İNŞALLAH NE DEMEK BİLİYOR MUSUNUZ? – 29 Mart 2020

Geçen gün bir yerde okumuştum, diyordu ki “Duasından emin olduğunuz insanlara sarılın.” Ne kadar güzel bir tavsiye değil mi? Ama bu ara bir tedbir sürecinde olduğumuz için biraz değişiklikle bu sözü tekrarlayalım. Duasından emin olduğunuz insanların kalbine sarılın, yani onların her vakit duasında yer almaya çalışın. Şöyle bir düşünün sizi sizden daha çok düşünen kim vardır ki? Ananız, babanız, sevdiğiniz birkaç kişi ama genelde büyüklerimiz değil mi?  Şu an evden çıkmayarak hep yaptıkları gibi, bizi devletimizi çoluğumuzu çocuğumuzu koruyorlar ve yine dua ediyorlar. Yani dua kalkanı ile yine bizi korumaya çalışıyor o elleri öpülesi o büyüklerimiz, o yaşlılarımız, o yaş almış çınarlarımız.

Evet bazen cahillik yapıyoruz, şu sanal medyada izlenme peşine, değerlerimizden, kimliğimizden, yani bizi biz yapanlardan ve ailemizden gördüğümüz o saygıyı, sevgiyi, edebi çiğneyip ortamda biraz gülelim diye bazen düşüncesizlik yapıp kırıcı oluyoruz.

Dünyaya demişiz biz imtihan dünyası. Böyle inanmış ve buna iman etmişiz. Şu an yaşadığımız da böyle bir şey, yani imtihanın bir parçası ama zor bir parça.  Elbet bu da geçecek, bu süreçte bitecek, sonra belki bir başkası gelecek, başka bir imtihan yani… Biz yine hep beraber onu konuşup onu dert edeceğiz ve onunla mücadele edeceğiz eğer mücadele edilmesi gerekiyorsa.

Ama bunların hepsinin yanında bir şey söyleyeceğim, Bugün Çine, İtalya’ya, Amerika’ya, Almanya’ya bir bakın. Bir de bu topraklara bakın.

Yaşlılar zaten yeteri kadar yaşamışlar deyip onları hastanelere kabul etmeyen ve bazılarını da huzurevlerinde ölümle baş başa bırakan o modern ve gelişmiş devletlere bir bakın; bir de ihtiyacınız var mı, sağlık sıhhatiniz nasıl diye büyüklerinin kapısını çalan onların halini, hatırını, ihtiyacını soran Türkiye’ye bakın.

Sağlık sistemimiz çöktü, yapacak hiçbir şeyimiz yok deyip kenara çekilen o batının hayran olunası medeni devletlerine bir bakın; bir de dünyanın dört bir yanındaki kendi vatandaşlarını, öğrencisini, işçisini özel uçaklarla gidip alıp getiren ve onları da 14 gün karantinada tutan yani onların yaşamları için, sıhhatleri için çalışan Türkiye’ye bakın.

Bir tane solunum cihazını 2 hasta arasında ortak kullanmaya mecbur kalan devletlere bakın bir de kendi solunum cihazını üretmeye kolları sıyırmış bu Türkiye’nin bu imtihanı da hayra çıkarmak için verdiği mücadeleye bir bakın.

Türkiye’yi, ülkemizi beğenmeyip Türk olmayı aşağılık gören, suç gören o sözde aydın ve sanat icra ettiğini düşünen kişilere ki onların da birçoğunun yaşları da büyük, bir onlara bakın bir de evine yardım götüren askerlerini bayraklarla karşılayan analarımıza yani bu toprakların gerçek sahibi olan Anadolu’ya bir bakın.

Kim ne derse desin biz omuz omuza vermeyi şeref sayan bir milletiz. Bunu daha öncesinde de yaptık, şimdi yapıyoruz, bundan sonra da yapacağız. Bu mücadeleyi de o yalan yanlış paylaşılan haberlere, algı operasyonlarına, nankörlere, kendi evini yani ülkesini hiçe sayıp hala o Amerika’nın tankla aldığı tedbirlere bravo çeken ikiyüzlülere rağmen biz yarınların daha hayırlı olacağına inanıp bu işin de üstesinden geleceğiz inşallah.

He bu arada inşallah ne demek biliyor musunuz? Allah isterse. Biz buna inandık ve buna iman ettik. Tedbirimizi alıp, gerekeni yapıp elbette yine ondan isteyeceğiz.

En kısa zamanda hep birlikte bu virüs illetinden kurtulacağız. İnşallah.

Evde kalın, sağlıcakla kalın.