MCKİNSEY NEDİR, NE İŞ YAPAR VE NEDEN MCKİNSEY? – 3 Ekim 2018

Son bir haftanın en çok konuşulan gündemi Hazine Bakanlığı’nın bir Amerikan firması olan McKinsey ile yapılan anlaşma…

Devlet yönetmeyi, strateji geliştirmeyi ve en önemlisi de oyun kurmayı kamp çadırı kurmayla eşdeğer tutanlar hemen başladılar konuşmaya…

“Hani bunlar Amerika ile çarpışıyorlardı, ülke ekonomisini Amerikalılara devrettiler, nerde kaldı sizin milliyetçiliğiniz, ha McKinsey ha IMF ikisi de aynı, gitti ülkemizin bütün kazanımları…”minvalinde açıklamalar, demeçler, twitler, köşe yazıları gırla gidiyor…

Valla ne yalan söyleyeyim bu yazılıp çizilenleri görünce biz de ilk önce bu algının pençesine düştük… Yahu hakkatten ne oluyor, Hazine Bakanımız neden böyle saçma bir adım attı diye düşünerek bir açıklama, hatta tatmin edici bir açıklama bekledik. Bakanlığın yaptığı açıklama kafalardaki soruları tam karşılamayınca, ekip halinde ciddi bir araştırmaya girelim dedik…

Çünkü bizim derdimiz birileri gibi oturup devletimizin açıklarını kollamak, “haa şimdi çakarız burdan devlete-hükümete veya cumhurbaşkanına” diye pusuda beklemek değil, yani bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı yakıştıramıyoruz kendimize… Bizim derdimiz üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil ki.

Neyse dedik ya detaylı bir araştırma yapalım diye, ve şu 4 soru geldi önümüze..

1. soru kimdir bu McKinsey? Hakkatten kimdir bu McKinsey? Nerelidir, ne iş yapar?

McKinsey, dünyada 70’e yakın ülkede, kurumların, kuruluşların, devletlerin talep ettiği konular üzerine çeşitli raporlamalar, değerlendirmeler, çalışmalar hazırlayan Amerika menşeili bir danışmanlık şirketi. Altını çiziyoruz bir danışmanlık şirketi, hani ücreti mukabilinde hizmet alabileceğin bir firma. Yani yöneticilik, herhangi bir otorite ya da karar vermede etkili bir mecra değil. Ha bu arada McKinsey dün karşımıza çıkan bi şirkette de değil ha. 23 yıldır Türkiye’de birçok firmaya zaten danışmanlık veriyordu, hatta İstanbul ve Ankara’da ofisi bulunuyor.

2. soru ise neden McKinsey ile böyle bir anlaşma yapıldı, Türkiye bu anlaşma karşılığında ne alacak ne verecek?

Dostlar, ekonomik savaş verdiğimiz bu günlerde, uluslararası yatırımcılara daha rahat ulaşmak için, bir nevi köprü oluşturmak için, McKinsey’nin şimdiye kadar oluşturduğu data ve tecrübelerinden, nasıl diyeyim bilgi birikiminden yararlanmak için bi anlaşma sağladı.

Ama bu demek değildir ki, Türkiye’nin bütçe disiplinini, babamın emekli maaşını, ailemin aylık gelir giderine kadar bu şirket karar verip yönetecek. Böyle bir durum yok. Boşa karıştırmayalım kafalarımızı. Kısacası uluslar arası sermaye için atılmış stratejik bir adım bu…

Soru 3; McKinsey ile IMF arasındaki fark nedir?

Dostlar, IMF borçlandırmalarla ülkelere para veren, ve yıllarca da ülkelerin belini büken, ille de benim dediğim olacak diyen bir kan emici kuruluş. IMF, her zaman yapmanız gerekeni belirler, tepenize yapışır ve kendi kurallarını koyar..McKinsey ile yapılacak çalışmada böyle bir durum söz konusu değil. Bizim istediğimiz alanda bi çalışma yapılacak ve bizim yetkililere sunulacak. Sonrasında Türkiye karar verecek. Yapar veya yapmaz.

