SOYLU’NUN İSTİFASI SONRASI BAŞLAYAN KAVGA NASIL SONA ERECEK? – 17 Nisan 2020

Bir aydan daha fazla bir süredir evlerdeyiz.

Birçoğumuzun günü televizyonda haber izlemekle, işte sosyal medya sayfalarında gezinmekle geçiyor.

Sıkıldık, darlandık, bunaldık ama evlerde sabretmeye gayret ediyoruz. Bedenen sağlığımızı korumaya çalışırken psikolojimizi de ayakta tutmamız gerekiyor. Bunun yanında kardeşliğimizi de, dostluğumuzu da, davamızı mücadelemizi de korumak ve kollamak zorundayız.

Pazar gecesi bir istifa olayı yaşandı, önce şaşırdık, üzüldük sonrasında istifanın kabul edilmeyişiyle birlikte sevindik. Soylu’nun istifasına üzülenler kadar sevinenler de oldu.

Ama benim derdim pazar akşamı sesini çıkaranlar ve sessiz kalanlar! Bir de olayı yanlış okuyup, plansız programsız açıklama yapanlar yani devamlı birilerini suçlamaya çalışanlar…

Bu arada şunu da söyleyeyim, hiç kimseye had bildirmek veya hiç kimsenin avukatlığını yapmak gibi bir niyetim yok.

Konu şu, pazar gecesi olanı biteni yanlış anlayıp; milleti, dava arkadaşlarını üzen AK Parti Kadın Kolları Başkanı Selva Hanım’ın attığı tweet ve hemen akabinde de İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın bir türlü derdini anlatamadığı ve birilerini devamlı suçlayan o açıklamaları.

Peki pazar akşamı ne oldu? Yani 2 saatte 3 milyon tweet atan millet ne dedi? Ne istedi?

Eğer burayı doğru çözemezsek yanlış bir yoldan gitmiş oluruz.

O gece Cumhurbaşkanımızın yani Reis’in omuzlarından yük alan, onunla birlikte yol yürüyen bir adamın istifa etmesine üzüldü millet ve bütün bir millet de doğal bir organizasyonla Reis’e yani Cumhurbaşkanı’na seslendi. “Kabul etme istifayı Reis. Milletine böyle samimi hizmet eden adamın yok olup gitmesine müsaade etme.” diye ricada bulundu.

Ve 40 yıllık siyasi hayatı boyunca hiçbir zaman milletine sırtını dönmeyen, ben milletimden başka güç tanımıyorum diyen Cumhurbaşkanımız ’da milletinden gelen bu sese kulak verip istifayı kabul etmedi ve milletinin yüreğine su serpti.

Amma o gece pusuya yatmış da bir güruh vardı. Ne yaptılar? Soylu/Erdoğan karşılaştırması- çatışması yaparak pazar gecesi oluşan o birliğe zarar vermek istedi.

AK Parti Kadın Kolları Başkanı Selva abla da -ki abla diyorum çünkü hem tanışıyorum hem de samimiyetini biliyorum- Selva abla da o gece bu tuzağa düştü. Sabahın 4’üne kadar af yasasının çıkması için mecliste çalışan, o parti grubunu, milletvekillerini ayakta tutmaya çalışırken Selva abla “Yahu birileri Reis’i biriyle mi kıyaslıyor, biriyle mi çarpıştırıyor?” refleksi ile teşkilatını ve dava arkadaşlarını üzen bir tweeti oldu, bir açıklaması oldu.

Ve bu tweetin ardından da hiçbirimize yakışmayacak özellikle bir hanımefendiye söylenmeyecek, yazılmayacak şeyler paylaşıldı. Şunu söyleyeyim, Selva ablanın attığı tweeti görünce üzüldüm amma o tweetin altındaki yorumları okuyunca daha da çok üzüldüm.

