KENAN SOFUOĞLU’NA SALDIRIYORUZ! NEDEN? – 29 Aralık 2018

Hz. Mevlana’nın güzel bir sözü vardır; “Sen ne anlatırsan anlat, ne söylersen söyle, anlattığın, söylediğin şey karşındakinin anladığı kadardır.”

Bazen farklı bir amaç için, farklı bir niyetle bir şeyler söyler veya yaparız. Düşünürüz ki herkes bizim söylediğimiz, yaptığımız şeyi bizim kafamızdaki gibi anlayacak. Ama olmuyor işte…

Bakın Kenan Sofuoğlu… Dün meclisteki odasından bir fotoğraf paylaştı. Fotoğrafın anlatımı kendisi için veya arkadaşları için normal bir şey olabilir. Yaptığı açıklamalarda da “Bu fotoğrafı arkadaşlarımız arasında bir espri, bir eğlenceli hareket diye yapmıştım” dedi, haklıdır da. Ama sonuç hiç de öyle olmadı…

Ben şahsen hem fotoğrafı gördüğümde önce bi şaşırdım ama sonrasında fotoğrafa yapılan hakaretleri ve yorumları görünce daha da bi şaşırdım.

Yahu ne yaptı bu Kenan Sofuoğlu? Dine, imana, Allah’a, bayrağa, vatana hakaret mi etti? Nedir bu kadar niye linç ediyoruz onu?

Bu düşünce ile şu iki hususu konuşmak istedik dostlarla…

Birincisi, insanlar taşıdıkları yükü, sorumlulukları daha derinlemesine incelemeli ve ona göre pozisyon almalı. Yani Kenan gibi milletin gözü önünde olan, belli bir misyonun belli bir hareketin, belli bir kurumun temsilcisi olan kişiler, sözlerine, duruşlarına, yazılarına, açıklamalarına, günlük hayatlarına ve en önemlisi de paylaşımlarına ekstra dikkat etmeli.

Kenan Sofuoğlu, hepimizin gurur duyduğu ve zirvedeki bir isimdir. Zirve de güzel bir yerdir ancak zirvede fırtınalar, rüzgarlar, sert eser. O zirveye çıkmak ne kadar zor ve önemli ise, o zirvede kalmasını, tutunmasını bilmek de aynı oranda zor ve önemlidir.

Bu nedenle tekrar altını çizmek gerekirse, göz önünde olanlar, temsil yükü taşıyanlar, aman ha daha dikkat. Daha dikkat…

İkincisi ise bizim toplum olarak affetme, bağışlama yetisini kaybederek kendi değerlerimizi, kendi evlatlarımızı bozuk para gibi harcama hastalığımız

Kenan’ın o talihsiz paylaşımının ardından, Allah’ım! Anında yedik bitirdik kendi evladımızı. Neler söylemedik… Şımarık mı demedik, efendim, saygısız mı demedik… Gerek yok…

Kenan, ay yıldızlı bayrağımızı defalarca gururla, şanla, pistlerde, kürsülerde dalgalandırmış bizim evladımız… Hayatı yaşayışı birçoğumuzdan biraz farklı olabilir… Şunu çok samimi olarak söylüyorum, Kenan’ın ulaştığı makamlara, ulaştığı servete bizler ulaşsak belki de daha farklı davranırız, daha çok saçmalarız. Bir de böyle düşünmek lazım…

Kenan bu toprakların manasını bilen, değerlerine sahip çıkan, alnı secdeye değen ve bunlardan gurur duyan bir yurdum insanı…

Yaptığı küçük bir hatasında, veya kendi değimiyle bir yanlış anlaşılmada, Kenan’a hücum etmek, onu aşağılamak, sosyal medya denen o cadı kazanında onun linç edilmesine sebep olmak veya seyirci kalmak, gazete manşetleriyle ona ayar vermeye çalışmak bize yakışan bir hareket değil diye düşünüyorum.

Biz insanız, hata yapabiliriz, hatasız olan sadece ve sadece yaradandır. Hani bir laf vardır ya; “İnsan beşer kuldur şaşar…” Küçük bir hatada kendi evladımızın üzerine gitmekten vazgeçmeliyiz. Bu bizim Müslüman olarak da vazifemizdir.

Kenan Sofuoğlu bize lazımdır, alanında başarılı insanlar bu davayı daha da iyi yerlere getirecektir.

Biz Kenan Sofuoğlu’na yaptığı olayın çok şık olmadığını ona nasihat etmemiz lazım. Ne bileyim, özelden imkan varsa yazmamız lazım, eğer bire bir tanıyorsak onu telefondan uyarmamız lazım. Ama gel gör ki kendi evlatlarımıza ilk saldıran biz oluyoruz. En ağır cümleleri kendi evlatlarımıza biz kuruyoruz. Biz bu huyumuzdan vazgeçmemiz lazım.

Konuyu toparlamamız gerekirse; sotede bu camianın evlatlarının hata yapmasını bekleyen art niyetli insanlar var. Kenan Sofuoğlu gibi belli makamlarda olan insanlar bu tiplere malzeme vermemeli. Daha dikkatli olmalı.

Bunları söylerken de Kenan Sofuoğlu’nun avukatlığını falan yapmıyorum. Kenan Sofuoğlu’nu birebir tanıyan, onunla oturup kalkan biri değilim… Ancak Kenan’ın pistlerde dalgalandırdığı bayrakla gurur duyan birisiyim. O kaza yapıp yaralandığında yüreği yanan, evladını küçük yaşta toprağa verirken gözlerinden akan yaşlarla onun acısını paylaşan bir kardeşiyim Kenan’ın.

Ve ben kendi ailemden gördüğüm, benim gibi inanan, benim gibi dertlenen ve benim gibi üzülüp sevinen bir Anadolu evladını bozuk para gibi harcamak yerine onu uyaran, ona nasihat eden, ama hiçbir zaman onu aç kurtlar sofrasına atmayan müslüman bir din kardeşi olmayı tercih ediyorum Kenan’ın…

Kenan Sofuoğlu gibi değerlerimiz az bizim dostlar. Az olan kıymetlidir ve kıymetli olanların da bu milletin gözünde kredisi her daim vardır.

Kalın sağlıcakla…