VARSIN OLSUN ”SİZE ZIRNIK YOK” DİYENLER! BİZ BİZE YETERİZ! – 07 Nisan 2020

Birileri konuşsun ötede beride. Yalanın bini bir para, saydırsın dursunlar. Yok Japonya şunu dağıtıyor, işte Amerika şunu veriyor vatandaşa, Küba bunu yapıyor, işte İsveç’te şu var bu var deyip zırvalayıp dursun o memleketi için zırnık yok diyenler. 1915’li yıllardaki gibi memleketimiz yine Kurtuluş Savaşı’nda. Bu toprağın asıl sahipleri de dün olduğu gibi bugün de uykusuz bir şekilde duada yine. Azı çoğu yok, benimle mi olacak bu iş demek yok, zamanında bedeller ödedik biz, şimdi sıra başkalarında deyip kenara çekilmek de yok. Yook.

Bakın evladını, hem de 2 evladını ve damadını 15 Temmuz gecesi şehit veren Ankaralı Muzaffer Nine bugün arıyor yetkilileri, “Bir aylık emekli maaşımı çekin, devletime bağışlıyorum.” diyor. Demiyor ki “Ben bu vatana canlarımı verdim, evlatlarımı verdim, etimi tırnağımı verdim, bu yaştan sora daha neyimi vereyim?” diye isyan etmiyor. 94 yaşındaki o kadın, o Muzaffer Nine Allah devletimize zeval vermesin, bayrağımızın bugünlerde daha gür dalgalanması lazım, Türk İslam beldesi bu vatan ayakta kalması lazım diyor.

Manisa Salihli’de yaşayan 7 yaşındaki ikizler Yusuf ve Yağız Ateş, kumbaralarında bu yaza bisiklet almak için biriktirdikleri tam 675 lirayı çıkarıp sayıyor, hazırlıyor ve yetkililere teslim ediyor, “Devletimize bağışlıyoruz.” diyor.

Niğdeli Bilal Dede Vefa iletişim hattını arıyor, “Ben para göndermeyi bilmem oğlum, zarfladım 500 lirayı, gelin alın bendeki bu emaneti.” diyor.

Meslek lisesi öğrencileri öğretmenleriyle kafa kafaya verip okullarının atölyelerinde maske, dezenfektan üretiyor.

Tekstil atölyeleri, terziler, dikiş nakış atölyeleri maskesinden yoğun bakım ünitelerindeki çarşaf ve yastık kılıflarına kadar neye ihtiyaç varsa onu dikiyor, hazırlıyor yani üretiyor.

Rakip firmaymış, işte yok serbest piyasada rekabetmiş, yok pazar payıymış, şuymuş buymuş hiç kimse diğer bir firmaya bakmadan, onlarla çatışmadan aynı masanın etrafına toplanıyor Arçelik’inden, Vestel’e, Aselsan’dan, Bayraktar’a kadar kimin elinde ne imkan varsa koyuyor ortaya ve yerli solunum cihazlarımız üretilmeye başlanıyor.

Devletin askeri, polisi tarlasını süremeyen vatandaşın tek bir telefonuyla gidip atlıyor traktöre ve yaşlı amcanın tüm tarlasını sürüyor.

Sobada yakmaya odunu biten yaşlı teyzenin çatısındaki odunları indiriyor zabıtalar, bir güzel kırıp sonra da teyzenin yüklüğüne taşıyor o odunları.

Balkonlardan sepetler sarkıtılıyor imkânı olan koysun buraya bir şey diyor, ihtiyacı olan da alsın gitsin.

Pazarların orta yerine sebze meyveler konuluyor evinde bir kuru soğanı olmayan gelip alsın diye. Fırınların camlarında işten ayrılan komşularımız bu fırından ücretsiz ekmek alabilir diye yazıyor.

Hatimler dağıtılıyor cüz cüz, sonra sosyal medyadan canlı yayınla o okunan hatimlerin, surelerin duaları yapılıyor. Her akşam minarelerden ezanlar, selalar okunuyor, ardından semalara dualar yükseliyor illerden, ilçelerden köylerden, mahallelerden. 11 ayın sultanı mübarek ramazanda bu musibetten kurtulalım ya Rabbi, ailecek, eşle dostla kalabalık bir şekilde iftar sofralarında rızıklarımızı paylaşalım, sonra bizleri camilerine teravihlerle huzuruna kabul et diye dualar ediliyor.

Varsın istediği yerden essin o deli rüzgârlar.  Varsın bu kenetlenmeden bu dayanışmadan kudursun o içteki ve dışarıdaki tüm arsızlar. Varsın o kokuşmuş sistemleri çöken o merhametsiz Batı’ya hayranlıklarından ülkesindeki kenetlenmeye, bu dayanışmaya sesi çıkmayan gözü kör olmuşlar.

Varsın olsun minarelerden yükselen dualardan rahatsız olup o çakallar gibi pervasız uluyanlar, varsın olsun devletinin çökmesini o dört gözle bekleyen bu toprağın ekmeğini yiyip de evindeki adamı dışarıya satan o karaktersiz vatansızlar.

Varsın olsun o devletine dilenci diyenler, size zırnık yok diyen o saygısız ukalalar, varsın olsun o karşılıksız para bas, IMF’den borç al, dünya devletlerine el aç, tasma ile bağlan o kan emici vampirlere diyen o sözde tam bağımsız Türkiye’nin yandan çarklı özgürlükçüleri.

Sen başını dik tut Türkiye’m! Bu topraklarda hala yaşıyor Nene Hatunlar, bu memlekette hala var Şerife Bacılar, bitmez bu memleketin fedakârları, yiğitleri, kırkları, yedileri, bitmez bu memleketin erenleri, dervişleri, evliyaları, ağızları dualı Anadolu gibi cengaverleri…

Sen, sen, sen kenara çekil, sen zırnık yok de, sen sokağa çıkma yasağı olsun da devletin işleyen sistemi çöksün diye bekle, sen yalanlarla, iftiralarla bu milletin aklını karıştır. Sen hala Batı’yı kendine örnek al, Küba’ya methiyeler diz. Sen bugün olan biten bütün ne varsa hepsinin edebiyatını yap. Biz, biz yine pervane oluruz bu memleket için, biz yine bedeller öderiz, dün canımızla, bugün mallarımızla. Bizim hiç kimseye ihtiyacımız yok.

Yani dostlar biz bize yeteriz elhamdülillah, yeteriz elhamdülillah.

Evde kalın, sağlıcakla kalın