İÇKİ YASAĞI MI? DAHA NELER – 29 Nisan 2021

1080

11 ayın sultanı mübarek ramazan ayının böyle ortalarına gelmişken öyle bir gündemle karşı karşıyayız ki inanın hayret ediyorum. Ramazanın kalan günlerinde böyle manevi iklimini iliklerimize kadar yaşayıp, Kadir Gecesi’ne nasıl hazırlanmamız gerektiğini konuşmamız gerekirken biz oturmuşuz içki satışını tartışmaya başladık.

Böyle tartışmaları da görünce zaman zaman düşünüyorum, acaba biz yüzde 98’i Müslüman olan bir ülkede yani Türkiye’de değil de başka bir ülkede falan mı yaşıyoruz acaba yani ben hayal falan mı görüyorum? Aslında Fransa, Almanya, Amerika gibi Hristiyan bir ülkede yaşıyoruz da ben mi farkında değilim? Hani 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün o sosyal medyada viral olan bir tweeti vardı ya, aynı onun gibi “İnsan gerçekten, gerçekten hayret ediyor.”

Koronavirüs sürecinde vaka ve ölüm sayılarının artmasıyla devletimiz, Ramazan Bayramı sonuna kadar sürecek olan tam kapanma kararı aldı. İnsanlarımızın da temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği iş yerleri haricindeki tüm sektörler buna uyacak ve 17 gün evde kalarak bu virüsün yayılımını minimuma indireceğiz inşallah. Bayram sonrasında da inşallah yeni normale döneceğiz.

Ancak bu kararın açıklanmasının hemen ertesinde hani derler ya, “Koyun can derdinde kasap et derdinde.” diye, böyle bir durumun içinde bulduk kendimizi. Neymiş efendim, “Tekel bayileri nasıl kapatılırmış? İşte alkol satışı nasıl yasaklanırmış? İşte şeriat mı geliyor?”

Daha fazla insanın ölümüne engel olmak için yani can derdiyle alınan bir kararda adamların takıldıkları noktaya bakar mısın ya?

Hadi buna konuşuyorlar, Avrupa’nın birçok ülkesinde bu koronavirüs önlemleri kapsamında insanlar bir araya gelmesin, böyle çilingir sofraları kurmasınlar diye alkol yasağı aylardır uygulanıyor.

Buna ne diyeceğiz? Rusya’da daha yeni alınan kararla -ki Rusya, adamlar sudan daha fazla alkol tüketiyorlar- Rusya’da bile 10 Mayıs’a kadar sürecek o resmi tatil boyunca alkol satışına yasak getirildi.

Bu zıkkımın koronavirüsün yayılma hızını artırdığı tüm dünya tarafından kabul edilmişken sizin amacınız ne ya?

Hadi her şeyi geçtik; cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının da kapandığı hatta Anadolu’da bir yaklaşım vardır, şeytanların zincire vurulduğu mübarek bir aydayız, ramazan ayındayız. Böyle mübarek bir ayda bu alkol sevdası niye ya? Ciddi ciddi söylüyoruz, ya bu nedir ya?

Eskiden bu ülkede, böyle dinle diyanetle alakası olmayan, böyle her akşam çilingir sofraları kuran adamlar bile ramazan ayı gelince içki içmeye bir ay ara verip, “Mübarek ayda günaha girmeyelim.” diye böyle hassasiyetle yaklaşırdı. İçen de gizli gizli içerdi, duyurmazdı onu ortalıkta. Biz ne zaman bu kadar özümüze yabancılaşıp da ramazan ayında içki kovalamaya başladık?

Birde bu mesele yüzünden dünyaya nasıl rezil olduğumuzun farkında mı birileri? Müslüman ülkeler denince herkesin aklına ilk sıralarda gelen Türkiye’de, insanların ramazan ayında içki satışı için ayaklanmasının ne kadar absürt bir durum olduğunu düşündünüz mü hiç, he?

Geçen yıl, o salgının ilk dönemlerinde 2-3 ay bütün camiler kapatıldı hatta cemaatle kılınması farz olan cuma namazı bile aylarca kılınmadı. O kandil gecelerinde camilerdeki bütün programlar iptal edildi ve sadece ramazan ayında kılınabilen teravih namazı yasaklandı, bu sene de yasak. Bu ülkede hiç kimsenin işte “Teravih namazıma dokunma, farz namazıma dokunma, kimse benim ibadetime karışmasın” diye ortalığı ayağa kaldırdığını gördünüz mü hiç?

Tüm bunlara rağmen kendini bu ülkenin sahibi zanneden bir avuç azınlık, “Yaşam tarzımıza müdahale ediliyor, işte şeriat geliyor” gibi konuyla uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan saçma sapan iddialarla Türkiye’yi aklı sıra Batı’ya, Amerika’ya şikâyet etme derdine düşmüşler. Eğer içki satışını yasaklamak şeriat anlamına geliyorsa e desene o zaman, Avrupa ülkeleri de şeriata geçiyor değil mi? O zaman bizde Müslümanlık ve İslam, ülke ülke yayılıyor diye oturup sevinelim e madem öyle.

