KATAR’IN HEDİYESİ UÇAK VE İŞ BANKASI – 20 Eylül 2018

Bir milletin, ölüm kalım, istiklal mücadelesi verdiği yıllar. Yani Kurtuluş savaşı yılları…

Ve Bugün olduğu gibi o zamanlarda da bu coğrafyanın evlatları; dünya üzerindeki bütün Müslümanların, mazlumların umut kapısıydı. 3 kıtaya huzuru, bereketi, paylaşmayı ve birlikte yaşamayı nakış nakış işleyen payitaht işgal altındaydı…

Akif’in tarifi ile “Kimi Hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela” dediği devletler; İslam ümmetinin derdini yüklenmiş olan, “Biz Mekke’nin Medine’nin sahibi değil, hademesiyiz” diyen Halifeyi köşeye sıkıştırmışlardı…

Sultan Vahdettin’in vazifelendirmesiyle Mustafa Kemal önderliğinde Samsun’dan yakılan kurtuluş meşalesi, gün gün Anadolu’ya yayılıyordu. Sırtında erimiş mintanı, ayağında yırtık çarığıyla Anadolu insanı dillere destan bir mücadeleye başlamıştı.

Lakin mücadele sadece azimle, yürekle olmuyordu… Silah lazım, para lazım… Subaylar aylardır maaş almıyor, cephedeki askerin ikmali dahi doğru düzgün karşılanamıyordu… Malesef Anadolu’da manzara tam da bu şekildeydi.

İşte bu günlerde Hindistan’da, o günlerdeki Pakistan, Bangladeş ve Seylan’dan oluşan Hintli, Güney Asyalı Müslüman şehirlerde bir hareketlilik başlar…

Meydanlara sandıklar kurulur ve duyurular yapılır. “Ey Müslümanlar, gün Payitaht’a, Osmanlı’ya, Halifeye yani Türkiye’ye destek olma günüdür” diye…

Ardından kimin elinde ne kadar imkan varsa doldurur sandıklara…

Bir sandığın başında, kolundan tuttuğu küçük torunu ile yaşlı bir teyze feryat etmektedir;

“Eyyy komşular, benim halifeye gönderecek bir şeyim yok, imkanı olan bu torunumu satın alsın da ben de parasını halifeye göndereyim!” der.

Bu ruh, bu ümmet şuuruyla toplanan yardımlar, Milli mücadelede kullanılmak üzere Türkiye’ye gönderilir. Yardımlar İtalyan bankaları üzerinden, Osmanlı bankasına, milletin adına Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsi hesabına yatırılır. Ve bu yardım paraları ile Büyük Taarruz finanse edilir.

Savaşın ardından Hintli, Bangladeşli müslümanların göndermiş olduğu paradan arta kalanlar hazineye devredilmez ve İş Bankası’nın kuruluş sermayesi olarak kullanılır. Milletin öz be öz hakkı olan parayla kurulan İş Bankası’nın hisse dağılımlarına bakınca da manzaranın nereye kaydığını şimdi daha iyi anlıyoruz… CHP’nin İş Bankası’ndaki yüzde 28 lik hissesinin nasıl olduğunu anlamışsınızdır artık…

Bu İş Bankası ve bu haksız kazanım konuşulmaya başlanınca da birileri çıkıp “Ya hu bunlar Atatürk’ün manevi şahsiyetine zarar veriyor, Atatürk’ün kemikleri sızlıyor” Ne alakası var…

Yetmedi mi yıllardır Atatürk’ün ardına gizlenip yediğiniz haltlar, yetmedi mi Atatürk’ü kalkan yapıp da bu millete dayattığınız o kokuşmuş fikri aşağılamalar…

Nereye kadar devam ettirmeyi düşünüyordunuz yalanlar, yasaklar, uydurmalar üzerine kurduğunuz o köpükten tarihi hikayelerinizi…

Bir de son 1 hafta 10 gündür; yok efendim millet kemer sıkarken 600 milyon dolara uçan saray alınır mıymış? Uçağın Katarlılar tarafından Türkiye’ye hediye edildiğini, bak burayı iyi anlayın, o kof beyinlerinize iyi sokun bunu, Tayyip Erdoğan’ın şahsına değil haa Türkiye Cumhuriyeti devletine hediye ettiğini öğrenince de, vay efendim Araplardan bu hediyeyi almak itibarsızlıkmış, vay Katar’ın yardımları karşılığında ne vermişiz onlara ya da ne verecekmişiz, vay efendim bu işler karşılıksız olmazmış ve daha bi dolu saçmalık…

Peki 1948’de Amerika’nın Marshall yardımını alırken neredeydi o meşhur itibarınız, veya Hintli Müslümanların Türk milletine gönderdiği yardım paralarını iç ederken, o parayla banka kurup CHP‘yi ortak ederken niye sormadınız ki Hintlilerden, Bangladeşliler’den aldığımız bu paraların karşılığında ne verdik onlara diye… Adama demezler mi bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye…

Hadi o yıllarda yapıldı bu yanlışlar, peki şimdi niye çıkıp adam gibi demiyorsunuz “İş Bankası’ndaki o hisseler bu milletin özbeöz malıdır, onların hepsi hazineye devredilmeli” diye… He?

Siz var ya siz… Kenidi çıkarınız olunca üç maymunu oynayın ama ümmetin milletin menfaatine bir şey olunca başlayın havlamaya…

Siz kirletmeye, karalamaya, çamur atmaya devam edin. Altın klozetli tuvaletlerle, uçak saraylarla algıyı başka noktalara çekmeye devam edin. Bir Müslümandan yardım, hibe gelince uyuz köpek gibi kaşının durun ama yardım Amerika’dan, Fransa’dan, İlgiltere’den gelince onu itibar olarak da görmeye devam edin.

Biz sizin bu batı hayranlığınızı ve bu müslüman düşmanlığınızı umursamıyoruz, takmıyoruz… Biz ümmet şuuruyla yan yana durup, maddi manevi birbirine destek olup islam sancağını daha da yükseltmeye devam edeceğiz…

Bundan sonra hiçkimse bizden naif olmamızı, kibar olmamızı oturup da beklemesin. Bundan sonra kim hangi dilden anlıyorsa cevabını o dilden alacak bizden. Yüzünüzü nereye çevirirseniz çevirin, nereye kaçırırsanız kaçırın yıllarca gizlediğiniz, yalan yanlış anlattığınız o uydurma tarihi, belgeleriyle, gerçek bir şekilde suratınıza bir Osmanlı tokadı gibi indirecez…

Bu maçı siz başlattınız ama sonucu biz belirleyeceğiz.

Kalın sağlıcakla…