LGBT SEVER NETFLİX BEKLE BİZİ GELİYORUZ! 15 Nisan 2020

Reklamın iyisi kötüsü olmaz desturuyla mı yola çıkıldı bilmiyorum da reklamın kepazesi de olur, reklamın ahlaksızı da olur, reklamın rezili de olur. Hem de bunu Netflix yapınca prodüksiyonu daha da bir sağlam olur hem de.

Hiç kimse kusura bakmasın. İşte yok arkadaş öyle evdeyiz, işte sakiniz, ılımlı bir dil kullanalım falan yok. Bir yerde sağlık savaşı verilirken diğer yanda adamlar kuyuları derin derin kazıyorlar yine.

Meseleyi bilmeyenler vardır. Netflix’te yeni bir dizi başlıyormuş. İşe bak ki ramazanın ilk günü yani 24 Nisan’da yayındaymış. Dur daha, daha bir dur. Projede başrol oyuncusunun adı Osman’mış ve Osman’da renkli gökkuşağı altındaki karanlık insanlardanmış. LGBT’nin o bayraklı ibnelerini konu edinip adına da Osman deyip yutturmaya hazırlanmış birileri yani. Yapımcılarının LGBT mesajları vermek şartıyla fonladığı, hemen hemen her dizisinde uyuşturucuya, cinselliğe ve alkole özendirmenin olduğu, mutluluğun formülünü madde bağımlılığıyla eş değer tutan bu ahlaksız platformun karşısında biz duracağız, biz duracağız!

Her projesinde eşcinselliği, gayliği, lezbiyenliği normalleştirmeyi pompalayan bu Netflix’i durdurması için ille de RTÜK’ü, Aile ve Çalışma Bakanlığını, Cumhurbaşkanı’nı beklemeyeceğiz biz. Devletin o ağır aksak işleyen prosedürlerini de beklemeyeceğiz. Biz duracağız karşılarında, biz sahip çıkacağız ailemize, biz koruyacağız evlatlarımızı, biz üyeliklerimizi iptal edip hiç kimsenin müdahale etmesini beklemeden kendimiz çıkaracağız sesimizi.

Bizler sessiz kaldıkça helak olacağız. Bizler bu yapımlara prim verdikçe daha da beter olacağız. Evimizden çocuklarımızı almaya kalkıyorlar, aile yapılarımızı kırıp bağlarımızı koparmaya çalışıyorlar, Genetik bir hastalık sayılmayan o eşcinselliği ille de öyleymiş gibi masumane göstermeye çalışıyorlar, evlilikleri bitirmeyi planlıyorlar. Neymiş efendim “Bu dünyaya çocuk mu getirilirmiş?” lafını herkesin zihninde normalleştirmeye çalışıyorlar.

Çocuklarımız sinema, tiyatro okumak istedikçe karşılarında durduk, televizyoncu olmak istediklerinde olmaz dedik. İşte SSK’lı bir işe gir, bırak şu gâvur mesleklerini, Müslümandan oyuncu mu olur, filmci mi olur, böyle işler boş işler dedik. Bu alanları devamlı boş bıraktık, ciddiye almadık dostlar ama şimdi görüyor musunuz? Düşman silahını savaşta ne ile ve nasıl kullanıyor? Görüyor musunuz artık mühendislerin, avukatların, işte doktorların, bilim adamlarının ne kadar önemi varsa artık yeni çağda bizim yetiştireceğimiz senaristlerimizin, yapımcılarımızın, oyuncularımızın, medya sektöründe görev alacak, bizim değerlerimizi en kaliteli prodüksiyonlarla gümbür gümbür tüm dünyaya duyuracak çocuklarımızın ne kadar önemli olduğunu görebiliyor musunuz? He?

Osmanlarımızı, Fatihlerimizi, Şerifelerimizi, Fatımalarımızı hiç kimsenin eline bırakmadan yani avcı yalanlarına alet ettirmeden aslanlarımızın hikâyelerini biz anlatacağız. Bu alanda iş yapmak isteyenleri maddi manevi destekleyeceğiz. Anadolu değerleri ile süslü projelere devlet olarak, özel sektör olarak yatırım yapacağız.

Ne güzel demiş Osman Gazi, “Biz gayrı nefes almadan yıldırım olup afakı inletmeliyiz.” İnletiriz de evelallah. Şimdi dik durma zamanı, şimdi iyiye ve güzelliğe imza atmak için hazırlanma vakti, şimdi yeniden en ufak bir cepheyi dahi boş bırakmadan âlem-i cihana nizam verme, ayar verme vakti.

Hani diyor ya Akif:

“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar?”

Hiç merak etmeyin. O tek dişini de bizler ve bizim iman dolu yetiştirdiğimiz evlatlarımız sökecek.

Evde kalın, sağlıcakla kalın.