PKK’ya 5000 TAKSİ NEDİR? – 26 Haziran 2020

Ülkemizde korona gündeminin dışında PKK’yla mücadele konusunda da hakikaten tarihi vuruşlar, tarihi hamleler yapılıyor yani tarihi bir dönemin eşiği yaşanıyor bu günlerde. Sincar vuruldu, PKK’nın silah depoları, sığınakları, eğitim alanları… Hepsi yerle bir edildi.

Dünyanın dört bir yanındaki devletler İHA ve SİHA’larını Türkiye’den almak istediklerini açıkladılar. Libya hamlelerine her gün bir yenisi ekleniyor. 40 yıldır girilemez denen yerlere paşa paşa giriliyor. Terör mağaraları tek tek imha edilirken elbette birde İstanbul’un yetersiz kalan taksi ve taksici gündemine de birileri bir şeyler yapıyor.

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçen haftalarda yeni modelleme diye, edebiyatını uzun uzun yaptıkları ama sahada, sokakta hiçbir karşılığı olmayan bir proje sundu kamuoyuna. İstanbul’a 5-6 bin yeni plaka, taksicilere tek tip kıyafet zorunluluğu falan… İnsanlar duraklarda boş taksi bulamamaktan yakınıyorlarmış, işte mevcut taksiler yetmiyormuş gibi bir sürü şey söylediler.

İyi de bundan şeyin haberi var mı, taksicilerin? Seçim sürecinde her kararı birlikte istişare edip birlikte karar vereceğiz deyip de alkış ve oy aldığınız taksicilerin bu durumdan haberi var mı? Hele hele de sokakta tek bir insanın dahi olmadığı, herkesin sağlığı için mecburen evlerine kapandığı yani yasakların olduğu o pandemi sürecini atlatan bu taksi sahiplerinin ve taksi şoförlerinin kirayı dahi zar zor çıkarıp bir de üstüne evine ekmek götürmeye direksiyon sallayan bu esnafın haberi var mı bu durumdan he veya fikirlerini aldınız mı?

Bir kere metropol şehirlerde yani İstanbul gibi büyük kentlerde metrekaresi az ama nüfusu yoğun yerlerde insanlar metro güzergahlarına, toplu taşıma alternatif yollarına yeni ve öncü belediyeciliğin sunacağı alanlara teşvik edilmelidir yani şu değil:

Hâlihazırda 18 bin taksisi olan bir şehre durduk yere hem de hiç olmadık bir dönemde 5 bin taksi daha getiriyoruz gibi rezilce bir teklif dâhiyane bir modelleme değildir, olsa olsa basit bir belediyecilik ve affederdiniz ama çapsızlıktır, şuursuzluktur.

İnanın duyunca kanım dondu.  16 milyon İstanbullu adına üzüldüm, hayal kırıklığına uğradım, şok oldum. Ne zormuş ya böyle konuşmak. Bu adam var ya 7/24 böyle konuşuyor, Allah kolaylık versin ona.

Sosyal medyada işte PKK’ya 5 bin taksi tahsis edildi tagleri açılmış. İşe bakın ki birde üstüne üstelik tt olmuş, on binlerce tweet atılmış ve yine işe bakın ki bilindik senaryodan yürümek istemişler. Ne olacak biliyor musunuz? Bu hashtag iyiden iyiye yürüyecek sonra bu tagleri açanlarla danışıklı dövüş yapanlar kısa bir süre sessiz kalacak ardından da o meşhur sahne:

Mağduriyet hikâyesiyle, “İşte bakın kullandıkları dile bakın, yapılan bu ucuz siyasete bakın, biz bir hizmet yapmaya kalktık, bu bölücü ve ayrıştırıcı dil İstanbul’a yine yazık etti.”

Mesele taksileri sokağa sürmek falan değil, asıl mesele ‘bu dil ve yaklaşım’ tarzında mavallar atacaklar bize. Ufff bırakacaksınız bu dili ya, vazgeçin artık. Bu aynı numaralardan sonra mağduriyet kasmalardan bir vazgeçin. Bu tagleri bot hesaplarla gündeme taşımak için, bu boş meseleleri şişirmek için verdiğiniz emeği üretmeye, çalışmaya, akıl ortaya koymaya, öncü olmaya gerçekten samimi bir şekilde İstanbul’da belediyecilik yapmaya verin enerjinizi. Verin de Haliç’te rahatlasın biz de rahatlayalım.

İstanbul trafiğine 5-6 bin araç katma yerine taksilerin temizliğini denetleyin. Hem taksilerin hem de taksicilerin kalitesini artırın. Mesela araçlarda sigara içmesinler, küfürlü konuşmasınlar, müziği bangır bangır açmasınlar, yağmurlu havalarda ve yoğun saatlerde sırra kadem basmasınlar.

Ha bu arada İstanbul’un CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı’na şunu söylemek istiyoruz:

Eğer gerçekten İstanbul halkına hizmet etmek istiyorsan o yanındaki reklamcı tayfadan ve kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışan çakal tayfasından kurtul. Kurtul da hizmet edecek adamlara yaklaş.

Ayrıca gerçekten soruyorum, hakikaten çok yürekten merak ediyorum. İstanbul’da her şey bitti, tamam oldu da bir tek 5-6 bin taksi sürme modeli mi İstanbul’un gündemi, he?

Neyse ki Ulaştırma Koordinasyon Merkezi yani UKM gibi İstanbul’u bilen bir kuruluş var da yanlış hesabı Bağdat’tan döndürdü.

Yapacak bir şey yok. İstanbul’un çekecek çilesi varmış. Ne diyelim…

Bakalım önümüzdeki günlerde İstanbul’un gündemi ne olacak?

Kalın sağlıcakla.