Şu içki muhabbeti üzerinden yaygara koparanlar var ya; Amerika Başkanı Joe Biden Türkiye’yi soykırımla suçlayınca ağızlarını açıp da tek laf etmediler, terör örgütü PKK gencecik evlatlarımızı, askerlerimizi o hain saldırılarla şehit ederken kafalarını kuma gömdüler, darbe tehdidi savuran o emekli amirallere tek ses çıkarmadılar ama söz konusu içki içmek, böyle zil zurna sarhoş gezmek olunca hop dünyayı ayağa kaldırdılar.

Şimdi gel de “Bizim aydınımız din düşmanı değil, İslam düşmanıdır.” diyen Cemil Meriç’e hak verme.

Hadi diyelim ki dini hassasiyetiniz yok, bu koronavirüs salgınının gidişatını da düşünmüyorsunuz, e bari alkolün bu toplum hayatına ne kadar zararlı olduğunu ortaya koyan o raporlara biraz kulak kabartın ya. Yeşilay’ın Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasını kaynak göstererek yayımladığı verilere bir bakın ya.

Dünyadaki cinayetlerin yüzde 85’i, tecavüzlerin yüzde 50’si, şiddet olaylarının yine yüzde 50’si, trafik kazalarının yüzde 60’ı hatta kadına şiddet olaylarının yüzde 70’i bu alkolün etkisi altındayken gerçekleşiyor. Hiç kimse bu tarafa bakmıyor.

Eskiden yazardı o işte köy kahvelerinde, böyle marketlerde işte, “İçki öldürür, kumar söndürür, içki ve kumar bütün kötülüklerin anasıdır.” diye. Biz bunlarla büyüdük.

Dünya Sağlık Örgütünün 2016 yılındaki raporlarına göre aşırı alkol tüketiminden dolayı dünya genelinde 3 milyondan fazla insan hayatını kaybetmiş. Aynı rapora göre dünyada her 20 ölümden biri aşırı alkol tüketimi sebebiyle oluyor. He bunun yanında bir şey daha söyleyeyim; aşırı alkol tüketiminden ölenlerin sayısı, son bir yılda koronavirüsten ölenlerin sayısıyla neredeyse eşit. Alkolün ne kadar büyük bir felakete sebep olduğunu bundan daha iyi anlatacak bir şey yoktur herhalde. Tabii anlamak isteyene… Kim nerede, ne içiyor umurumuzda bile değil ama herkesin fedâkarlık yaptığı bir dönemde e kusura bakmayın da birileri de zevkinden, sefasından fedâkarlık yapsın.

Birde bu işin uluslararası arenadaki algı boyutu var tabii. Onu da Türkiye düşmanı o yabancı basın kuruluşları hemen üstlenmişler.

Amerika’lı yayın kuruluşu Bloomberg, Türkiye’nin aldığı bu yasaklara, “Erdoğan alkol yasağıyla İslami ajandasını dayatmakta suçlanıyor” başlığıyla duyurdu bu haberleri ama aynı Bloomberg, İsveç’in benzer adımını “İsveç kovid vakaları sebebiyle alkol yasağını uzattı” başlığıyla ve yorumsuz bir şekilde vermişti. Görüyor musunuz iki yüzlülüğü? Tabii söz konusu Türkiye ve Erdoğan olunca her şey değişiyor, çarpıtmada sınır tanımıyorlar.

Bütün ülke olarak evlere kapanacağımız bir dönemde hatta birçok işletmenin kapalı olacağı gibi tekel bayilerin de kapatılmasının bizi getirdiği noktaya bakın ya. Oturduk, ramazan ayında içki satışını konuşuyoruz.

Neyse dostlar, hakikaten biz asıl gündemimize odaklanalım. Ramazan ayının son günlerini ve bayramı evlerimizde geçireceğiz. Bunu bir fırsat olarak görüp bu manevi iklimden daha fazla faydalanmaya çalışalım. İşten, güçten, koşuşturmacadan dolayı aksattığımız ibadetlerimize daha bir sarılalım. Bol bol Kur’an-ı Kerim okuyup, dünyadaki tüm mazlumlar için ve Müslümanlar için de bol bol dua edelim. Hani Allah diyor ya, “Eğer sizin duanız olmasaydı siz ne işe yarardınız?” diye. Onun için bol bol dua edelim. En kısa zamanda şu virüs belasından kurtulmak için de dua etmeyi unutmayalım ki belki bir sonraki ramazanda böyle kalabalık iftar sofralarında yeniden buluşuruz inşallah yani ezcümle dostlar, biz şu kapanma sürecinde tedbirleri elden bırakmadan önümüze bakalım. Hani derler ya, “İt ürür, kervan yürür.” Biz yürümemize bakalım.

Kalın sağlıcakla.