ACUN’DAN REKLAM PARASI ALDIM – 16 Ocak 2021

Survivor’ın neden bu kadar çok izlendiği ile ilgili yaptığımız tespit ve analiz videomuz geçen hafta trendlerde üst sıralara kadar çıktı. Survivor’ın reklamını yaptığımızı ve hatta Acun Ilıcalı’dan reklam karşılığında para aldığımıza kadar onlarca yorum geldi, daha bir sürü şey yazıldı. Gerçi alıştık biz bunlara artık.

Ama biz şu sorunun cevabını arıyorduk: Survivor neden bu kadar çok izleniyor? Neden insanlar bu yapıma bu kadar çok ilgi gösteriyor, takip ediyor?

Reytinglere bir bakıyorsun, günün birincisi; izlenmelerine bakıyorsun, dizilerin, filmlerin dahi önünde. Burada bir şey var kardeşim diyerek Survivor’ı gündemimize aldık.

Bir söz duymuştum, “Düşman Çanakkale’den giremedi bu topraklara ama çanak antenden girdi evimize.” diye. Evet, bu meseleyi daha iyi anlatacak başka bir söz yoktur herhalde.

İngiltere’nin Survivor’ında nesli tükenmekte olan bir timsahı yemişler en son. Sonraki aşama ne? He? Bir sonraki adım ne Allah aşkına ya? O zaman izleme kardeşim deyip çekilmeyin kenara. Ben sömürülmeye razıyım, sen işte işine bak.” dediğin şey sadece seninle veyahutta da ailenle ilgili bir durum değil.

Ellerinizden öper, 2 yaşında bir tane oğlum var. Survivor’ı biliyor, tanıyor, tezahüratını mırıldanıyor. Nerede görüyor bu çocuk? He? Evde görmese anneannesinde, onda olmasa abisinin oyun kanallarında… Bir yerde, bir şekilde görüyor ve tanıyor.

Çocukların izleyeceği şeyler artık öyle greenbox perdelerinin önünde basit çizilmiş resimli çizgi filmler falan değil. Bugünün gençlerini doyurmak, aşırı tüketimin karşısında durmak hiç de kolay bir şey değil ama bu şu demek de değil:

Survivor zaten alıyor, yürüyor. Biz ne yapsak karşısında eziliriz.

O zaman hiç yeni bir şey üretmeyelim mi, hazırlamayalım mı, yeni yapımlara kafa patlatmayalım mı? Tabii bu mesleği bizim gibi televizyonculuk olan adamların derdi.

Peki, izleyip izleyip de kalabalıklar içinde, “Yok ya, ben hiç bakmam öyle şeylere.” diyen kitleye ne diyeceğiz? He?

Dedikodu yapmayalım, günahtır diyoruz. Ee Survivor’da kim ne dedi, ne konuştu, kimin arkasından ne söyledi diye niçin bu kadar yakından takip ediyoruz o zaman?

Yatsı namazını hızlı hızlı kılıyoruz ki yeni bölüme yetişelim diye. Eee, nerede hani, “Gözüme, nefsime sen hâkim ol ya Rabb’i.” dualarımız? He?

Güzel ahlak, edep, hayâ içinde bir hayat sürmeye gayret ediyoruz ya ama kalkıp kadın erkek bir arada öyle ya da omuz omuza, sırt sırta yattıkları çadır hayatından gözümüzü alamıyoruz.

Hani bazıları çıkıyor ya, “İşte dervişin zikri neyse fikri de o olur.” deyip geçme arkadaş. Biraz bekle. Evet, bunlar benim fikrim, benim düşüncelerim; İslami hayatın ölçüleri ve gereği bunlar. Biliyorsun ve biliyoruz bunu ama işimize gelmiyor.

Buna benzer daha bir sürü şey sayabilirim size.

Bu videoyu çekmeden tekrar baktım. Survivor milyon izlenmiş. İşte şunun gözyaşları, işte bunun sinir krizleri, haftanın elemesi falan filan.

İzliyoruz abi, her türlü izliyoruz. Kendi kültürümüzü ve değerlerimizi reyting tablosuna harcadık ve ziyan ediyoruz. Yapımcılar, dizilerimiz yurt dışına satılıyor diye herhangi bir hassasiyet gözetmeden, gözlerini her şeye kapayıp sözde yeni şeyler yapıyorlar ama ne yaptıkları ortada.

Türk seyircisini, izleyicini çok iyi tanıyorum, yıllardır bu işin içindeyim diyen birini ekranda görünce, “Ayyy bak, işte bizden biri, içimizden biri, çok iyi tanıtıyor bizi.” diye alkış tutuyoruz ama o açıklamaların tercümesinin aslında Türk izleyicisinin neye kitleneceğini, ne ile hipnoz edileceğini, neyi her şekilde ve her koşulda kabul edip olaya saplanacağını iyi biliyoruz dediğini hiçbirimiz görmüyoruz bile.

Gerçi şu da var; Akıncı dizisi başladı, dizi daha yeni yeni oturacak. Hemen, ya işte motosikletle Fatih Sultan Mehmet’in kabrine mi gidilirmiş… Yahu bir dur arkadaş. Şimdi takılacağınız konu bu mu?

Bu alanı boş bıraktığımızda öyle bir açık veriyoruz ki toparlanması sittinsene mümkün olmayacak.

Özümüze ve kimliğimize ait yeni yapımları peş peşe hayata geçirmeden, her yaş grubuna 5, 8, 15, 17, 20… Bugünün şartları ve popülaritesini de gözeterek bir şeyler illa hazırlamamız lazım ve mecbur değiliz birilerine benzemeye, onlar gibi olmaya, onlar gibi işler yapıp kendimizinkini harcamak zorunda değiliz.

Böyle özgün ve değerli işler yapıldığında pes etmeden ve bu kafa yapımların ardı arkası kesilmeden televizyonlara, dijital kanallara sunma ve bu işlerin arkasında durmak lazım.

Tabii böyle işler önümüze sunulduğunda biz hala Survivor’da yemek ödülü kime gidecek diye dertleniyorsak, konuşacak başka bir şey yok zaten.

Bu arada, bu akşam Survivor kaçta? He, biliyor musun?

Eğer bu sorunun cevabını biliyorsan, bu sözlerimi üzerine alınabilirsin. Evet, söylediğim her şeyi sana söylüyorum.

Hep beraber oturalım ve kendi halimizi şöyle enine boyuna bir düşünelim.

Kalın sağlıcakla.