GEZİ ZEKALI JOE: ERDOĞAN’A BEDEL ÖDETECEĞİZ! – 18 Ağustos 2020

Hafta sonu sosyal medyaya bir video düştü. Eyvah eyvah gümbür gümbür ortadan girdi bu video gündeme hem de. Amerikan başkan adayı Joe Biden’in 8 ay önceki bir videosuydu bu. Seçim vaadlerini ekibiyle paylaştığı bir video. Belki izlemeyenleriniz vardır seçim vaadleri derken kendi devletleriyle alakalı plan proje falan değil he konuşulan. Videoda konuşulanlar şöyle:

Türkiye’de Erdoğan konusunda endişeliyiz diyor. Erdoğan’ı darbeyle deviremedik seçimle göndereceğiz diyor (bu darbeyle deviremedik kısmına gelicem birazdan) Erdoğan karşısında biz ana muhalefeti destekleriz diyor. Hem de bunu açıktan yapmalıyız… Bölgedeki müttefiklerimizle (yani PKK PYD ve bunların siyasi kanatlarıyla)  bir araya gelip bunu konuşacağız, değerlendireceğiz diyor. Erdoğan’a itaatsizliğinin bedelini ödeteceğiz diyor.

Sonra baktım, ne yalan söyleyeyim… Vallahi bekledim bu açıklamalardan sonra konunun muhataplarından ne ses gelecek ne diyecekler, nasıl bir açıklama yapılacak diye? Bekledim…  

Hani biz dış güçler diyince, hani biz kapı arkası ilişkiler deyince, hani biz merdiven altı, özel yat toplantıları, otel buluşmaları diyince, hani biz dış mihraklar, bugünün itilaf güçleri deyince bize dönüp sıkışınca hemen dış güçler diyorsunuz diyenler bu videodan sonra ne diyecekler diye, onu da bekledim?

8 ay önceki video neden şimdi gündeme gelmiş, Jon Biden’in yaptığı Erdoğan’ın değirmenine su taşımakmış bu kadar… Sadece bu kadar… Evet başka bir şey yok…   He bir de ona buna kanı donup, şok olanlar var ya o taraftan hiç ses seda bile yok. Ota boka açıklama yapan zati allere, boyunu aşan bi konu, aklının kesmediği virajlar olunca ölü taklidi yapıyor, ve şezlonga uzanmış üzgün üzgün parmak arası keyif yapıyordur… Öyle aga yalan mı?

Sonra kalktım bi tweet attım “Ali babanın bir çiftliği var çiftliğinde Joe Biden ve arkadaşları bay Kemal ve dostları.” Artık bundan sonra bu konuyla alakalı ne ses gelirse gelsin ya anırmayı ya ciyaklamayı duyarız biz en fazla.

Burada konuşmamız gereken açıklamanın ne zaman yapılıp ne zaman gündeme geldiği mi? Buradan çıkaracağımız şey kimlerin kimin değirmenine su taşıdığı mı?

Neden diyemiyorsunuz Amerika bu ne hadsizlik diye, neden diyemiyorsunuz bunlar ithamdır gerçek dışıdır diye. Neden açık açık darbeyi de birlikte yaptık başarılı olamadık diyenlere cevap veremiyorsunuz, neden korkuyorsunuz yine, ya da neyden tırsıyorsunuz, size verdikleri vaadler mi böyle susturuyor, size attıkları yemler mi böyle zavallıca acizce elinizi kolunuzu bağlıyor ya da tasmanızı elden ele verdiniz de geri mi çekemiyorsunuz, böyle nefesiniz tıkanıyor da konuşamıyorsunuz he?

Hadi yapın yine adalet yürüyüşlerini, hadi bir kişi 10 kişi başlayın yine boydan boya yürüyün memleketi, alın elinize pankartları duy sesimizi Amerika hangi ana muhalefet sizinle dost oldu hangi ana muhalefet sizden destek aldı hangi ana muhalefet sizinle Erdoğan’ı devirmek için aynı masaya oturdu diye neden en yüksek perdeden soramıyorsunuz, neden?

Eskiden Amerika’nın Türkiye ile bir derdi olunca başkanları bizi muhatap bile saymazdı. Sarı kafa bir konuşmacıları çıkar anlatır konuşur çeker giderdi. Şimdi Türkiye’ye tek bir kelime edecek olsalar sarayları toplanıyor başkanları hazırlanıyor birebir konuşuyor, birebir isim vererek muhatap alıyor Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanını…

Bugün Fransa, Yunanistan, Rumlar, İsrail, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suud gibi ülkeler, “Sen kendi sınırlarını koruyamazsın, kendi sınırların içinde doğal yer altı kaynaklarını arayamazsın” diye ülkene Türkiye’ye tehditler savururken senin ülkenin Cumhurbaşkanı anladıkları dilden cevaplarını vermeye hazırız burası Muz cumhuriyeti değil diye hodri meydan çekiyor… Yetmiyor Oruç Reis’e yanaşanın tepesine çöküyor fırkateynlerimiz… Sen kendi çapsızlığınla değirmen diyorsun su diyorsun, zaman diyorsun 8 ay diyosun… 15 Temmuz sonrası dabeyi biz internet oyunu zannettik diyen Joe Beiden gibi darbe bir tiyatroydu diyosun…

Uyan artık kardeşim gör şu olan biteni, kimlerin kimlerle aynı yatakta geceleyip sabaha ne planlarla uyandıklarını iyi anla artık. Bu mesele yalnızca Tayyip Erdoğan meselesi değil, bu mesele yalnız iktidarı değiştirmek ve ortadan kaldırmak değil, bu mesele Doğu Akideniz’de gerginlik istemiyoruz diye yapmacık açıklamalarda bulunanların göz boyamaya çalıştığı kadar basit ve hafif bir durum değil.

Bu mesele bir özlük savaşı, bir kurtuluş mücadelesi, bir bağımsızlık ve hürlük yarışı. 15 temmuzun devamı, Sakarya’nın ruhu, yeniden uyanışın ilk adımları, Anadolu’nun duası, bu topraklara şehadetini bırakanların vebalidir bu mesele.

Bırak artık parti purti ayrışmacalarını… Dert memlekettir, dert bayraktır, dert kurtuluş mücadelesi veren babayiğitlerin misakı milli yeminine sahip çıkmaktır.

Ha bu arada zamanında Trump’a iade ettiğimiz ve Kılıçdaroğlu’nun grup kürsüsünden fütursuzca okuduğu mektubun kapanışını yapmamıştık sanırım… Belli mi olur belki de Joe Biden’e nasip olur final vuruşumuz.

Kalın sağlıcakla