ASIL TEHLİKE EYLÜL 2021’DE BAŞLIYOR! – 5 EYLÜL 2021

2021 yaz mevsimi artık bitti. Pandemi süreci sonrasında özellikle bu yaz böyle tabiri caizse ipimizi koparmışçasına dağıldık her yere. Psikolojik ve ekonomik olarak belirsizlikler içerisinde geçirdiğimiz bir dönem sonrasında kendimizi iyi hissetmek için, kimimiz köyüne kimimiz Ege’ye kimimiz yaylasına kimimiz de teknesine gitti ve bu yazı öyle geçirdi.

Bu yazdan ne anladık? Hakikaten nasıl geçti bu yaz? Daha dün değil miydi “Hoş geldin yaz, hepimize iyi gel haziran, içimizi ısıt…” diyorduk. Şimdi? İşte “Eylül ayı şifa getir bize” diye değişti konuşmalar.

Dostlar sürekli olarak videolarımızda bir şeyden bahsettik. Yeni bir çağ başlıyor, yeni bir dönem başlıyor; işte yeni normal, yeni toplumsal hayat, yeni bir dünya düzeni geliyor.

Aslında her gün dünya üzerinde öyle büyük büyük şeyler oluyor ki zamanın bereketsizliği ve o zamanın ahirliğinden midir nedir bilmem ertesi günü yaşanmışlıkların esamesi okunmuyor. Hatta bizim ülkemizde sabah olan olayın akşama kadar gündemde kalması bile… Yok öyle bir şey, bayatlıyor hemen.

2021 yılının sonbahar ayı geldi. Bu sonbahar diğerlerinden çok çok başka geçecek. Yanlış anlamayın, ne göz korkutmak ne evham salmak ne de başka bir şey için demiyorum bunları. Zaten daha fazla ne olabilir ki dediğimiz olayların üzerine hep daha da fazlası gelmiyor mu? Yaşanmıyor mu? Alışmıyor muyuz her şeye?

2023 seçimlerine giderken tüm dengelerin değişeceği ve tüm oyunların deneneceğini bir döneme girdik. Etimizle kemiğimizle hissedeceğiz bunları. Ayrıca dostlar, bu bahsedeceğim şeyler yakın zamanda olacak şeyler ve bizim ülkemizi ilgilendirmiyor he. Dünyanın sistemindeki taşlar değişti. Bir bakın, süper güç olan o Amerika her gün daha da eriyor ve Amerikan sermayesini taşımak için birilerinin zamana ihtiyacı var ve o zamanı da dünya üzerinde farklı bir şekilde planlıyorlar.

Yangınlar çıkarıyorlar, işte halkı isyana teşvik ediyorlar, barış sözlerini ağızlarından düşürmeyenler arkadan birbirlerine silah taşıyorlar, tüm zirvelerde böyle pozitif mesajlar veren o büyük büyük devletler ve o devlet adamları kameralar kapandığında farklı pazarlıklara oturuyorlar.

Kuşak diyoruz ya hani; işte 70’ler, 80’ler, 90’lar, en son 2000’ler. Bizim öncemiz ve sonramız arasında işte hayat tarzında, yaşam şeklinde falan bir benzerlikler vardı ama yeni kuşağın sonrası yani bundan sonrası bizim daha önce görmediğimiz bir dünya düzeni olacak.

Gıdasından insan modeline, çalışma hayatından sosyal düzene… Tüm düzen değişecek ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Koronavirüs bitecek mi, salgın ne kadar daha sürecekle alakalı her yerde binlerce, milyonlarda yorum var. Kafa karışıklığı, işte uydurma senaryolar, olmayanları var gibi gösterme, insanları etkileme ve kamuoyunu harekete geçirme planları devreye girebilir arkadaşlar ve Allah aşkına bu zamanda nereden ve kimden geldiği belli olmayan, arkasındaki dayanağı belli olmayan bilgileri, işte verileri, paylaşımları hesaplarımızdan yayıp bu paylaşımların da dalga dalga yayılmasına aracılık etmeyelim.

Bizleri tabiri caizse böyle “mal” olarak kullanan bu sosyal ağların içinde oyun kuranların tezgahlarına yalvarıyorum balıklama atlamayın, atlamayalım yani.

İşte “Twitter’da mavi tikli hesaplar paylaşıyor, kesin doğrudur bu haber.” E bakıyorsun bot yani yalan. Ooo bir milyon tweet atılmış bu olayla ilgili. Bu etiketlerle yer yerinden oynar diye bir giriyorsun içine, bir bakıyorsun paylaşan hesapların yarısı dün açılmış ama ne hikmetse bir anda onaylanmış, mavi tik verilmiş ve milyon da takipçiye ulaşmış hesaplar ama hepsi bot, hepsi fake hesap.

Denk geldiniz mi bilmiyorum. Yeni bir teknoloji diye tanıtıldı. Herkes böyle “Vaoovv ya, bu nasıl bir şey ya?” dedi. O şey ne biliyor musunuz? Bir başkası sizin sesinizle, sizin tonlamanızla, tıpkı sizin konuştuğunuz şekilde istediğini söyletebiliyor hem de bir programla! “Nasıl abi ya? Ne diyorsun anlamıyorum?” mu dediniz yoksa bana mı öyle geldi? He?

