ABD BAŞKANI HEPSİNİ BİR ARAYA TOPLADI! – 27 Nisan 2021

Bir önceki videomuzda ABD Başkanı Joe Biden’ın 1915 olaylarıyla alakalı, “Soykırım açıklaması yapması iyi oldu aslında.” demiştim ve gerekçelerini de tek tek anlatmıştım ama ne yalan söyleyeyim, bu kadarını ben bile beklemiyordum doğrusu.

Devletimize, milletimize, geçmişimize, atalarımıza, dedelerimize bir insan topluluğunu tümden yok etmeyi amaçlayan soykırım gibi bir suçlamanın yöneltilmesi karşısında tüm Türkiye’nin tek ses, tek yürek, tek bilek olup, bu yalana karşı hep birlikte gerçekleri haykırmamızı bekliyordum ama ama maalesef yine olmadı.

Tam tersine Amerika’nın bu Ermeni yalanına sahip çıkması bizim ülkemiz için de turnosol kağıdı oldu. Bizden görünüp karşı cepheye çalışan içimizdeki Ermeni taşnaklar ortaya çıktı desek yanlış olmaz herhâlde. Hani dedim ya, “Ben bu açıklama iyi oldu aslında” derken bu kadarını kastetmemiştim ama demek ki tahminimden daha da hayırlı sonuçlar verecek bu mesele. Eee, “Her şerde bir hayır vardır.” diye boşa dememişler.

Sanat dünyasından bazı oyuncu arkadaşların, ekranlarda yıllardır ülkesine karşı nasıl sinsi bir oyunculuk yaptıklarını öğrenmiş olduk bu sayede. Sosyal medya hesaplarından böyle kesik bir nar fotoğrafıyla birlikte “Bazı yaralar zamanla iyileşmez” mesajını paylaşıp Türkiye’nin karşısında, Ermeni yalanının da yanında yer aldıklarını göstermiş oldular bize. Bunlardan birinin kendisinden 20 yaş büyük kart sevgilisi de zamanında İstanbul’un Fethi için işgal demişti zaten. O yüzden çok şaşırmadık aslında. Sadece hafızalarımızı tazelememize vesile oldular sağ olsunlar ve bu söylemlerini de hep fikir özgürlüğü çerçevesinde yaptılar, ardından da bu ülkede diktatör var, baskı altındayız, konuşamıyoruz dediler yani hep bir şeyler, bir şeyler, bir şeyler dediler ama bir kez de olsun bu milletin değerlerine uygun tek kelime etmediler.

Beyaz Türklerin bir numaralı gazetecisi Yılmaz Özdil, Twitter’dan bir şeyler karalamış. “Soykırım” dedi diye ABD’ye tepki mi gösteriyor yoksa hükûmete giydirmek için bir sebep daha buldum diye mi seviniyor, belli değil. Biden, İstanbul yerine Konstantinopolis demiş ve Yılmaz Özdil de buna fena darlanıp işte, “Türkiye’yi eski hasta adam moduna geri çevirdiniz.” diye hükûmete, Erdoğan’a kızıyor. Ya sen Yılmaz Özdil, siz ne içiyorsunuz, he? Ne demeye çalışıyorsun Çıkıp açık açık, adam gibi anlatsana derdini ya. Bu milletin yanında mısın yoksa karşısında mısın? Bu kadar basit. Yalandan kelime oyunları yapmanıza gerek yok.

CHP’ye bakıyorsun, kurumsal olarak bir tepki açıklaması yapıyor ama Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan çıt yok. Oysa bu Biden seçildiğinde onu ilk tebrik edenlerdendi. Ondan demokrasi getirmesini bekliyorlardı. Şimdi? Şimdi sotede bekliyorlar. Oluşacak ortama göre çıkıp konuşacak, belli veya ajanstan, okyanus ötesinden yazılı bir metin gelmemiş de olabilir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da bir açıklama yapmadı bu konu hakkında. Oysa her 24 Nisan’da bir gün önce haber verirdi bize. “Bilin bakalım yarın hangi gün?” İpucu da verirdi. Neyse zaten gerek yok böyle bir açıklama yapmasına. Zira bu konuyla alakalı nerede durduğunu yıllar önce attığı tweetle herkese göstermişti zaten. Birde CHP’li Engin Özkoç’un paylaşımına baktım. Ya bunların derdi Türkiye’nin maruz bırakıldığı bu ağır suçlama falan değil he, Ermeni meselesi üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nereden sallasam diye böyle akbaba gibi tetikte bekliyorlar. Bir bakıyorsun DEVA Partisi’nin, Ali Babacan’ın paylaşımına; Amerika’yı kınıyor ama suçu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atıyor. Yahu amalarla, fakatlarla, lakinlerle kurulan cümlelere hem iktidara dokunacak hem de kendi mahallende mahcup etmeyecek kelimeler yerleştirme çabası niye, he? Niye?

