İSTANBUL HAVALİMANI İSMİNİN ANLAMI – 1 Kasım 2018

Bir başkadır benim memleketim şarkısını bilirsiniz. Havasına suyuna, taşına toprağına bin can feda… diye devam ederiz ya hani, valla bugün tam o havadayım. Malum kiraz ayları geçti, haziranlar geride kaldı, ilahi adalet ince ince yerini buldu. E daha ne olsun. İstanbul’da havalar düşman çatlatıyor yani…

Dostlar anladınız siz mevzuyu. Günlerdir bir tartışma konusu vardı. Yeni havalimanının ismi ne olacak diye. Neler neler söylendi. Yok bilmem göçmen kuşların güzargahındaymış, yok bilmem ne kadar orman arazisi katledilmiş, işte bilmem su havzaları varmış mış mış mış. Bu saldırıları saymıyorum bile.

Neyse; Kimi dünyayı kanırtmak için Abdülhamid Han olsun diye bekledi, kimiyse Avrupalıları titretsin diye Kanuni olsun dedi. Kimi de “Ne olursan ol gel” düsturuyla daha fazla yolcu çeker diye Mevlana olsun dedi. Bir de dün tü kaka dediği projeye bugün isim bulmaya çalışan tipler de vardı tabi.

Ama en nihayetinde devlet başkanımız 29 Ekim’de çıktı ve son noktayı koydu. Şairin de dediği gibi bu İstanbul şehri ki ona paha biçilemez, tüm acem mülkü feda olsun onun tek bir taşına diye tarif ettiği İstanbul olacağını duyurdu.

Bu karara kimisi destek oldu. Kimisiyse, yahu neden şu olmadı, efendim bu olmadı, bula bula bunu mu buldunuz diye diye devam etti söylenenler ve ediyor. Hatta ben size söyleyeyim bu boş muhabbet daha uzunca da sürer böyle.

Yalnız bizim dikkat kesildiğimiz yer burası değil kardeşim. Bunlar geyik muhabbetler, bir adım ileri götürmez adamı. Bizim asıl göğsümüzü gere gere haykıracağımız konu Cumhuriyetin 95. yılında şanıyla şerefiyle adıyla açılan İstanbul havalimanı ne demektir ve ne anlama geliyor?

Az bi yanaş. Önce o at gözlükleri bi kenara çıkar, korkma iş bitince geri takarsın, sodanı da içtiysen başlıyorum.

İstanbul havalimanı demek, “Şahlanıp gelen bir ruhun ahvadıyız” diyenlerin “eyy kahpe rüzgar artık ne yönden esersen es” mısralarını haykırarak yedi düvele meydan okumanın belgesidir.

İstanbul havalimanı demek, siyah önlüklerle ezbere bilmedikleri andı okumak için maskara olanların, dünyanın en büyük havalimanını açan adama gerici dediği bir ortamda ‘De get layn’ diyerek safları bozmadan yürümenin sembolüdür.

İstanbul Havalimanı demek, ben ölürsem devletin vereceği parayla adıma Türkmen çocuklar için anaokulu-kreş yapılsın diyen Afrin’in ilk şehidi Musa Özalkan’ın arzuladığı merhametin zafer anıtıdır.

İstanbul havalimanı demek, Anadolu’nun kapılarının açıldığı Malazgirt zaferiyle şahlanan Alpaslan’ın sevdasının peşinden koşmak demektir.

İstanbul havalimanı, vah ülkem vaaah, ileri değil geriye gidiyoruz mavallarıyla dizini dövenlere ve havalimanı yapımına engel olmak isteyen tüm sömürgeci devletlere atılmış nizami bir goldür.

İstanbul havalimanı demek, Maçkalı Erenlerin, Abdullah Olçokların, Ömer Halisdemirlerin, Rizeli Uzman Çavuş Sonerlerin, Kıdemli Piyade Ömer Bilal Akdemirlerin, bebeğiyle kahpece şehid edilen Nurcan Karakayaların, ve bizler sıcak yataklarımızda güvenle uyuyalım diye donarak şehit olan Sarıkamış torunları, Asımların ve Ferruhların “İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için ve kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için” sözlerinin ete kemiğe bürünüp vücut bulmuş halidir.

İstanbul havalimanı, yapamazlar, yaptırmayız, yapamayacaklar, yaptırmayacağız diyenlerin, Gezi’de, 17/25 Aralık’ta, 15 Temmuz’da saldıranların 29 Ekim’de suratlarına indirilmiş bir Osmanlı tokatının kulakları patlatan sesidir.

29 Ekim’de el ele tutuşup, bilmem en büyük resim kareografisini oluşturan, heykel yapmayı ilericilik zanneden, ellerinde fenerlerle 95. Yılına giren bir cumhuriyeti hala 10. Yıl marşıyla anlatmaya çalışanlara, 29 Ekim 2013’de Marmaray ile, 29 Ekim 2016’da yüksek hızlı tren ile ve 29 Ekim 2018’de dünyanın en büyük havalimanı ile cumhuriyet öyle değil böyle kutlanırdememin bir başka adıdır İstanbul Havalimanı.

Hee bu arada Gezi olaylarında gençlerin istekleri var diyen 50 yaş üstü pos bıyıklı adamların parkla, ağaçla, özgürlükle alakası olmayan yapamayacaksınız dedikleri 6 madde vardı.

Heh onların 5 tanesini yaptık elhamdülillah. 6’ncısı olan Kanal İstanbul’u da Cumhuriyetin 100. yılında it ürür kervan yürür deyimiyle yaparak tamamlayacağız.

Ya bişey söyleyeyim mi? Bırakın şu kıskançlıkları, bu havalimanı hepimizin gelin siz de gururunu yaşayın tadını çıkarın be…

Hadi, kalın sağlıcakla…