Dur bak anlatıyorum, iyi dinle. Şimdi benim görüntümü, benim ses frekansımı, benim mimik ve hareketlerimi, benim yüz kodlamamı, benim konuşma sırasındaki nefes aralıklarıma kadar alıyorlar; bunu bir yazılımla sisteme işliyorlar, test ediyorlar, hata payını ve riskini hesaplıyorlar ve bana istediklerini söyletebiliyorlar. Öyle profesyonel yapmaya hazırlanıyorlar ki bunu, benim çocuğum izlese bu videoyu, benim kardeşim izlese, benim veyahut da en yakınımdaki çalışma arkadaşım izlese ayırt edemiyor bunu.

Tehlikenin farkında mısınız? Neleri yapmaya çalıştıklarını görebiliyor musunuz? Bir video görüyorsunuz, bildiğiniz, tanıdığınız, böyle çok da sevdiğiniz bir adam. Sesi aynı, konuşması aynı, bakışları aynı ama konuştuğu şeyler şimdiye kadar anlattıklarından çok farklı. “Allah Allah, bu işte bir şey var?” diyorsun, sonra yine aynı adamdan farklı bir video daha geliyor o yayınlanan diğer videoyu doğrularcasına.

Bunu siyasetçilere, sanatçılara, sporculara ve hatta tehlikesi olmayan bir insan yaratıp ona yapmaya hazırlanıyorlar. Gece gündüz bunun için çalışıp ne var ne yoksa buna para harcıyorlar.

Dostlar öyle bir döneme giriyoruz ki hazır olun. Ciddi söylüyorum hazır olun. Hiç görmediğimiz şeyler göreceğiz, onun için hazır olun, dikkatli olun. Ondan bundan gelen şeylere inanmayın, önünüze düşen her şeyi gerçek zannetmeyin.

Teknolojik gelişme dediğimizde bizim anladığımız şey neydi? İşte savunmada ilerlemek, sağlıkta ilerlemek, bilimde çığır açmak, uzay programında öncü olmak, tarih yazmak. Değil mi? Ve bunun gibi bir şeyler ama birileri için teknolojik gelişme ne anlama geliyor biliyor musunuz?

İnsan ırkının genini değiştirmek, ölümsüzlüğü bulmak, tek tip böyle cinsiyetsiz bir toplum yaratmak, gıdayla oynayıp hormonları değiştirmek, yeni nesil üremenin şeklini kontrol altına almak, sınırları yok edecek dünya modelinin sistemini oluşturmak, DNA’mızdaki gen diziliminde sıradan insan dışında yeni bir ırk daha oluşturmak. Böyle yarı robot yarı insan, yapay zekalı robotları hayatın her alanına salmak. Evlilikleri bitirip bunu yeni bir ırkla yani yarı robotla birlikteliğin sayısını arttırmak ve yeni bir dünya düzeni kurmak yani sistemi her şeyiyle değiştirmek. Bir nesli kırmak ve devamı gelmeyecek bir nesille dünyanın devam etmesini sağlamak. Dikkat edin, tekrar ediyorum! Devamı gelmeyecek bir nesille dünyanın devam etmesini sağlamak.

İçiniz şişti değil mi? Ben de bunları araştırırken, bunları okuyup gördüğüm zaman benim de içim şişmişti.

Bu planların bizdeki asıl karşılığını anlatayım size.

Şaşırıyorsunuz bunlara değil mi? Böyle bilim kurgu filmleri artık hiçbirimize sadece basit bir bilim kurgu senaryosu gibi gelmiyor. Aksine artık her şeyin mümkün olabileceğine olan inancımız daha da arttı. “Yok artık ya, iyice şeyini çıkardılar bu filmde de!” dediğimiz şeylere şimdi dönüp dönüp bakıyoruz, “Acaba bu filmde ne anlatmaya çalıştı? Ulan yeni planları ne ya?” değil mi?

Yok abi, artık daha şaşırmayız deyip her defasında olanlar karşısında yine şaşırıyoruz.

Yalnız kaçırdığımız bir yer var. İnsanoğlunun olanlara değil yaptıklarına bakıp şaşması gerekiyor. Olanlara şaşırmakla geçirdiğimiz vakti olacakların önünü nasıl keseriz diye uyanmakla başlamamız lazım bizim. İnansınlar veya inanmasınlar, bizim koşulsuz şartsız inandığımız bir Allah var. İnsan ırkı, işte robotu, yapay zekası, şusu busu… Tüm bu oyunları bozmaya gücü yetecek olan bizim Allah’ımız var. Müslüman adam umutsuz olmaz, Müslüman adam pes etmez, Müslüman adam kaderinde yazılı nefesi kadar, yetecek gücü kadar yer doldurur kainatta. Müslüman adam böyle miskin olup kendini kullandırmaz. Müslüman adam birileri beni görsün, işte medeni olarak görsün, çağdaş olarak görsün, aydın olarak görsün diye kendi inandığı hükmün dışında başka bir hükme boyun eğmez. Müslüman adam her gecenin de her gündüzün de hayra çıkacağına inanarak yaşar bu hayatta. O birilerinin kirli oyunlarına, sapkınlıklarına, sapıtmışlıklarına, kaşımalarına, zorlamalarına, sıkıştırmalarına, pes ettirmelerine, mağlup ettirmelerine, vazgeçirtmek istemelerine karşı dik durur, sabreder, inancını tazeler ve bir abdest alır, yeniden kıyama dikilir ve devam eder.

Ezcümle; kim ne kadar zorlara zorlasın, kim ne kadar oyun kurup plan yaparsa yapsın, kim elindeki tüm imkanları ve teknolojiyi ne kadar kullanırsa kullansın Müslüman adam bilir ki:

La galiba illallah.

Galip olan yalnız Allah’tır.

Kalın sağlıcakla.