METİN AKPINAR VE MÜJDAT GEZEN MİZAHI – 25 Aralık 2018

Sanatçı nedir? Sanatçı kime denir?” diye sordum geçen gün kendime.

Allah Allah… Aslında çok iyi bildiğim ama öyle bir anda sorunca kendime, ne diyeceğimi bilemediğim bir soru oldu bu. Sanatçı kimdir? Ve ya gerçek sanatçı kimdir?

Neyse şöyle bir araştırayım, biraz kurcalayayım bakayım dedim. Karşıma çıkan tüm açıklamalarda, içinde güzel ifadeleri barındıran, yüceltmeyi, değerli kılmayı, sevgiyi yaymayı, nitelikli olmayı, başarıyı, sorumluluğu, alkışı… Yani duyar duymaz insanda iyi şeyler uyandıran kelimeler, cümleler çıktı karşıma…

Gel gör ki küçüklüğümüzün, çocukluğumuzun sevilen isimleri bugün kendilerine ya da şöyle söyleyeyim, bizim kendi gözümüzde onları koyduğumuz o tertemiz yeri dilleriyle, nefretleriyle, tehditleriyle, asmalarla, kesmelerle dolu ağızlarıyla yerle yeksan ettiler.

Bu sevdiğimiz değer verdiğimiz isimlerden biri de Metin Akpınar’dı. Deve Kuşu Kabaresi’nden tutun da, Köyden İndim Şehire’ye kadar onlarca filmini izleyip tebessümle baktığımız, alkışladığımız bir isimdi. Ancak birkaç gün önce bu sanatçı kimliği ile saygı duyduğumuz adam, belli bir zümreyi mutlu etmek için kelime oyunları yaparak aba altından sopa gösterme taktiği ile darbe seviciliği, darbeden medet uman bir halet-i ruhiyeye büründü… Bu Metin Akpınar, televizyon ekranlarından, hem de canlı yayında, sözde demokrasiye vurgu yaparak, Cumhurbaşkanımızın zehirlenmelerle, ipe götürülmelerle, darbelerle sonunun geleceğini işaret edip, ölümlerin ve darbelerin kendileri için kurtuluş olacağını söyledi. Bilin diye söylüyorum…

Bu aynı Metin Akpınar, 12 Eylül ihtilaline de gazeteye verdiği demeçle askeriyenin ve ordunun aynı zamanda da Kenan Evren Paşa’nın ne kadar güzel bir şey yaptığını bunu kendilerinin beklediğini ve bunun ülkemiz için mükemmel olacağını söyleyen sanatçılardan bir tanesiydi. Ve yine aynı bu Metin Akpınar, 1994 yerel seçimlerinde, Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına adayken, ‘Genelevleri kapatacağım’ diye bir vaadi vardı, onun üzerine “Genelevleri kapatacağım diyen Recep Tayyip Erdoğan’a sırf bu nefretimizden dolayı hepimiz kerhane savunucusu olduk” diye itirafı da var bu Metin Akpınar’ın.

Tabi bu Metin Akpınar yürür de o ayı oynatıcısı Müjdat Gezen geri mi kalır? O da başladı parmak sallamaya. Hakaretler, tehditler… Bu Müjdat Gezen Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarının yani ekmek yediği, para kazandığı insanların yarısından fazlasının hür iradesi ile seçtiği devlet başkanına “Haddini bil!” diye yüksek perdeden tehdit savuruyor, gözdağı veriyor…

Ve bu Metin Akpınar’ın, bu Müjdat Gezen’in sözleri de alkışlanıyor. Ama kimden?  15 Temmuz gecesi sela okuyan imamlara saldıranlardan, balkonlarından çıkıp tankları alkışlayanlardan, “Zulüm 1453’te başladı” diye duvarlara yazı yazan, vatan millet hassasiyeti olmayan bu darbe şakşakçılarından alkış alıyor.

Şimdi ne oldu? Haklarında başlatılan adli takip ve açılan davalara şakşakçılarını da yanına alıp yuhalamalara başladılar. Sosyal medyalardan hashtagler açıyorlar. Yok efendim “Sanata dokunma, sanatçıya dokunma”… Neymiş? Özgürlükmüş, sanatçıya dava mı açılırmış, sanatçıya verilen değer toplumun gelişmişlik seviyesini gösterirmiş…

Bir dakika yahu. Siz bir baksanıza buraya. Manyak mısınız siz? Ruh hastası şizofrenler!

