YENİDEN TARİH YAZMAYA HAZIR MISIN? – 1 Mayıs 2018

Hayat işte, iyisiyle-kötüsüyle, günahıyla–sevabıyla bir imtihan dünyası…

Yaşanmışlıklar, duydukların, gördüklerin, bazen yorar adamı, dizlerindeki derman biter, yüreğindeki heyecan ateşi söner ve çekilirsin kenara…

Sen boş bırakınca bu meydanı; kahraman olmanın ne demek olduğunu bilmeyen, belki de ömrü hayatında da bu onurdan nasiplenemeyecek bazı kimliksiz, hürriyetsiz, renksiz, karanlık odakların fısıltılı kelamlarıyla oyun çevirebileceğini zannedenler bu memleketin tek ve gerçek sahibiymişçesine dökülürler ortalığa…

Hiçbir zaman bir olamamış, omuz omuza saf tutmanın gücünü hissetmemiş, vebal bilmez, kan hakkı gütmez, soyunu inkâr edip atalarına–Osmanlı’ya küfreden bu densiz, dertsiz, idealsiz tipler senin bu yorgun halini görünce bir umut saldırıp 10 küsur yıldır dikenli yollardan geçip kurduğun bu yeni nizamı yıkabileceklerini düşünürler…

Ancak…

Mahşer günü, bu toprağa vatan istiklali için, bayrak için, ezan için, kan döken memleketin bir karış toprağını namus belleyip namusumuza uzanan eli kıran Çanakkale’nin namlı şehitlerinin, terörü durdurmak için dağlarda can veren Mehmetçiklerin, zalimin oyununu bozarak 7 düvele yiğitçe meydan okuyan Fırat kalkanının, Afrin’in kahraman şehitlerinin karşısına geçip “Kanınızı yerde bırakmadık, şehadetinize, emanetinize sahip çıktık” diyebilmek için, hemen şimdi silkelenip kendine gelmelisin…

Duyma! Etrafında senin direncini kırmak için söylenen dünyalık sözleri,

Görme! Dün omuz omuza yol yürüdüğün insanların bugün türlü oyunların baş aktörü olduğu vefasızlık resmini,

Korkma! Kime karşı durduklarının bile farkında olmadan tehditler savuran, algı oyunları yapan, zincirli kafeslerinden havlayan, İngiliz’le, Fransız’la yatağa girerek ümmetin son kalesini yıkmak için üzerine yürüyenlerden…

Ve kalk ayağa bir kez daha, yeniden tarih yazmak için düş yollara.

Anlat kardeşim!

15 Temmuz gecesini anlat! Susmadan, yorulmadan, her gün anlat o geceyi…

Milyonların nasıl yürüdüğünü, senin de onların arasında korkusuzca nasıl koştuğunu anlat…

Evladının elinden tutarak mermiye göğüs geren yiğit babayı, Erol Olçok’u anlat…

Vatansızlığın ne demek olduğunu bilen ve bu ülkeyi uğruna can verilecek vatan belleyen Mustafa Cambaz’ı anlat…

Ömer Halis’in adını yaşat…

Vatanına göz dikenlerin topyekûn nasıl ezildiğini, bedel ödemenin, ölümü öldürmenin, Kızılelma’dan dönmemenin ne demek olduğunu anlat…

Şanını göster, soylu tarihinden Alpaslan’ı, Yavuz’u, Sultan Abdülhamit’i anlat…

Dillerinde sözde demokrasi olanlara, alkışlarla zalimin zaferini bekleyenlere, medeniyeti batıda tanıyıp, özündeki değerlere kör olmuşlara,

Milletin iradesine sağır olanlara, tarihinden habersiz balkonlardan tank alkışlayanlara, darbeciler tarafından açılan yollardan kaçanlara, en sıkıntılı günlerde ölüm sessizliğine bürünüp, dava arkadaşlarını sırtından hançerlemeyi duruş zanneden fırsatçı siyasetçilere de anlat.

Ve yüksek sesle söyle onlara,

Dün koşarak sarıldığınız bu davada bugün daha dirayetli, inançlı, güçlü, daha kalabalık ve daha namlıyız…

Unutma!

Hak ile batılın, mazlum ile zalimin, cesur ile korkağın, gerçek ile yalanın başrol oynadığı, ölüm kalım savaşı verdiği bu filmin sonuna karar verecek olan sensin…

O halde kalk ayağa! Dimdik doğrul ve kardeşinle kenetlen…

Ve Akif’in şu mısralarını sakın aklından çıkarma;

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez…

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez…

Kalın sağlıcakla…