ANDIMIZIN YENİDEN OKUTULMASININ ANLAMI – 22 Ekim 2018

Valla daha dün gibiydi, 24 Haziran seçimleri öncesi kurgulanan oyunları konuşup bu numaraları yemiyoruz diye birilerine bağır bağır anlattığımız günler. Ne ara geldi geçti de yeni tezgahları konuşur olduk, ben de anlamadım. Neyse insanoğlu işte, hızlı geçen zamanın içinde unutuyoruz çoğu şeyi ama hatırlatmakta fayda var.

Yerel seçimlere giderken uluslararası planların ve kurguların içinde dimdik duran Yeni Türkiye’nin üzerine, sağdaki ve soldaki kan emiciler yetmiyormuş gibi bir de içimizdeki kalıntılarla uğraşıyoruz.

2013’te uygulamadan kaldırılan andımız geçen hafta danıştayın bir kararıyla yeniden gündeme geldi. Andımız kimindi? Neden kaldırıldı? Yeniden okunması ne anlama geliyor? Falan filan… Bi tezgah kurulduğu çok belli. Çünkü zamanlaması ancak bu kadar amatörce ve kör göze parmak olabilirdi.

Benim derdim andımız falan değil kardeşim. Andımız okunmalıymış, okunmamalıymış, birileri kabul etmiş, birileri bu karara karşı çıkmış. Yok efendim andımızın yazarı ezanı Türkçeleştiren kişiymiş, içeriği şuymuş buymuş. Bunların hiçbir tanesi benim için, bizim için önemli değil. Hele hele şu anda konuşacağımız bir mevzu hiç değil.

Bu andımız meselesi ne olacaksa, sonu nereye varacaksa, ne bileyim olay anayasa mahkemesine mi taşınır, mahkemenin aldığı karar uygulanır mı uygulanmaz mı, her türlü kararı bir şekilde duyar, öğreniriz zaten.
Bizim bugün konuşmamız gereken konular çok başka. Derdimiz bambaşka. Yanı başımızdaki bir konsoloslukta dünyanın bütün eşkiya devletlerinin içerisinde olduğu bir cinayet, vahşice bir cinayet işlendi ve üzerinde yaşadığımız coğrafya buna kilitlenmişken, Türkiye kendisine gol atılmak istenirken bir anda kontratağa kalkmışken haydaa önümüze eski Türkiye’nin kokuşmuş bir konusunu, andımız diye bir mesele çıkardılar ve oraya dikkat kesilmemizi istediler. Yani cambaza bak oyununu tekrar tekrar önümüze sürüyorlar. Alın bu andımız meselesini konuşun da konuşun, yiyin birbirinizi diyorlar…

Her türlü saldırılarla üzerimize geldiler. Ekonomimizi sarsıp, köşeye sıkıştırmaya çalıştılar, darbeci hainleriyle, tırlar dolusu silahlarıyla saldırdılar, bu cennet vatanımıza Afrin’den, İdlib’den girmeye çalıştılar. Onu denediler olmadı. Bunu yaptılar yine tutmadı. Biz bu saldırıların hepsinde bu memlekete, bu bayrağa sevdalı yiğitlerle, Kızılelma hedefimizden sapmadan omuz omuza durduk, birbirimize kenetlenip safları bozmadan topunun üstesinden geldik.

Şimdi ise, yeniden dirilişe geçtiğimiz bir dönemde, yeniden şahlanışa geçtiğimiz bir dönemde eski Türkiye’nin o kalıntılı, o kokuşmuş zihniyetini birileri tekrar tezgaha çıkarmayı deniyor.

Hadi tezgaha çıkarıp önümüze sürdüler de, (Çünkü bu izansızların yıllardır hep yaptığı şey bu) biz niye bu oyunların peşine takılıp neden birbirimize saçma sapan sorular sorup gündem yapıyoruz he?

Yok aga, bundan sonrası yok. Biz canımızdan geçtik. Biz 15 temmuzda gözümüz kapalı tek bir şeyi düşünmeden bu bayrak, bu devlet için canımızı ortaya koyduk.

Ve bir cumhur ittifakı yaptık. Millet olarak, lazı, kürdü, çerkezi, abazası, boşnağı alevisi, sünnisi bütün ümmet kol kola girip karşılarına dikildik. Ve şimdi önümüze koydukları, konuşturdukları konulara bak. Ya da şöyle diyeyim konuşturmak istedikleri konulara bak.

