BU TOPRAKLARDAN BİR NEŞET ERTAŞ GEÇTİ – 26 Eylül 2018

Cahildim dünyanın rengine gandım” diyor, “Datlı dillim, güler yüzlüm e ceylan gözlüm” diye de ekliyor peşine…

Garip Neşet, Abdal Neşet, Ozan Neşet… Derdini sazıyla dağlara taşlara anlatan, görünüşe değil öze bakan Anadolu’nun yanık sesi Neşet…

Kırşehir’in Abdallar köyünde doğar. Dünyaya gelir gelmez ilk duyduğu ses babasının dertli sazı olur. 12 yaşında kaybeder o güzelim anacığını. Sonra düşer babasıyla Anadolu’nun bereketli topraklarının yollarına. O köy senin, bu köy benim dolaşır dururlar. Düğünlerde saz çalıp türkü söyleyen babasına arkadan eşlik eder Neşet.

Bir gün bir köy düğününde yâri görür. Tutulur gözlerinin ışığına. Yalnız, kavuşamaz Neşet… Saz çalıp türkü söyleyen birine kızını vermeye razı olmayan kızın babası garip görür Neşet’i. 
Gönüle zincir vurulamaz, gönüle gem vurulamaz der, çalar peşine bir türkü daha.

Sonra düşer Ankara yollarına, kapılardan geri çevrilir ancak yine de çalar o kapıları. “Hadi gel bari bir duyalım” derler ve vurur sazın teline Neşet baba. Eşlik eder ona kavuşamayanlar, sevdasına koşanlar, hakkı arayanlar…

Neşet “Özledim” demez, “Göynüm hep seni arıyor neredesin sen” der, “Seni seviyorum” demez, “Evvelim sen oldun, ahirim sen” der…

Ve 25 Eylül 2012 tarihinde yorulur gider bu yalan dünyadan Neşet baba. Ardından türkülerini, dertli sazının tellerini, yüreğini bırakır.

Şöyle der Neşet baba;

“Biz sevmekle yükümlüyüz. Kavuşmak mı? Onu Allah bilir.”

Mekanın cennet olsun bozkırın tezenesi.