KORKMA, ENDİŞELENME KARDEŞİM! AL O MÜHRÜ ELİNE – 24 Haziran 2018

Belki kırgınsınız, belki küskünsünüz, belki de yorgunsunuz veya benim gibi iktidarın gücünden dolayı şımaranlara da gıcık oluyorsunuz… Bu haleti ruhiyenizde sonuna kadar da haklısınız…

Ama 1 dakika, sadece 1 dakika oturup düşünün.

Hepimizin evinin içinde olmaz mı? Bazen çatırdamalar, tartışmalar, fikir ayrılıkları. Ama sonra ne deriz? Kol kırılır yen içinde kalır. Ardından mevzuyu toplar DEVAM ederiz.

Size şimdi, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu ülkenin nereden nereye geldiğinden, icraatlarından, yaptıklarından, kimlere meydan okuduğundan falan bahsetmeyeceğim.

Size eğer bu seçimde DEVAM demezsek, eğer kişisel sıkıntılarımızı vatanın üstünde tutup karar verirsek kimleri sevindirip, kimlerin ekmeklerine yağ süreceğimizden bahsedeceğim.

Elinizi vicdanınıza koyun ve gerçekçi olup bi düşünün.

Bir düşünün, Devam demezsek, PKK’nın atacağı sevinç çığlıklarını,

Vatanına, bayrağına, toprağına göz diken belki de komşunun, akrabanın, arkadaşının üzerine tanklarla yürüyen hain FETÖ köpeğinin mutluluğunu düşünün,

Ekonomik baskı ve köşeye sıkıştırmalarla bu memlekete zincir vurmaya, diz çöktürmeye çalışan Amerika’nın ve faiz baronlarının kanlı gülümsemelerini…

Sınırlarımızda kurulması hayal edilen terör devletlerinin temellerinin nasıl coşkuyla atılacağını…

Üniversite kapılarında başörtüsünden dolayı zulmedilen, joplanan kızlarımızın analarının ak sütü gibi hakları olan din ve yaşam özgürlüklerini ellerinden alacak tarafları bi düşünün…

Getirin gözünüzün önüne, bu millete, Türkiye’ye umut bağlamış mazlumların hevesini kursağında bırakacak zalimlerin sevincini…

Devletin memuruna küfürler savuranların, şimdiye kadar yapılan tüm dev projeleri yakıp yıkmaya niyetlenenlerin, ülkeyi masaya yatırıp karış karış pay etmeye hazırlananların planlarını bi düşünün…

Şerefine Tayyip diye bira kadehleri kaldıranların, meze sofralarında atacağı kahkahaları düşünün…

Ya da kalkın ayağa, boş verin nefsi tüm çıkarları, kırgınlıkları, sebepleri, kızgınlıkları.

Sarılın bir daha. Sarılın bu davaya ilk günkü aşkla, Alpaslan’ın sevdasına, bayrağın kan kırmızı rengine, mazlumun gözyaşına, ümmetin sancağına sarılın.

Hazırlanın. Kuşanın zırhlarınızı. Yeminler edin. Abdestinizi taze tutun. Bayrama gider gibi koşun. Koşun ezan sesinin peşinden, omuzlayın 15 Temmuz şehitlerinin vebalini, ortak olun Kızılelma aşkına koşanların sevdasına, bir olun istiklal uğruna ve yeniden koşun.

Bu toprakları ilmek ilmek yeşertip, filizlendiren sensin, Fatih’in fethinde şahlanan sensin, Hak ile batılın yarışında safını belli edip korkmadan tankların önüne serilen, geleceğini bugünden aydınlatacak olan sensin, ölürüm de bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam diyen Abdülhamid’in torunusun sen. Yavuz’un emaneti, yeniden dirilişin sahibisin. Sen kısa mesafe koşucusu değilsin, sen dünyalık çıkarlar için, şahsi kızgınlıklar için yürüdüğü bu şanlı yoldan dönmemeye yemin eden bu memleketin gerçek sahibisin sen…

Şimdi, al o mührü eline, ecdadının adını duyduğunda suratını büzüştürenleri ve gelmiş geçmiş tüm pislikleri de koy üstüne ve besmeleni çekip vur mührünü. Tam üstüne öyle bir vur ki bir daha bu topraklarda imansız dillerin sesi yükselip de baş gösteremesin.

24 Haziranda şükür namazlarıyla, fetih marşları ile sokakları inletecek, seferlerle müjdelenen milletimizin gazası mübarek olsun.

Ve hiç kimse korkmasın, yeise kapılmasın ve endişeye düşmesin…

Unutmayın, Lâ Tahzen İnnallâhe Meâne… Allah bizimle beraberdir…

Kalın sağlıcakla…