SELÇUK BAYRAKTAR NEDEN HEDEFTE? – 08 Mayıs 2020

Tarihe iyi bakın, bu memleketin çocukları ne zaman taş üstüne taş koymaya kalktılar kurtlar sofrasında ilk o çocuklar harcandı. Ne zaman ufkuyla bir çağa öncülük edecek çocuklarımız yetişti ülkesinde imkânları yeterli olmadığından dünyanın çeşitli yerlerine savruldular. İşte Amerika’ya, Avrupa’ya, İngiltere’ye gitmek zorunda kaldılar. Beyin göçü denen durum tam da buydu.

Bu topraklarda birileri Nuri Demirağ’ın hayallerinin önünü kesti, Vecihi Hürkuş’un kanadını kırdı, Hezarfen deli sayıldı, ciddiye alınmadı, devrim otomobilleri müzeye kaldırıldı. Bu topraklarda 1700’lü yıllardan beri adım atmaya çalışanlar yarı yolda kaldı. Tabi onlarla beraber koca bir ülke de koca millet de geri kaldı ilimden, bilimden, sanayiden.

Ve bugün geldiğimiz noktada Recep Tayyip Erdoğan nefretinden, hasetinden, kıskançlığından dolayı yine aynı şeyi yapıyorsun. 1700’lü yıllardan beri yapılanın aynısını yapıyorsun. İdeolojik hırsların, siyasi takıntıların, iktidar olma mücadelenden dolayı ülkenin milli teknolojik hamlesindeki büyümesini göremiyor ve buna maalesef sevinemiyorsun. Bırak sevinmeyi teknolojiye akıl koyanları da aşağı çekmek için yalanlarla, iftiralarla itibarsızlaştırmaya çalışıyorsun. Afkuruyorsun yani ortalıkta.

Sezai Karakoç’un dediği gibi, “Başarı İslam’a ait olunca, Müslümana ait olunca ölüm kadar sessizdir bunlar.” Evet, başarının karşısında suspus olanlar yalanların, iftiraların kol gezdiği ortamlarda şark bülbülü kesiliyorlar. Her cümleye damat diye başlıyorlar. Damat da damat, damat aşağı damat yukarı… Evlatlarımızı, askerlerimizi, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi yani İsrailli hainlerin kucağından kurtaran, terörist tuzaklarından koruyan İHA’sını SİHA’sını üreten; dünya savaş teknolojisini sil baştan yeniden masaya yatıran; aklın, paranın da gücün de sanayinin de önünde olduğunu ortaya koyan; çocuklarımıza yeniden hayaller kurabilmeleri için onlara ortam hazırlayan 21. yüzyılın en iyi mühendislerinden biri olan, Türk ve Müslüman bir adamı –altını çiziyorum- Türk ve Müslüman bir adamı yeni Selçuk Bayraktar’ı konuşmuyor, damat diyorsun.

Türk mühendislerimizin geliştirdiği o yerli solunum cihazlarımızı konuşmuyorsun. Neden? Çünkü damat… Teknopark’ın ne olduğunu, ne işe yaradığını bilmeden Teknopark’ı eleştiriyorsun. Çünkü damat var işin içinde. Deneyap teknoloji atölyelerinde bu memleket için hayallerini ortaya koyan çocuklarımıza tebriğe dilin varmıyor. Sebep? E damat, damat… Birileri bölmek için, sokağa dökmek için, öldürmek için kolilerin içinde broşürler dağıtırken, araba bagajlarında silahlar dağıtırken; senin bayrağının asılı olduğu kolilerde yerli üretim tıbbi cihazların insanlığa yaşam oluyor, nefes oluyor, sen hâlâ hâlâ damat diyorsun. Hangarlarda aylar geçiren bir yiğidi sınır ötesi operasyonlar için gece gündüz verilen emeği, özveriyi, başarıyı konuşmuyorsun tutturmuşsun bir terane damat, damat diyorsun. Gerçeğe susuyorsun, gerçeği konuşmuyorsun.

Sen sussan da sen damat diye aşağılamaya çalışsan da sen yalanlara, iftiralara sarılsan da biz görüyoruz. İdlib’de, Libya’da, Kandil’de teröristleri vurdukça Türk İHA’ları ve SİHA’ları, sesin ve feryadın nereden geldiğini çok güzel görüyoruz. Teröristin soluğunu kesen, ordumuza büyük güç katan insansız hava araçlarını, zırhlı araçları üreten, gençlerimizi teknoloji ve bilim havuzunda parlatan, robotik, kodlama ve yazılım imkânlarıyla çocuklarımıza yol açan bir adamı, bir mücahitti, bir vatan sevdalısını, bir Selçuk’u istiyorsunuz, onu harcamaya oynuyorsunuz, algı operasyonlarıyla heyecanını ve aşkını kırmaya çalışıyorsunuz, canını yakmaya çalışıyorsunuz.

Onu kurtlar sofrasında yemeğe çalışıyorsunuz, yedirmeyeceğiz! Harcamaya çalışıyorsunuz, harcatmayacağız! Evlatlarımızı, pırıl pırıl gençlerimizin önünü kesip başka ülkelere göndermeye çalışıyorsunuz, göndermeyeceğiz!

Sizin niyetiniz dün olduğu gibi bugün de aynı ama atladığınız bir şey var, o eski Türkiye yok artık! Harcamak istediğiniz o çocuklar bu ülkede kalacak, bu ülkenin bayrağı altında anılacak isimleri. Gözleri bu ülkenin semalarına bakacak. Hayallerinden koparmayacaksınız o çocukları, çalamayacaksınız onları bu memleketten, değerlerinden uzaklaştırıp ülkesini satanlardan edemeyeceksiniz, geleceklerine taş koyamayacak bilimle, akılla, teknolojiyle, ilimle yükselmelerinin karşısında duramayacaksınız.

Ezcümle beyler, Selçuk Bayraktar ve onunla yol yürüyen gençler bu ülkenin geleceğidir, bu ülkenin yüz aklarıdır. Selçuk’u ve o gençleri anlamanız, desteklemeniz için herhangi bir ideolojiye sahip olmanıza veyahut da bir partiye üye olmanıza gerek yok, şucu bucu olmanıza da gerek yok. Sadece ve sadece Türkiye’yi sevmeniz ve bu coğrafyanın çocuğu olmanız yeterlidir.

Kalın sağlıcakla.