Ardından Ahmet Hamdi Çamlı girdi devreye…

Tanıdığım için, yüreğini bildiğim için söylüyorum, inanıyorum ki, Ahmet Hamdi abi de Selva ablaya yapılan o hakaretleri görüp o hakaretleri edenlere “paralı trol” diye bir tepki verdi.

Ve üç gündür birbirimizi yiyoruz. İşte o haklı, bu haklı girdabının içerisinde dönüp dönüp duruyoruz. Bir şeyleri toplamamız gerekirken daha da derinleştiriyoruz uçurumları. Hem de tam olarak amasız, lakinsiz, fakatsız birlik olmamız gereken bir süreçte…

Onun için konuyu uzatmak istemiyorum. Ne yapacağız arkadaşlar? Birbirimizi yemeye devam mı edeceğiz? FETÖ’nün köpeklerini, DHKPC’nin itlerini, CHP’nin o çokbilmiş aymazlarını, Oda TV’nin o tetikçilerini mutlu etmeye devam mı edeceğiz? He?

Yok, yok arkadaş yok. Yapılacak iş birbirimizi kıracak, birbirimizi üzecek, birbirimizi suçlayacak üsluptan ivedilikle uzaklaşacağız.

Pazar akşamı Ak Parti Kadın Kolları Başkanı Selva ablanın attığı tweet iyi niyetliydi ama kötü anlam çıkarılabilecek bir tweet oldu.

Zaten Selva Hanım da ertesi gün Süleyman Bey’i arayıp helalleşip birlik içerisinde, kardeşlik hukuku çerçevesinde konuşmuşlar. Onun için Selva Hanım’ın yapacağı şey bir gönül alma tweeti atmak, bu konuda bir açıklama yapmak. Bunu yapınca AK kadınların da, teşkilat mensuplarının da, vatan sevdalılarının da kızgınlığını ortadan kaldırmış olacak.

Ve benim tanıdığım Selva abla da bu erdemi, bu civanmertliği gösterecek bir vizyona, bir yüreğe sahiptir.

He bunun yanında da yıllarca Reis’le birlikte yol yürüyen, Reis için kurşuna kafa atacak yüreğe sahip olan Ahmet Hamdi Çamlı da “Söylediklerim yanlış anlaşıldı, eğer fark etmeden o sosyal medyada gece gündüz mücadele eden her türlü küfre, her türlü hakarete, yaftaya göğüs geren dava arkadaşlarımı kırdıysam haklarını helal etsinler.” dediğinde konu kapanır diye düşünüyorum.

Ve benim bildiğim dava adamı, benim bildiğim siyasetçi milletiyle, dava arkadaşlarıyla kavga eden değil, tartışan değil; gönül alan, yanlış anlaşılmaları ortadan kaldıran kişidir.

Biz hem Selva Hanım’ı bir abla hem de Ahmet Hamdi Çamlı’yı bir abi olarak görüyoruz. O halde ikisinden de bu erdemli hareketi bekliyoruz.

Dostlar bizler de bu konuyu daha fazla dillendirerek, daha da üzerine giderek o Osmanlı Devleti’ndeki isyancı yeniçeriler gibi kelle isteme tutumundan vazgeçip kardeşliğimizi ön plana çıkarmalıyız.

Eğer Reis’i seviyorsak, eğer Reis’e güveniyor ve inanıyorsak Reis’in bizden beklediği birlik ve beraberliği yedi düvele göstermemiz gerekiyor.

O nedenle benim için konu kapanmıştır ve benim kendi dava arkadaşlarımla kavga edecek, çarpışacak ne niyetim ne de enerjim var.

Zaten yeterince uğraşmamız gereken cephe varken yeni yeni cepheler açmayalım dostlar.

Rahmetli babaannem bir şey söylerdi, “Milletin kalbine giremeyen cennete giremez.” diye. Ben ona bir şey daha ekleyeyim, “Milletin ve kardeşlerinin kalbine giremeyen bir dahaki seçim de Meclise de giremez.”

Evde kalın, sağlıcakla kalın.