Bak CHP’de ses çıkıyor mu? 24 saat bu andımızla ilgili konuşan CHP niye ses çıkarmıyor?

HDP’ye bak, bizi ötekileştiriyorsunuz diye afkuran PKK yardakçıları niye bu kararın üstüne tek kelime etmiyor he? Ne oldu da bir anda böyle sessizliğe gömüldüler?

Neden? Çünkü; CHP-HDP ve onun gibiler bir araya gelip kuracakları ittifak zarar görmesin diye sessiz kalıyorlar.

Onlar susarken biz niye bu tırı vırıları konuşuyoruz. Milli eğitim bakanlığı ne güne duruyor? Milli eğitim bakanı tutar bi genelge yayınlar. Andımız hiçbir okulda okunmayacak der, iş kılıfına uydurulur ve bu iş biter. 
Biz gündemimizi başka şeylere çevirmeliyiz beyler. Başka taraflara bakmalıyız. Birileri bu mevzularla arkamızdan cüzdanımızı götürüyor ona bakmalıyız arkadaş. Bırakın ya 1 haftadır olmayan üfürükten teyyare bir konu için birbirinin gönlünü kırmayı bırakalım artık… Yahu Afrin’de şehit olan Musa, darbecileri alnından vuran Ömer Halis, tankın önüne dev gibi dikilen Abdullah Tayyip andımız meselesi için mi canını verdi…

Lafı evirmeye çevirmeye gerek yok arkadaş. Bu andımız kararı bu milletin bedeller ödeyerek et ile tırnak olduğu Cumhur ittifakına atılmış aleni bir bombadır. Biz de bu bombanın patlamasına izin vermeyeceğiz. Andımız okunur okunmaz. Biz bunlara takılmayacağız arkadaş. Benim ülkücü kardeşimle bi derdim yok, olamaz. Bu topraklarda yaşayan Lazıyla çerkezyle, abazasıyla, türkmeniyle boşnağıyla beraber hepimiz TÜRKÜZ. Ve hiçbirimizin Türklükle alakalı bi derdi de yok.

Bugün git bir Avrupa ülkesine. Avrupada namaz kılan bi Faslıya, bir Tunusluya, bir Hindistanlıya bütün batı bu Türktür diye bakıyor. Batıda Müslümanın adı Türk demektir Türk…

Daha önce de söylemiştik biz Selahattin Eyyübiyle beraber Kürdüz, biz Mustafa Kemalle, Yavuz Sultan Selim’le, Fatih Sultan Mehmed’le Türküz, biz Şeh Şamille Kafkasız, Hz. Ömer’le Arabız biz, Timur ile Özbek, Aliya ile Boşnağız biz…

Siz neyin peşindesiniz ya?

Her türlü yakıştırmalara, hakaretlere karşı söz konusu devlet olduğunda gerisi teferruattır diyen Devlet Bahçeli gelmez bu oyunlara, gelmez. Cumhurbaşkanımız gelmez bu oltaya. Cumhur ittifakı öyle günü birlik adı konularak yapılan bir şey değildir. Bedeller ödenerek oluşturulan bir ittifakın adıdır Cumhur ittifakı. Böyle küçük bir iki fitneye harcanıp, tutulup atılacak bir ittifak değil yani.

Cumhurbaşkanımızın gittiği mitinglere dönün bir bakın. Alanda Türk bayrağı var, Azerbaycan bayrağı var, ülkücü 3 hilal bayrağı var, doğu Türkistan var, filistin bayrağı var hepsi aynı meydanda elhamdülillah.
Alın şimdi saflarımızı dağıtmak için attığınız o bombanızı artık nerenize uyarsa oranıza monte eden. Biz bu ucuz numaralarınızı yemiyoruz artık nokta…

He yeri gelmişken söyleyeyim,

Sosyal medyada takip ettiğim Orhan Baylan abimiz bu andımız mevzusundan yüz bularak konuşan kalibresiz bi çakala bakın ne güzel demiş…

Pezonun biri de;

Andımızdan sonra sıra ezanı Türkçe okutmakta demiş. Duyanda sanır, ezan arapça okunuyor ya, manasını bilmiyor diye camiye gelmiyor.

Tövbe estağfurullah…

Kalın sağlıcakla.