NAYLON POŞET ALMAK İSTEYENLER DİKKAT! – 3 Ocak 2019

Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde yeni kararlar alıp, çoğu zaman da bu kararlara uymak için acayip bir mücadele veririz. Genelde de bu yeni kararları işte hafta başı, ay başı, ya da yeni bir yılın başında falan yaparız diye kendimize not düşüyoruz, takvim çıkarıyoruz.

Şimdi hayatımıza yeni giren bir değişiklik var gündemde. Naylon poşetlerin yasaklanması, ya da kullanılacak noktalarda para ile satılması

Bu konuyla ilgili onlarca şey okudum, gördüm, kendi kulaklarımla da şahit oldum bir çok kere. Allah Allah diyorum, millet bu olayı nasıl görüyor?

Geçen gün marketten dönen üst kat komşumla asansörde karşılaştık. Ellerinde torbalar baktı baktı şöyle dedi bana; “Tayyip Bey artık poşetleri para ile satacakmış, heralde bu ekonomik krizin bedelini de bize ödetecekler.” Fesuphanallah…Ne alaka? Sonra bir başkasını okuyorsun. “İşte poşetten bile para isteyen zihniyet, oldu olacak gelin soluduğumuz nefesten bile para alın” falan filan… Yani ortalık gırla böyle başı boş bilinçsiz laflarla sözlerle dolu.

İşte bizim en büyük sıkıntımız da bu. Neyin ne olduğunu bilmeden, öğrenmeden hemen bi yardırma derdindeyiz. Çoğu zaman bu hataya biz de düşüyoruz. Böyle incelemeden, araştırmadan, olayın perde arkasını görmeden, hangi amaçla yapılıyor bu diye kurcalamadan fikrimiz neyse dalıyoruz ortalığa…

Peki naylon poşet kullanmak ne demek biliyor muyuz, ya da ne kadar biliyoruz?

Bi kere en başta o naylon poşetler petrol türevi olan bir kimyasal maddeden üretiliyor.

Hepimiz evde çöpleri nereye topluyoruz? O poşetlere. Sonra da atıyoruz. Ee ne oluyor? Temizlenmiş mi oluyoruz? Evimiz tertemiz, mis gibi mi oluyor? I ıhh. O attığımız poşetlerin doğada tamamen yok olabilmesi için 1000 sene geçmesi gerekiyor. 1000 sene!

Bu arada doğaya karışsa bile o poşet, o poşetin tüm kimyasalı toprağa karışıyor, çevreye yayılıyor, denizlere göllere giriyor, hayvanların canını almaya kadar gidiyor mevzu. Nihayetinde o hayvanların etini yiyoruz, sütünü içiyoruz… Bize de geliyor…

Mesela, pazara gidiyorsun, taze taze çoluk çocuğuma evime meyve sebze alayım diye. O poşetlere sarıp sarmaladığın şeyleri, istediğin kadar yıkadım parlattım desen de o kimyasal yapışıyor üzerine, de farkında olmuyoruz.

Tabii bu işin çevreye katkısı, sağlığımızı korumasının yanında bir de geri dönüşümü, yani tasarrufu var. Bıçak sırtı bir dönemden den geçerken bu uygulama ile boşa harcadığımız tomarla para ile belki de okullar, hastaneler, yollar yapılacak… Yani bu işe bir de bu pencereden bakmalıyız…

Yani bu uygulamanın bize getirileri, faydalarını say say bitiremeyiz.

He bir de şu var. Hani o Avrupa var ya, hayranı olup “Ah ah oralarda yaşamak vardı” diye iç geçirdiğimiz Avrupa… Plastik poşet yasağı orada olunca Avrupalılar çevre dostu, ölümüne çevreci, bizde olunca “Nerden çıktı şimdi bu ya, Tayyip milleti soyuyor” oluyor. Ben bilmiyorum, bu tiplere ne denir?

Valla bizim isteğimiz, alışverişlerde bez çantalar, fileler, anam babam usülü tekerlekli pazar çantaları, sepetler yeniden girsin hayatımıza. Hem nostalji olur… Biz de hem bu geri dönüşümü, tasarrufu sağlayalım hem de çevrecilik adına, doğa adına, çocuklarımıza güzel bir dünya bırakma adına büyük bir adım atmış olalım.

Çok güzel bir söz vardır. Yaşadığımız bu dünya, babamızdan miras kalmadı bize. Çocuklarımızın emaneti. Günü geldiğinde onlara teslim edeceğiz. Onun için emanete ihanet etmeden ve tertemiz düzgün bir şekilde emaneti çocuklarımıza teslim edelim.

Millet olarak etraftan çamur atanlara kulak verme yerine, bu olayın takipçisi olalım beyler, öyle boş boş laf söyleyen, herşeyi ideolojik bir pencereden yorumlayanlara takılmayalım. Ve gerektiği şekilde de insanlara bu olayı anlatalım. Sosyal medya hesaplarımızdan yazalım, bunlarla alakalı bir sürü makaleler var oradaki tespitleri alalım. Yani biz bu işe sahip çıkalım dostlar. Bu iş hem milletimizin, hem de memleketimizin hayrına olacak olan bir iş.

He, varsa bir tavsiyemiz dile getirelim ama işin içeriğini bilmeden sallayıp durmayalım. Mesela bizim bi tavsiyemiz var bu uygulama için. Marketler, mağazalar, bakkallar veya girişimci firmalar depozitolu sepetler, torbalar yapabilirler. Mesela, gittin bir markete, ver 1 lira al bi sepet, file, torba, işin bitince de geriye getir ve verdiğin parayı al geriye. Havalimanlarındaki, büyük marketlerdeki sepetli el arabası gibi…

Neyse, devlet vatandaşını koruma adına kanunlar çıkarır, çok sevmesek de, işimize gelmese de, bize dokunsa da bizler bu kanunları sahiplenip uygulamamız lazımBilinçli vatandaşlıkdediğimiz durum bunu gerektiriyor.

Şöyle bitireyim bugün; Kanuni‘nin meşhur söylemi vardı ya hani, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi”

En büyük hazinemiz sağlığımız dostlar, sağlığımızı koruyalım ve ona sahip çıkalım.

Kalın sağlıcakla…