OKULLARDA YASA DIŞI KEYFİ KURALLAR – 28 Eylül 2018

Yıllardan beri eğitim sistemimizde git geller, ani değişiklikler, sistem yapbozları, bazı noktalarda biz velileri ve çocuklarımızı mutsuz eden kararlar alındı. Son 20 yılda bir türlü eğitim sıkıntımıza sağlıklı bir çözüm getirilemedi. Evet, evet maalesef bunların hepsi son 20 yılda yaşandı.

Yalnız yeni sistemle birlikte, yani başkanlık sistemiyle ve değişen milli eğitim bakanıyla, bu milletin hak ettiği yerli ve milli bir sistem geleceğine, eğitimdeki aksaklıkların giderileceğine inancımız tam…

Eğitim hayatının her alanında olan, bu işi kendine dert edinen, müfredat, gelişim, öğrenme, psikoloji alanlarında uzmanlığı olan bakanımız sayın Ziya Selçuk ile inşallah sistem tam anlamıyla oturacak ve şimdiye kadar yaşanılan tüm mağduriyetler kökten çözülecek. Yalnız bunun için biraz zaman ve biraz sabır gerekli.

Gelelim asıl konumuza, 2018-2019 eğitim öğretim yılı geçen hafta başladı. Okul alışverişi dediğimiz okul öncesi bi süreç var biliyorsunuz. İşte kırtasiye alışverişi, yıl içinde çocuklarımıza lazım olacak şeyler, kalemiydi, açacağıydı, defteriydi… Bunlar tabi ki olacak. Yalnız tüm bu temel ihtiyaçların dışında şahısların koyduğu olmazsa olmaz listeler de malesef var. “Şu kaynak olmazsa derse almam, bu test kitabın yoksa okula gelme” velilerin eline verdikleri bir listeyle tamamen şahsi kurallarla yürütülen keyfi bir sistem var.

Kıyafet serbestliği olmasına rağmen üniforma için yan mağazayla anlaşıp 20 liralık tişörtü 80 liraya satıyorlar, devletimizin yıllardır ücretsiz verdiği kitaplara sözde destek diye tanesi 100-150 tl civarında olan yardımcı kitap zorunluluğu koyuyorlar, ille de şu eşofman takımı olacak diye de kastırıyorlar. Yahu siz manyak mısınız, hangi yetki ile böyle kaide koyabiliyorsunuz… Kendinizi nerde görüyorsunuz?

Bu sorumsuz, şuursuz yöneticilerin yanında, fikri, kalbi, yüreği nefretle çalışan ve devlete küfrederek yaşamayı benimseyen bir zümre de var. Her fırsatı değerlendirmenin derdindeler. Bu zümre ajitasyon numaralarıyla, komşusunun açlığıyla, yok efendime söyleyeyim iflas ettik naralarıyla, yan mahalledeki yetimin mahsunluğunu görmeden Twitter’da Facebook’ta sosyal medyada öyle ahkam kesmeye devam edecek.

Biz bu tarz saçmalıklara aldırış etmeden, bağcı dövmek yerine üzüm yeme niyetiyle bu milletin temel dinamiği olan aile kavramını ve milletimizin geleceği olan evlatlarımızı korumak, kollamak ve haklarını her platformda sonuna kadar savunmaya kesin kararlıyız.

Ve son olarak diyoruz ki, okulları ticarethanelere dönüştürenler derhal denetimle kontrol edilmeli, iş bilmeyen, kendini devletten daha yetkili gören, bakanlığın kurallarını uygulama yerine kendi kurallarını uygulamaya çalışan bu işgüzar yöneticileri makamlardan alıp bu milletin evlatlarını emanet olarak gören liyakatli kişiler derhal iş başına getirilmelidir. Bu millete hayırlı ve donanımlı bir evlat yetiştirme gayreti olan aileler, maddi durumu iyi ya da kötü hiç farketmez, bazı kraldan fazla kralcı şahısların insiyasifiyle sömürülmemelidir. 
Okul için gerekli olan ihtiyaçlar gerektiğinde el birliğiyle giderilebilir, ama hiç kimse bir yuvanın, bir ailenin rızkına göz dikme, el uzatma hakkını kendinde görmemelidir.

Hz. Ali’nin, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözünü hem öğrencilerimiz hem de öğretmenlerimiz doğru okuyup buna göre hareket etmelidir…

Bu vesileyle 2018-19 eğitim ve öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz.

Kalın sağlıcakla