NEYMİŞ BAKALIM ŞU HAZİRAN AYI ”KİRAZ MEVSİMİ” – 25 Nisan 2018

Erken seçimin Türkiye gündemine düşmesiyle, bugüne kadar görmediğimiz haller görecek, duymadığımız sözler duyacağız.

Atarlar, giderler, yüzde 60-65 oy alırız diye yüksekten sallamalar, canlı hayvan pazarı gibi kurulan milletvekili pazarları, iftiralar, hakaretler, tehditler… Birinden başlayalım mı hemen?

24 Haziran tarihi hakkında düşünceleriniz nedir diye kendisine sorulan soruya, filozofları mezarında ters çevirecek açıklamalarıyla ünlü zat-ı er tür kişi “Haziran ayı kirazların bol olduğu bir aydır. Herkese iyi haziranlar diliyorum” diye bir açıklama yapmış.

Bak bak bak neler de bilirmiş, istiklal marşını kâğıttan dahi okuyamayan bizim subliminaci Kemal.

Bu açıklamanın nereye gittiğini ilk anda anlayamayanlar, “Ne diyo la bu, kiraz miraz, kabzımallık işine mi girdi bu?” diye düşünmüştür.

Yok Yok tehdit ediyor bizimki tehdit.

Fare kedi misali, ne içiyorsa artık, kendi sikletinden habersiz aslana kafa tutuyor.

Neyse gelin anlatayım size bu Haziran kiraz meselesini.

Kiraz mevsimi Jean-Babtiste Clement isimli komünist bir Fransız şairin şiiridir ve 1868’de Antoni Renort tarafından derlenip şarkı olarak da bestelenmiştir. Kiraz mevsimi kanlı bir direnişin sembolik adıdır.

Sosyalistler, yani komünistler, Paris komününe mensup, barikatlarda öldürülen 30 bin işçinin kanını simgelemesine kiraz çiçekleri, sokağa çıkıp eylem yapan devrimcilere kiraz toplayan işçiler ve direniş tarihi olan Mayıs sonu Haziran başına da kiraz zamanı, adlarını kullanırlar.

Gezi olaylarının tarihini hatırladığımızda (ki Mayıs sonu Haziran başı) eğer başarılı olsalardı bu Kiraz mevsimi şarkısını bol bol dinleyecektik dostlar.

Kirazın tadını bilmeden adını ezberleyen bu ittihat ve terakkinin tekne dibi kalıntıları ve Pensilvanya’nın ahlaksız, kitapsız ve vatansız hainleri ağız birliği yapmışçasına yine sokak eylemlerine vurgu yapıyor laf aralarında.

Yıllardır fikir özgürlüğünden, yaşam haklarından, demokrasiden dem vuran bu faşist devrimci kafalar sandıktan çıkamayacaklarını anlamış olmalılar ki sokak eylemlerinden, kaostan, çatışmadan, iç savaştan, kandan ve terörden medet umarak bu ülkede iktidar olacaklarını zannediyorlar.

Ama unuttuğunuz bir şey var beyler,

Aba altından sopa gösterdiğiniz, türlü ittifaklarla, çirkin pazarlıklarla, ağza alınmayacak küfürlerle, tek ayaküstünde söylediğiniz yalanlarla dizayn etmeye çalıştığınız bu millet değil o küçük aklınızla çevirmeye çalıştığınız filmi, ağababalarınızın 40 yıllık kurgularını 15 Temmuz gecesi nasıl yerle yeksan ettiyse, 24 Haziran günü de gereken cevabı, en kallavi şekilde yine bu fedakâr millet verecektir.

Heee bu tespitleri yaparken de gelecek günlerle ilgili bir endişemiz, çekincemiz olduğu anlaşılmasın söylemlerimizden.

Bizler sırtını Allah’a yaslayanlardanız.

O nedenle,

Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler.

Kalın sağlıcakla…