Peki bu HDP’ye ne demeli? Aslında bunlarla ilgili konuşmaya bile gerek yok. 1970’li, 80’li yıllarda o yurt dışındaki diplomatlarımızı suikastlarla şehit eden ASALA terör örgütünün günümüzdeki siyasi kanadıdır bu HDP. Kimse kusura bakmasın. Sözde Ermeni soykırımı iddialarını böyle bas bas bağıran Garo Paylan’ın hala daha milletvekili oluşu, Karabağ savaşında sergiledikleri tavır ve 1915 olaylarıyla ilgili bugüne kadar yaptıkları açıklama, bu ülke için nasıl bir millî güvenlik sorunu olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. İYİ Parti’nin Genel Başkanı sayın Meral Hanım’da otursun beklesin, işte iddianame bir önümüze gelsin ondan sonra bakacağız.

Bu süreç, bütün safların net bir şekilde belli olmasını sağladı. Hani Joe Biden seçim öncesi, “Muhalefeti bir araya toplayacağız ve bu iktidarı, Erdoğan’ı öyle indireceğiz.” diyordu ya; evet, dediğini yaptı adam, toplamaya başladı.

Bu hamleyle Ermenistan ve onun arkasındaki bütün devletler, Karabağ’da yedikleri golün intikamını almaya çalışıyorlar Türkiye’den.

Karabağ’da sahip çıkamadıkları o Ermenistan’ın ve o Ermeni diasporasının gönlünü almaya çalışıyorlar.

S-400 meselesi sebebiyle başlattıkları o ekonomik saldırıda canımız yansa da diz çökmeyen bu millete boyun eğdirmeye çabalıyorlar.

Suriye sınırında, Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Libya’da, Kıbrıs’ta yedi düvele karşı tek başına mücadele eden Türkiye karşısında yerle yeksan olan o itibarlarının acısını çıkarmaya çalışıyorlar.

Ülkemize karşı artık ellerinde kullanacakları hiçbir şeyleri kalmadı. Ambargo uyguluyorlardı, ekonomik saldırıda bulunuyorlardı, yaptırım kararları alıyorlardı ama hiçbir tanesinin bu millette karşılığı, etkisi, önemi yok. O yüzden böyle iğrenç bir yalanı gündeme taşıyıp algıyla bizi köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar.

Bu ülkede bazı dönemler vardır, bazı kırılmalı noktaları vardır. Her şeyin böyle ayan beyan ortaya çıktığı, akla karanın gün gibi belli olduğu noktalar. İşte biz bu 24 Nisan’da o kırılma noktasını gördük.

Televizyon ekranlarından konuşanlara bakıyorsunuz, yok işte, “Yanlış dış politika sebebiyle böyle bir sonuç çıktı” diye böyle ağızlarında geveleyip duruyorlar. Peki, ne yapacaktık? Ciddi ciddi soruyoruz ve lütfen insan gibi cevap verin. Dış politikada nasıl hareket etseydik Biden bu açıklamayı yapmazdı he? Veya şöyle soralım, neyden vazgeçseydik, neyi yapmasaydık Türkiye böyle bir suçlamaya maruz kalmazdı, he?

Mesela Libya’nın meşru hükûmetini ve halkını darbeci Hafter’in eline mi bıraksaydık ya da kardeş ülke Azerbaycan’ı Karabağ’daki haklı mücadelesinde yalnız mı bıraksaydık?

Buyurun ya, buyurun buyurun…

Akdeniz ve Karadeniz’deki bütün yer altı kaynaklarını istediğiniz gibi alıp paylaşın mı deseydik? Bizi sıkıştırmak istedikleri o Antalya Körfezi’nde balık tutarken onlara el mi sallasaydık? Ege’de Yunanistan’ın kara suları sınırını İzmir kıyılarına kadar çekmesine göz mü yumsaydık? Otur dendiğinde oturup, kalk dendiğinde ayağa mı dikilseydik?

Haklısınız, eğer bunları yapsaydık Biden da bu açıklamayı yapmazdı. Doğru. Hatta şunu söyleyeyim; Kemal Kılıçdaroğlu bu ülkenin Cumhurbaşkanı olsaydı veya Meral Akşener Cumhurbaşkanı olsaydı ya da son dönemde o ajans marifetiyle ittirmeyle, kaktırmayla aday göstermeye çalıştıkları Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olsaydı, da evet, Amerika Başkanı Biden bu açıklamayı yapmazdı, doğru.

Hatta başka bir şey söyleyeyim mi? Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığında herhangi biri değil de böyle boş bir sandalye olsaydı da Biden bu açıklamayı yine yapmazdı.

Ama bu ülkenin başında Recep Tayyip Erdoğan gibi millî ve yerli bir adam olduğu için, ve Erdoğan’ın yanında makamlardan, mevkilerden, pazarlıklardan yana değil de; vatandan milletten, bayraktan, ezandan, Kur’an’dan yana olan Devlet Bahçeli gibi ülkücü, nizamı alemci adamlar olduğu için bu açıklamayı yapıyorlar.

Bu Erdoğan bütün zalimlerin ve terör destekçilerinin karşısında durduğu için, kameraların karşısında Kur’an okuduğu için ve alnı secdeye değen bir Cumhurbaşkanı olduğu için böyle açıklamalar yapmaya da devam edecekler.

İşte o zaman biz de bir kez daha diyoruz ki, “İnadına Erdoğan, daima Erdoğan, ölümüne, ölümüne, ölümüne Erdoğan…”

Kalın sağlıcakla.