini devreye sokar İngiliz.

Ayasofya için tek kelime söylemeyen, söyleyemeyenler, Fatih’in haziresine eller arkada tekmeyle girenler bize Fatih’in portresi üzerinden ayar verecek. Geçen gün de açıklamışlardı, “Büyük bir Fatih heykeli yapacağız.” Bu duyuru milletten tepki alınca, “İşte bu CHP’nin işi gücü heykel yapmak.” deyince vatandaş, tablo işine giriştiler.

Dostlar, artık CHP’de heykelcilik çalışması bitip tabloculuk devri başlamıştır bu vesileyle.

Bütün bu olanları değerlendirince aklıma geçen radyoda dinlediğim bir şarkı geldi. Sanatçıyı tanımıyorum ama sözleri şöyleydi:

Bir şeyler yolunda değil besbelli

Bir gudubetlik var işte besbelli

Senden değil, benden değil

Kimden belli değil

Havada bir hinlik var

Bir yerde bir eksik var

Tarifi zor bir şey var

Havada bir hinlik var

Evet arkadaşlar, havada bir hinlik var. Şunu herkes bilsin ki bizler mevzuyu anlıyoruz ve mevzimizi de ölümüne savunacağız.

Kalın sağlıcakla.