Bir ülkede özgürlük olmayacak, sen de orda burada parmak sallaya sallaya konuşacaksın ha?

Bir ülkede faşizm olacak, diktatörlük olacak ve diktatör dediğiniz o adamı canlı yayında tehdit edeceksiniz, o kişi de sizinle yargı üzerinden hesaplaşacak öyle mi?

Sanatçıya değer verilmiyormuş? Nasıl verilmiyor ya? Yoğun bakımda yatan bir sanatçıyı o ülkenin cumhurbaşkanı arayarak moral telefonu açıyor. Bu değil midir sanatçıya değer vermek?

Siz, sanatçıya değer vermekten ne anlıyorsunuz? Ne yapacağız bu sanatçılar için? Gidip önlerine secde mi edeceğiz?

Siz şunu unutuyorsunuz, siz fazla özgürsünüz. Fazla özgürsünüz de kıymetini bilmiyorsunuz. Sizinle aynı yerden bakan, aynı değer ve yargıları doğru kabul edenler akıllı, aydın, elit oluyor ama fikrinizi ve düşüncenizi alkışlamayanlar gerici, koyun, sarayın sanatçısı oluyor öyle mi?

Sen oluyorsun topluma yön veren sanatçı ama bu hükümetin yanında duran ve icraatlarını benimseyen, destekleyen, cephede mücadele veren, can vermekten korkmayan, askere gidip ziyaret edip ona moral veren oluyor satılmış, yalaka, sarayın soytarısı. Öyle mi?

Önce çık yardır, sonra hop geri vites. Ve bugün verdikleri ifadede bunu mizah olarak yaptıklarını ve fikir özgürlüğü kapsamında konuştuklarını söylemişler. Mizah? O ipe götürmeler, tehditler, yüksek perdeden bağıra bağıra salyalı ağızlarla afkurmalar… Bu mu sizin için mizah ya?

Ama nasıl bir çete olduğunuzu ve ne yapmaya çalıştığınızı çok iyi biliyoruz. Milleti galeyana getirerek, milletin tercih ve kararlarına, sevdiği, değer verdiği insanlara her türlü hakareti yapacaksın. Üst perdeden konuşup tehditler savuracaksın. Olur da herhangi bir ceza alırsanız işte “Sanatçılar içerde, sanatçılar hapse tıkıldı” algısıyla ülkede karışıklığa gideceksiniz, değil mi?

Sokakları karıştıracaksınız, ateşlerin fitillerini yakacaksınız, değil mi? Bu eleştiriler, söylenen sözler ne fikir özgürlüğüdür, ne mizahtır, ne de toplumun sesi olan sanatçı söylemidir. Hiçbir tanesi değildir.

Bu apaçık tehdit ve iç karışıklığa davet etmektir. Bu apaçık darbe şakşakçılığıdır ve bu apaçık hainliktir, terbiyesizliktir. Sırf Recep Tayyip Erdoğan nefreti gözünüzü bürümüş. Hepinizi postal yalayıcılığının nirvanasına ulaştırmış be.

Tamam, sanatçısınız. Güya halkın da aynasısınız ki siz ayna diye sadece kendiniz gibi düşünenleri sayıp diğerlerini tü kaka sayıyorsunuz ama neyse…

Ama bu özelliğiniz size hiçbir ruhsat, size fikir özgürlüğünün arkasına saklanıp da bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaret etme ve saldırma hakkı vermiyor.

Ayrıca toplumun sesisiniz de hangi acımızı, hangi kaygımızı ya da hangi sıkıntımızı paylaşıp da bu toplumu bilinçlendirdiniz? Hangi yaraya merhem oldunuz? Kalkınmamıza ön ayak olup da yük mü aldınız devletten, he?

Bir şey söyleyeyim mi? Bu tür sanatçıları görünce aklıma Abdurrahim Karakoç’un şu şiiri geliyor yine…

“Mıgırdıcı sever de, Osman’ı sevmez zındık,

İti domuzu sever, insanı sevmez zındık.

İster ki diz üstüne çökertilsin Türkiye,

Ekmeğini yer amma vatanı sevmez zındık…”

Kalın sağlıcakla…