İŞTE ‘MEZARCI KADIN’ TİYATROSUNUN GERÇEĞİ! 02 Nisan 2020

Günlerdir evdeyiz, günlerdir normal hayatta yaptığımız o gezmelerden, tozmalardan, buluşmalardan yani normal aktivitelerimizden uzak durarak tüm dünyayı etkisi altına alan bir virüsle, bir dertle uğraşıyoruz… Bir kriz, bir savaş halindeyiz yani ve böyle bir süreçte ağzımızdan çıkan her bir söze, yaptığımız her bir paylaşıma normalden çok çok daha fazla hassasiyet göstermemiz gereken bu günlerde Gaziantep’te bir provokatör, bir hain sosyal medyada bir video paylaşıyor. Görmüşsünüzdür videoyu, çünkü o video WhatsApp gruplarından haldır haldır yayılıyor.

Video şöyle:

Sözde bir kadın koronavirüs yüzünden ölen kayınvalidesini gömmeye gidiyor. Mezarlıkta da yüzlerce boş kazılı mezar yeri var. O yalancı, sahtekâr kadın Saime Dilsizoğlu da diyor ki, “Tüm bu boş kazılı mezar yerleri koronavirüs ölümleri için hazırlıkmış, devlet bunları saklıyormuş, işte görün hükümetin gerçek yüzünü, bu Tayyip hesap verecek.” diye de zekâ seviyesinin düşüklüğünü ve içindeki kini, nefreti aleni bir şekilde döküyor ortaya.

Peki sonra ne oluyor?  Bu kadının 91 yaşındaki kayınvalidesinin koronadan değil, kalp krizinden öldüğü ortaya çıkıyor. Ölüm sonrası test sonucu daha belli olmadığından da tedbirli bir şekilde defnediliyor. Gaziantep Valiliği de kazılan mezarların her ilde bulunan mezarlıklarda olduğu gibi yıllık rutin ve ihale ile kazdırılan yasal bir iş olduğunu belgelerle kamuoyuyla paylaşıyor. Yani dostlar bir müftü karısı tiyatrosu daha deşifre oluyor.

Yahu siz ne yapıyorsunuz? Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Ölenlerin, ölümlerin üzerinden kime ne fatura çıkarmaya çalışıyorsunuz? Ölen her bir canın ailesi, sevdikleri, çocukları, eşi, dostu yangın yerine dönen yürekleriyle kavrulurken ki bu Saime denen kadınında hüznünü yaşaması gerekirken, bu ölümlerin üzerinden nasıl böyle kalleşçe bir siyaset devşirmeye çalışırsınız? 2016 yılında yine aynı yerde Gaziantep’te terör saldırılarında ölenlerin sayısını gizliyorlar, işte bakın boş mezarlar var diye ortaya atmıştınız, sonra yalanlanmıştı. 4 yıl sonra tekrar utanmadan, sıkılmadan, aynı yerden aynı yalanı yaymaya çalışıyorsunuz.

Yalnız ne var biliyor musunuz dostlar? Bu yalan haberlerin yayılma hızı gerçeğin yayılma hızından 10 kat daha fazla. Birde videonun altına baktım şöyle bir, eyvah eyvah… Ne yorumlar yapılmış, ne küfürler, ne hakaretler…

Yahu arkadaşlar bırakın partisini, tarafını, siyasetini. Ölüm tarafına göre, partisine göre can almıyor.  Bu virüs de siyasi ideolojisine göre yapışmıyor insana. Zengin fakir de ayırt etmiyor. Şucu bucu diye de bakmıyor.

Hem bir şeyi merak ediyorum, ölüm sayıları arttıkça mutlu mu olacaksınız? Boş mezarlıklar koronavirüs ölümleriyle dolunca kına mı yakacaksınız? Türkiye; İtalya gibi olunca, İspanya gibi olunca o günde 700-800 ölüm olunca, sağlık sistemi çökünce, insanlar sokaklarda düşüp ölünce başınız göğemi erecek yahu? Gece gündüz teyakkuzda, insanüstü bir gayretle çalışan, göz bebekleri kan çanağına dönmüş o bakanların, o sağlık çalışanlarının ve bu milletin sabırla katlandığı bu sıkıntı boşa çıktığında siz mutluluktan havalaramı uçacaksınız? Fırıncısından eczacısına, jandarmasından polisine, teknik lise öğrencilerinden sanatçısına, sporcusuna, muhabirinden zabıtasına, işçisinden terzisine ve kapı kapı gezip erzak dağıtan derneklerine, vakıflarına kadar 83 milyon kol kola verip hep birlikte verdiğimiz bu mücadele yerle yeksan olunca sizler, “Eveet, şimdi oldu, tam istediğimiz gibi oldu.” diyerek mi başınızı yastığa koyacaksınız he?

Bütün dünyanın gıpta ile seyrettiği bu ülkenin birliğine, beraberliğine ve bu topyekûn mücadelesine zarar vermeye çalışan bu tipleri Allah İbrahim suresinde çok güzel tarif ediyor:

“O, size istediğiniz her şeyi verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Şu bir gerçek ki insanoğlu çok zalim ve çok nankördür!”

Küçük de bir tavsiye:

Bu yalancıları kale almayın, bu yalanlara inanmayın ve bu yalanları da yaymayın.

Evde kalın, sağlıcakla kalın.