Vallahi aklım almıyor, bir firmadan kendi paranla danışmanlık almakla, IMF’den borç almayı nasıl aynı görüp, ikisinin de birbirinden hiçbir farkı yok diyen kafaları.

McKinsey anlaşmasıyla ilgili en doğru ve gerçekçi eleştiri bence şu; Türkiye’de bu işi yapacak başka bir danışmanlık şirketi yok muydu da gidip Amerikalı bir firma seçildi?

Buna sonuna kadar katılıyorum. Ve araştırıp gördüğüm kadarıyla da var olduğunu görüyorum. Yalnız ne yazık ki bizim ülkemizdeki bu danışmanlık şirketlerinin dünya piyasalarında, küresel sermayede pek karşılığı yok. Gönül ister ki aynı McKinsey gibi dünyaya hizmet veren ve bütün küresel sermayenin dikkate aldığı bir çok yerli firmamız olsun, inşallah da olur…

Savaştayız kardeşim savaşta… Hem de savaşın tam ortasındayız.

Böyle bir ortamda hep bilindik hamlelerle çıkmayacağız birilerinin karşısına, bazen ters köşe numaralar, ani kararlarla uzun vadede olumlu sonuçlar almak için hamle üstüne hamleler yapmalıyız.

Öyle devlet yönetmek duygusal ruh ile değil, akılla ve akıl oyunlarıyla olur. Bunu görmek istiyorsanız da Sultan Abdülhamid’in dönemini bir inceleyin. Almanlarla ve İngilizlerle akıl oyunlarıyla nasıl oynadığını, onlarla nasıl stratejik anlaşmalar yaptığını görebilirsiniz.

Biraz sabredeceğiz dostlar, manzarayı izleyeceğiz, sahayı boş bırakmadan hep atakta kalacağız. Ama bunu birilerinin yaptığı gibi bilgisiz ve fikirsiz olup her fırsatta devlete küfürle yaşayanlara fırsat vermeden yapacağız.

Algı oyunlarının tavına gelmeden, düşmanın sözcülüğünü yapmadan, tufaya düşmeden, safları bozmadan yapacağız bunu. Bi bekleyelim belli mi olur? Bakarsınız aynı derenin taşıyla aynı derenin kuşunu da vurabiliriz.

Bu hassas adımlar atıldığında bunu ideolojik saplantılarına malzeme olarak kullanan, yalan yanlış donelerle milletin aklını karıştıranları anlıyorum, çünkü onların işi gücü devlete, hükümete ve girdiği her seçimden eze eze zaferle çıkan cumhurbaşkanına yürümek… Yapacak bir şey yok bunların hastalığı bu ve malesef bu hastalığın tedavisi de yok…

Ancak anlamadığım Cumhurbaşkanına inanan, onunla yol yürüdüğünü, mücadele ettiğini söyleyen bu memleketin gerçek sevdalıları, bir karar verildiğinde, bir hamle yapıldığında çözülmeye başlaması, yani birilerinin değirmenine su taşıyor haline gelmesi, işin aslını öğrenmeye çalışma yerine kolaycılığa kaçıp boş beleş yazıp çizmesi… Valla ben onu bunu bilmem, ben bu ülke için gece gündüz çalışan ve Fransız dergilerinin Fatih Sultan Mehmed’den sonraki en tehlikeli Türk diye tarif ettiği cumhurbaşkanımıza inanıyor ve güveniyorum…

Ancak gerek Hazine Bakanlığı’ndan, gerekse cumhurbaşkanlığı sözcülüğünden nacizane bir beklentimiz de var. Kafa karışıklığının ortadan kalkması için bu olayı, yani McKinsey olayını bütün detaylarıyla en basit bir anlatımla kamuoyuna aktarmalılar. Bu ortalıkta dolaşan bilgi kirliliğine, laf kalabalıklığına, yalan yanlış algılara son verip bu işe nokta koymalılar.

Dedik ya bu bir savaş ve savaş komutanların yaptığı akıl oyunları ile ve askerlerinin o komutana inanması, güvenmesi ile kazanılır. Bizler başkomutanımıza inanıyor ve güveniyoruz… Gerisi boş beleş muhabbet…

Kalın sağlıcakla….